2011 yılı Tekirdağ İli Büyükbaş Aşı Desteklemeleri Askıları Yayında.. Askı Listelerine buzağı ve anaç sığır için açıklanan web sayfasından ulaşabilirsiniz.
|
2011 yılı Tekirdağ İli Büyükbaş Aşı Desteklemeleri Askıları Yayında.. Askı Listelerine buzağı ve anaç sığır için açıklanan web sayfasından ulaşabilirsiniz. Tekirdağ İl Geneli 2011 Yılı Anaç Sığır ve Buzağı Desteklemesi Askı Listeleri web adresini 0-505-7082016 numaralı cep telefonundan Orhan YILMAZ’dan öğrenebilirsiniz. Web adresinin yoğun kullanımı nedeniyle adres bilgisi sadece veteriner hekimlere, muhtarlara, birlik, şirket ve kooperatif yetkililerine verilmektedir. Ayrıca askı listelerine Pazartesi gününden itibaren ( 23 OCAK 2012 ) TEKİRDAĞ İLİ İÇİN ; GIDA TARIM VE HAYVANCILIK İL VE İLÇE MÜDÜRLÜKLERİNDE VE İLGİLİ DAMIZLIK SIĞIR YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ ŞUBELERİNDE KOOPERATİF VE SÜT BİRLİKLERİNDE BAKABİLİRSİNİZ. ASKI LİSTELERİNE CUMA GÜNÜ ( 27 OCAK 2012 ) MESAİ BİTİMİNE KADAR İTİRAZ EDİLEBİLECEKTİR. Tarım Bakanı Mehdi Eker, sütün kanser yaptığı iddialarını değerlendirdi. Star TV’de canlı yayında süt içen Eker, “Anneler korkmadan çocuklarına süt içirebilirler” dedi. İSTANBUL – Sütün kanser yaptığı iddiaları gündemdeki yerini koruyor. Tarım Bakanı Mehdi Eker, Star TV’deki Melek programında konuyla ilgili değerlendirme yaptı. Eker şunları söyledi: “Bir bardak sütte fırtına koparıldı. Bir cümle çekilip manşete çekildi. Biz bu doğru değil dedik. Bizim başlattığımız sistemle tarladan sofraya kadar bütün üretilen bütün gıda maddeleri denetleniyor. Sanayide işlenen süt güvenilir süttür. Ambalajlanan süt, denetleniyor. Birçok aşamadan sonra paketlenip satışa sunuluyor. Süt çok sağlıklı bir içecek. Her yaştaki insanın tüketmesi gereken bir içecek. Güvenilirdir. Gönül rahatlığıyla anneler, kendileri tüketibilirler. Çocuklarına korkmadan içirebilirler. Sokak sütleri sağlıksız olabilir. Burada dikkatli olmak lazım. Onların denetimi yeteri kadar yapılamiyor. İçine bir şey katıldı mı bunu bilmiyorsun. Ambalajlı süt çok daha güvenlidir. Yeni gıda güvenliği sistemiyle her kademede denetliyoruz. Etiketleri eskiden okunmuyordu. Bunu yasakladık en az 12 punto büyüklüğünde olacak. Denetlediğimiz yanlış bir şey olunca markayı tespit edip ‘şu firma sağlığa aykırı işlemi yaptı’ diyeceğiz.” CANLI YAYINDA İÇTİ Annelerin korkmadan çocuklarına süt içirebileceğini belirten Eker, kendisi de canlı yayında süt içti. ARAL DA ÇAY İÇMİŞTİ Cahit Aral, 1986′daki Çernobil felaketi sonrası çaylarda radyasyon olduğu iddialarını yalanlamak için kameraların önünde çay içmişti. Dönemin Sanayi Bakanı Aral’ın bu hareketi kamuoyunda aylarca konuşulmuştu.
Türkiye’nin 2010 yılı itibariyle 189 milyon 248 bin dolarlık zeytinyağı ihracatı yaptığını ifade eden Ölken, 2011’de 181 milyon 212 bin dolar ihracat rakamına ulaşıldığını söyledi. Ölken, zeytinyağı ihracatının yüzde 4,25 oranında gerilediğini belirterek, şunları kaydetti: “Zeytinyağı sektörünün toplam ihracattan aldığı pay ise 0,13 olarak gerçekleşti. Hatta 2010 yılının aralık ayına oranla 2011 yılının aralık ayında gerçekleştirilen zeytinyağı ihracatı yüzde 10,57 artış kaydetse bile yıl sonundaki yüzde 4,25’lik gerilemenin önüne geçemedi. Sonuçta zeytin, zeytinyağı sektörü, Türkiye’de ihracatın gruplandırıldığı 24 ana sektör içerisinde ihracatı düşen tek sektör olarak dikkati çekti.” -Türkiye, 110 ülkeye zeytin ve zeytinyağı ihracatı yapıyor- Türkiye’nin 110 ülkeye zeytin ve zeytinyağı ihracatı yaptığını dile getiren Ölken, Türkiye’nin 1 Kasım 2010-26 Ekim 2011 tarihleri arasında en fazla zeytinyağı ihracatı yaptığı ülkenin Japonya olduğunu söyledi. Ölken, Japonya’yı, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya’nın takip ettiğini ifade etti. Japonya’nın son 10 senedir ciddi bir ithalatçı ülke olduğuna değinen Ölken, şunları kaydetti: “ZZTK adına Japonya’da hedef ülke olarak 2009 yılından itibaren ciddi çalışmalar yapılmakta. Bunun neticesinde ülkedeki Türk zeytinyağı imajı arttı ve de firmalarımızın önü açıldı. Bu trend devam edecek.” Dünyada zeytinyağı üretiminde ilk sırada İspanya’nın 1 milyon 400 bin ton ile bulunduğu bilgisini veren Ölken, İtalya’nın 300 bin ton, Yunanistan’ın 220 bin ton, Türkiye’nin 191 bin ton, Tunus’un 180 bin ton zeytinyağı ürettiğini bildirdi. Türkiye, zeytinyağı tüketiminde geride Bu 5 büyük zeytinyağı üreticisi ülkenin tüketim miktarlarında ise sıralamanın aynı olmadığına işaret eden Ölken, “Türkiye’nin tüketim oranı çok gerilerde. Kişi başına 1,0 ile 1,5 kilo arasında bir tüketim miktarı var. Diğer ülkelerdeki ortalama rakam yıllık kişi başı 10 kilogramdan az değil” dedi. Zeytin toplama şeklinde geleneksel yöntemlerin bırakılması gerektiğini vurgulayan Ölken, “Tam anlamıyla makineli hasada geçilmelidir. Yeni kurulacak olan bahçeler ise makineli hasada uygun olarak kurulmalı ve ağaçlar makineli hasada uygun olarak budanmalı. Damla sulama yaygın hale getirilmeli” diye konuştu. Kaynak : http://tarim.diyalogo.com/yazilar/japonlar-kapisiyor/5000000000149957 14.01.2012, Vatan Kıbrıscık’da bir kahvehane de… Bir değil onlarca diyebilirim. İlçeyi baştan sona geçen 5-6 yüz metrelik caddenin kenarılarına kondurulmuş binaların her birinin altında birer kahvehane adeta… Bolu Terminalinde Kıbrıscık’a giden -dolmuş- minibüse bindiğimizde, 80 Km. civarında olan bu yolun 2 saatlık bir sürede gidebileceğimizi söyledi şoförümüz. Bolu’dan çıkar çıkmaz muhteşem dağ, orman ve karlı kaplı ağaçlar manzarası ile karşılaşıyoruz. Ağaçlar kardan mantolarını giymişler uzun boylu insanlardan müteşekkil hücüm vaziyetindeki orduyu andırıyordu. Yolun her iki tarafındaki ağaçlar yolu şemsiye gibi kapatmışlardı yer yer. Yukarıdan vuran güneş, ağaç üstündeki karları eritiyordu. Minibüs camına yukarıdan, kuvvetli yağan yağmurlar gibi karlı sular boşalıyordu. Bazen silecekler yetişmiyordu. Yollar üzerinde sık sık asfalt kalkmış, oyuklar, tepecikler oluşmuş, şoför durmadan direksiyon kırıyordu. İki saatlık yolculuktan sonra, sanki 20 saattir yoldaymışcasına yorgunlukla vardık Kıbrıscık’a. Kısa bir işimiz vardı, görüşmeler… bittikten sonra şehir içinde şöyle bir dolaşıp (20 dakikada bitti), bir çay içmek üzere kahvehaneye oturduk. Taze demlenmiş çay iyi geldi. Nefeslenirken, etrafta okey oynayanların bakışı altında; fakir ilçede nelerin yapıldığını, hangi işlerle meşgul olduklarını anlamaya çalıştık. Kahvehanenin önünden derisi kavlamış, kemikleri dışarı fırlamış iki inek ayaklarını sürüyerek yavaş adımlarla geçtiler. - Allah Allah. Bu kadar orman, mera… bu hayvan niye bu kadar zayıf kaldı ki?.. Kenarda tek başına oturan, adının Süleyman olduğunu sonradan öğrendiğimiz ihtiyar, “selam” verip, yanımıza oturdu. - Hoş geldiniz. Ne hizmetle buralardasınız? Anlattık. İlçe hakkında ufak bilgiler edindik. Sonra, biraz önce kahvenin önünden geçen inekleri sorduk. Bizi kahvehaneden dışarı çıkarttı. Kafasını kaldırdı, karla kaplı Köroğlu Dağlarını göstererek. - Oralar bizim yaylalarımızdır. İnanın, adam boyu ot yetişir oralarda. 8-10 yıl kadar önce, yaylalarda 1-1,5 milyon baş hayvan bulunurdu, şimdilerde 100-150 kadar ancak hayvan vardır… dedi. Süleyman efendinin gözleri yaşlıydı. - EE.dedi. koca profesör Tarım Bakanı küçük işletmelerin verimli olmadıklarını, büyük işletmelere karşı rekabet edemediklerini söylerse, köylüde hayvandan, sütten, peynirden vazgeçer. Oysa, işletmecilik başka şey, köylünün ahırındaki bir inek, birkaç keçi, üç-beş tavuk başka şeydir oğul, köylü üretimi ile geçinebilmeli, fazlasını komşusu ile değişebilmeliydi, bu imkan elinden alınmamalıydı, şimdi yapılması gereken de budur. Her köylünün ahırında küçük-büyük baş hayvanları, kümesinde tavukları olmalıdır, ufak bir bahçede fasulye, sovan, maydonoz…üretebilmelidir… bu fırsatın bu köylüye bir daha verilmesi, ülkenin de kurtuluşu olacaktır. Yaşlı gözleriyle ufuklara bakıyorken, bizi Bolu’ya götürecek minibüs geldi. Vedalaştık. Kaynak : http://blog.milliyet.com.tr/-et-fiyatlari-neden-yuksek-/Blog/?BlogNo=344146 www.mahmutemin.blogspot.com
Mutlaka geliştirilmeli Tarıma dayalı sanayinin mutlaka geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Bakan Eker, bu alanda 32 bin kişinin istihdam edildiğini vurguladı. Pamuğun Türkiye için çok önemli olduğunu kaydeden Eker, 2002 yılında 184 milyon lira pamuk desteği verilirken, 2010 yılında pamuğa 792 milyon lira ödendiğini söyledi, “Bütün çiftçilere 7 milyar lira para verdim. Yüzde 11′inin pamuğa verdim. Keşke daha çok param olsa, daha çok versem” diye konuştu. Türkiye’de sulanabilir tarım arazisini artırmayı amaçladıklarını, damla sulama desteklerini sürdüreceklerini vurgulayan Eker, sulanabilen alanın 8,8 milyon hektara ulaşabileceğini dile getirdi. GDO kesinlikle yok! GDO’lu ürün üretiminin Türkiye’de yasak olduğunu hatırlatan Eker, “Israrla söylüyorum. Biz GDO’lu ürün, bitki ürettirmiyoruz. O kanunu da biz çıkardık” dedi. Bakan Eker, desteklemelerle Türkiye’nin mısır üretiminin 5 milyon, çeltik üretiminin ise 9 milyon tona çıkarıldığını belirtirken, ülkede zeytin ağacı varlığının 91 milyondan 161 milyona ulaştığını ve üretimin arttığını dile getirdi. İzmir’e özel önem Balıkçılığın, ABD’deki gibi okyanusa açılarak geliştirilebileceğini belirten Eker, İzmir’in tarımsal anlamda önem verdiklerini söyledi. İzmir’in EXPO 2020 için aday olduğunu, bakanlığıyla ilgili bazı uluslararası etkinlikleri İzmir’de düzenleyerek kentin tanıtımına katkıda bulunacaklarını ifade eden Bakan Mehdi Eker, İzmir’de tarıma dayalı sanayi ve ihracatın artırılması yönünde desteklerinin süreceğini kaydetti. Bakan Mehdi Eker, İzmir’deki çiftçilere 2011 yılında 1,2 milyar lira destekte bulunduklarını, yatırım ve sübvansiyonların bu rakamlara dahil olmadığını vurguladı. Eker, ”Başlattığımız bir proje var, özellikle şehir merkezlerinin kıyısında tarıma dayalı sanayi tesislerine yüzde 50 hibe destek veriyoruz. İzmir’e bu şekilde 77 tesis kazandırdık. Bin 255 kişi çalışıyor. Bu tesislere verdiğimiz hibe 20 milyon 300 bin lira” diye konuştu. Destek sağlanıyor Bakan Eker, kırsal alandaki üreticilerin üretim faaliyetlerinde kullandıkları 40 civarındaki makine ekipmanına da hibe destek sağladıklarını aktararak, İzmir’de 800 civarında makine ekipman projesini desteklediklerini anlattı. Tarımsal kalkınma kooperatiflerine de 23 milyon 200 bin liralık destek sağladıklarını belirten Eker, hayvancılıkla ilgili şunları söyledi: “Hayvancılıkta, özellikle seracılıkta, bizim belirleyeceğimiz bölgelerde, üstelik desteklemeyi de arttırmak suretiyle bölgesel hayvancılık ve tarımsal üretimle ilgili organize bölgeler kuracağız. Bunu iftiharla söylüyorum, devraldığım sektör hasılası 23 milyar dolardı, bugün 62 milyar dolar. Dünya ülkeleri içinde tarım hasılasında 11. olan Türkiye, şimdi dünyanın yedinci büyük tarım ekonomisi oldu. Fransa, İspanya ve İtalya ile Rusya Federasyonu’nu geçtik. Bu strateji değişikliğiyle oldu. Türkiye’de balıkçılık üretimini 60 bin tonlardan 160 bin tonlara çıkardık Tarih yazacak Kendisini eleştirenleri önemsemediğini, çünkü bu çalışmaları tarihin bir gün yazacağını söyleyen Eker, “Muhalefet partileri, angus getirdik diye tenkit ediyor. Helâl olsun onlara, tenkit etsinler, tarih bunu yazacak. Türkiye, etçi ırklardan kırmızı etini üretmeye şu dönemde başladı diyecek tarih. Ben o misyona, o role talibim” diye konuştu. Kaynak : http://www.gozlemgazetesi.com/2758-hayvancilikta-dev-adimlar.html |
|
|
Kayıt Ol | Giriş | Yazılar RSS | Yorumlar RSS |
17 Sorgu 0,854 Saniye |
|