Kinoa Bitkisinin Tohum Hasadı Yapıldı…

Print Friendly

kinoaIĞDIR (İHA) – BÜLENT MAVZER Atatürk ve Iğdır üniversitelerinin ziraat fakültelerine ait deneme sahalarına ekilen ve astronotların beslenmesinde kullanılan ‘kinoa’ bitkisinin ilk tohum hasadı yapıldı.
NASA tarafından astronotların beslenmesinde kullanılan ‘kinoa’ bitkisi, Atatürk ve Iğdır üniversitelerinin ziraat fakültelerine ait deneme sahalarına ekildi. Iğdır Üniversitesi’nin deneme sahasında ekilen 25 çeşitten bazı türlerin yetiştirilmesinde verim elde edilirken, özellikle tuzlu toprağı seven kinoa bitkinin ilk tohum hasadı yapıldı. TÜBİTAK tarafından desteklenen projenin Atatürk ve Iğdır üniversitelerince ortak yürüttüğü bir proje olduğunu belirten Iğdır Üniversitesi Öğretim Üyesi Yardımcı Doç. Dr. Süleyman Temel, 29 Mart’ta Iğdır lokasyonunda ekimini yaptıkları bitkinin ilk tohum hasadını yaptıklarını söyledi. Temel , “Dünyanın farklı bölgelerinde getirdiğimiz bitkinin 29 Mart’ta ilk ekimini yaptık. Bitkilerimiz yetiştirmelerinde bir kıraç bir de sulu sistemi uyguladık. Bitkinin hem ot tipini hem de tohum tipinin kalitesini tespit etmeye başladık. Şu anda her parselden, her çeşitten en iyi 2 tane tohum tipi, 2 tane ot tipini, renk tipini seçtik. 24 türden seçtiğimiz seleksiyonla Iğdır için, Türkiye için yeni çeşit elde edilebilinir mi, elde etme adına bunu yapacağız. Geri kalanı ile biz tohumları hasat edip önümüzdeki yıl tekrar çalışmanın ikinci ayağını yapacağız” dedi.


Şu andaki hasadın insanların tüketeceği gıda amaçlı hasat olduğunu ifade eden Temel, “Bunların insan beslenmesindeki besin değerlerini ortaya koyacak analizler yapacağız” ifadelerini kullandı.

“KİNOA BİTKİSİNİ ALP DAĞLARI’NDAN AĞRI DAĞI ETEKLERİNE GETİRDİK”
Kinoa bitkisini Alp Dağları’ndan Ağrı Dağı eteklerine getirdiklerini söyleyen Temel, “Bu çalışmayı yaparken esas amacımız; Iğdır Ovası tuzlu rakımı düşük bir yer, Erzurum rakımı yüksek soğuk bir yer, burada yetişecek türü belirlemektir. Bu bitkinin literatürde tuzlu ve kurak toprağı sevdiğini gösteriyor. Bu da burada olur mu mantığıyla çıktığımız yolda 29 Mart’ta ektiğimiz bitkiyi burada belirlediğimiz tarihten 20 gün önce hasat ettik. Hala önümüzde hava sıcaklığının devam edeceği bir aylık süre daha var. Dolayısıyla bu bitkiye Iğdır bitkisi diyebiliriz” şeklinde konuştu.

Kaynak : http://www.haberturk.com

Ayçiçeği Çukurova Çiftçisinin Yüzünü Güldürdü..

Print Friendly

ayçiceği

Çukurova’da son yıllarda yetiştirilmeye başlanan yağlık ayçiçeği, su, ilaç ve gübreye ihtiyaç duymadığı için çorak araziye sahip olan çiftçilere avantaj sağlıyor. Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden Çukurova’da alternatif ürün olarak çorak arazilerde üretimi teşvik edilen yağlık ayçiçeği çiftçinin yüzünü güldürüyor. Bölgede alternatif ürün olarak yetiştirilen ve hasadına başlanan yağlık ayçiçeği, kilogram başına 30 kuruş devlet desteği ve masrafının az olması nedeniyle son yıllarda bölge çiftçisi için cazip bir ürün olarak öne çıkıyor. Osmaniye Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü İbrahim Sağlam, çorak ve sulanamayan arazilerde ekilen yağlık ayçiçeğinin masrafının az, getirisinin yüksek olması nedeniyle çiftçiler tarafından tercih edildiğini söyledi.

Türkiye’nin ayçiçek yağının yaklaşık olarak yarısını ithal ettiğine işaret eden Sağlam, “Stratejik öneme sahip ürünlerin teşvik edilmesini ülkemiz için önemli buluyoruz” dedi. Yörede yağlık ayçiçeği ekiminin 5-6 yıldır yaygınlaştığına dikkat çeken Sağlam, şunları kaydetti: “Önceki yıllara kıyasla bu yıl yağlık ayçiçeği ekili alanlarda artış oldu. Devletin buğdaya kilogram başına verdiği pirim 5 kuruşken yağlık ayçiçeğinde  bu rakam 30 kuruşa çıkıyor. Çiftçilerimiz, haziran ve mayıs aylarının yağışlı geçmesi nedeniyle bu yılki hasat sonuçlarından oldukça memnun. Geçen yıl dönüm başına ortalama 250 kilogram ürün alınırken bu yıl 280-300 kilogram verim alıyoruz. Bölgede bu yıl toplam rekoltenin yüzde 15 artmasını öngörüyoruz.”

Sulama, gübreleme ve ilaca ihtiyaç duymuyor

Tarlasına 4 yıldır yağlık ayçiçeği ektiğini belirten çiftçi Ökkeş Tavlun da bu yılki hasat sonucundan memnun olduğunu dile getirdi.

Şubat ayında ekimi yapılan yağlık ayçiçeğinin sulama, gübreleme ve ilaçlama masraflarının olmaması nedeniyle avantajlı olduğunu aktaran Tavlun, “Yamaç ve çorak arazimde hububat tarımı yapamadığım için yağlık ayçiçeği yetiştiriyorum. Ürünün getirisi bakımından tatmin edici, teşvik pirimi bakımından oldukça iyi” diye konuştu. Kaynak : http://www.tarimtv.gov.tr/

Ardahan Bala Doydu…

Print Friendly

Ardahan’da geçtiğimiz yıl 300 ton olan bal rekoltesi yüzde 170 artışla 800 tona ulaştı.

Ardahan Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı İlhan Evliyaoğlu, kendi ünitesinde tarım danışmanlarıyla birlikte bal sağımı gerçekleştirdi.Evliyaoğlu,  kentte yaklaşık 600 üyenin 70 bin civarında kovanı olduğunu, bu kovanların yaklaşık yüzde 70’inde bal sağım işleminin tamamlandığını söyledi.Bu yıl önemli bir bal miktarını elde ettiklerini ve bunun son 5 yılın en yüksek rakamı olduğunu ifade eden Evliyaoğlu, şunları söyledi. “Hasat dönemimiz temmuz ayının 20’si ile ağustos ayının 15’i arasında gerçekleşir. Hasada devam eden ve bitiren üreticilerimiz var. Ürün alışımız tamamen doğa şartlarına bağlı olduğu için 2010’dan sonra verim alamamıştık. İlk kez böyle güzel bir hasat elde ettik. Bu yıl üreticinin yüzü güldü. 2010’dan sonraki yıllarda 200-300 ton arasında bal alınırken bu yıl rakam 800 tonu buldu.”

“EN VERİMSİZ KOVADAN 20 KİLO BAL”
Mevcut kovanlarda balın yanında ‘oğul arı’ da aldıklarını, bundaki verimin diğerlerine oranla yüksek olduğunu aktaran Evliyaoğlu, “Bu dönem hem oğul hem de bal verimimiz gayet güzel. Allah her yıl böyle nasip etsin. Şu an en verimsiz kovanımız bile 20 kilo bal aldık. Üreticilerimizin yüzü doğa şartlarının iyi olması nedeniyle güldü. Bu yıl hava bize son derece yaradı. Balımız da gayet kaliteli” diye konuştu.

Evliyaoğlu, elde edilen ürünle yüzde 170 civarında bal artışının gerçekleştiğini belirterek, artık bundan sonra pazar bulmak için gayret göstereceklerini dile getirdi.

Tarım danışmanı Fatma Özbay da, sezon çok iyi geçtiğini, üreticilerin iyi bir kazancı olacağına inandığını anlatarak, “Arıcılık özveri isteyen bir iş olduğu için bayanlarında yapmasını istiyorum. Bayanların daha iyi üstesinden geleceğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

http://www.hurriyet.com.tr/

Hayvancılık Destekleri 3 Yıllık Belirlensin.

Print Friendly

Desteklemeler 2014Et üretiminin ve karkas verimliliğinin artırılması, sürdürülebilirliğin sağlanması için yapılan öneriler arasında hayvancılık desteklerinin asgari 3 yıllık belirlenmesi isteniyor.

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği’nin hayvancılık sektörüne yönelik yatırım ve işletme kredilerinde besiciliğin payı çok düşük seviyelerde kaldı. Stratejiye göre 2010-2014 döneminde kullandırılan faiz indirimli kredilerde besi işletmelerinin payı binde 26 ile binde 10 seviyesinde gerçekleşti. Tarım sektörüne verilen desteklerin önemli bir bölümünü hayvancılık destekleri oluşturuyor. Yem bitkilerinin üretiminden belgeli, damızlık kullanımının teşvik edilmesine kadar geniş bir yelpazede hayvancılığa destek veriliyor. Son yıllarda hayvancılık desteklerinin tarım destekleri içerisindeki payı ciddi oranda artış gösterdi. 2000 yılında hayvancılık desteklerinin tarımsal desteklemedeki payı binde 5 düzeyinde iken 2014’te bu oran yüzde 28.5’a ulaştı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Kırmızı Et Stratejisi’nde de besi sektöründe destekler ve finansman konusuna geniş yer verildi. Hayvancılık destekleri genel olarak analiz edilmesinin yanı sıra besiciliğe doğrudan veya dolaylı sağlanan destekler ve düşük faizli yatırım ve işletme kredileri de mercek altına alınıyor.

İthalattan tedirgin olmasın diye besiciye destek verildi

Kırmızı Et Stratejisi’nde besiciliğe doğrudan verilen desteklerle ilgili şu değerlendirmeye yer veriliyor: “2010 yılında sığır eti karkas fiyatlarında yaşanan yükselişi önlemek amacıyla alınan kırmızı et ithalat kararı sonrasında üreticilerde oluşacak tedirginliğin giderilmesi ve ithalat karşısında korunması amacıyla 2011 yılında ilk 6 aylık döneminde kesilen erkek sığırlar için destekleme verilmeye başlanmıştır. Bu destekleme 2012, 2013 ve 2014 yıllarında, yılın tamamını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Uygulamanın ilk 3 yılında kesilen erkek sığır başına 200 lira olarak uygulanmıştır. Üreticiler arasında desteklemeye olan farkındalığın zaman içerisinde artması ile 2012, 2013 ve 2014 yıllarında başvuru sayısı ve destekleme miktarları artmıştır. Destekleme sonuçları,ülkemizde büyükbaş hayvan besiciliğinin yapısı hakkında önemli göstergeler sunmaktadır. İç Anadolu, Ege ve Marmara Bölgesi destekten yüzde 70 pay almıştır. İklim ve coğrafi koşulları besiye uygun olması ve besilik yem materyaline ulaşımın daha ucuz ve kolay olması nedeniyle bu bölgelerde entansif besicilik yoğun olarak yapılmaktadır. Bu nedenle et entegre tesisleri de bu bölgelerde yoğunlaşmıştır ve pazara ulaşım daha kolaydır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nin daha çok besilik materyal üretiminde etkili olduğu bilinmektedir. İklim koşulları, hayvancılık kültürü ve coğrafi yapı ise entansif besiye çok uygun değildir. Hayvancılıkla ilgili sanayi kuruluşlarının (süt, et ,yem) sayı ve niteliğinin düşük olması, hayvancılığın mera, meraya dayalı ve mevsimsel yapılması da besiciliğin geri planda kalmasına neden olmuştur. Bu bölgelerde sektörün geliştirilmesi,üretimin artırılması adına bölgesel olarak değişik üretim ve destekleme modelleri geliştirilebilir.”

Destekler kaçak kesimi azalttı

Besi hayvan kesimine verilen desteğin onaylı kesimhane sayısını artırırken, kaçak kesimi de azalttığı vurgulanan Kırmızı Et Stratejisi’ne göre, yapısal reformların gerçekleştirilmesi için verilecek desteklemelerle ilgili öneriler şöyle: “Bölgesel bazda yeterli kapasite büyüklüğüne sahip süt ve kırmızı et işleyen yerlerde,bu alanda kullanılacak kaynağın hayvan pazarlarının, kesimhanelerin rehabilitasyonu ile hayvan sağlığı ve refahı konularına yönlendirilmesi daha etkili olacaktır.

Canlı hayvan pazarları, damızlık ve kırmızı et üretici birliği üyelerini bir araya getirecek şekilde aracıların devreden çıkarıldığı bir yapıya kavuşturulmalıdır. Buna göre damızlık birliği üyeleri besilik olarak satılacak buzağı, dana sayılarını birliklerine bildirmeli. Bu bilgiler Türkiye genelinde kırmızı et üretici birliklerince paylaşılarak belirlenen tarihlerde ilgili hayvan pazarında kırmızı et üretici birliği üyelerine satışı yapılmalıdır. Tüm büyükbaş ve küçükbaş hayvan satışları birlikler üzerinden yapılarak online olarak il müdürlüklerine ve ticaret borsalarına bildirimlerinin yapılması sağlanmalı. Kesime gidecek hayvanların kesimhaneye nakli ve karkasının pazarlanması üretici birliği aracılığıyla sağlanmalı. Karkaslar üzerine birliğin ve çıktığı işletmenin logosu mutlaka belirtilmeli. Bu şartları sağlamak üzere ilgili mevzuatlar yenilenmeli. Bu yapıyı tesis etmek adına damızlık-süt ve üretici birliklerine hibe destekleri,üreticilere ise özel prim verilebilir.”
SORUN: KÜLTÜR IRKI CANLI HAYVAN TEDARİKİNDE DIŞA BAĞIMLILIĞIN AZALTILMASI 

ÇÖZÜM: 

► Holstein, Simmental, Jersey gibi kültür ırkı hayvanlarla,hijyen ve diğer nitelikler bakımından (materyalin genetik değeri gibi) başarılı olduğu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından belgelendirilmiş/ onaylanmış, orta-büyük kapasitelerle damızlık süt sığırcılığı yapan ve kapasitesini artırmak istemeyen işletmelerin, ihtiyaç fazlası iyi koşullarda bakılmış kültür ırkı buzağı, dana, düve, tosun gibi hayvanlarını TİGEM (Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü) ve /veya Damızlık Sığır Yetiştiricileri İl Birlikleri, Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri gibi örgütlere pazarlayabilmesine yönelik yapının kurulması,bu yolla yurt içinde hayvan tedarik merkezlerinin kurulmasının temellerinin atılması.

SORUN: KIRMIZI ET ÜRETİMİNİN VE KARKAS VERİMLİLİĞİNİN ARTIRILMASI SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN SAĞLANMASI 

ÇÖZÜM:

► Kırmızı et üretiminin artırılabilmesi için büyükbaş besicilikte, birim başı karkas et verimliliği yüksek, et ve kombine verim yönlü hayvanların kullanılmalı.
► İşletmesinin ihtiyacı olan kaba yemi üreten ve / veya sözleşmeli üretim metoduyla tedarik eden işletmelere faiz indirimli kredilerde ilave faiz indirimi sağlanması.
► Besi materyali tedarikinde önem arz eden Erzurum, Kars ve Ardahan gibi yayla hayvancılığının yoğun yapıldığı illerde bu tip yetiştiriciliği artırmaya yönelik desteklemeler geliştirilmeli.
► Hayvancılık desteklerinin asgari 3 yıllık olarak belirlenmesi. XBesiye alacağı sığırları 2-4 aylık yaşlardan itibaren süt işletmelerinden temin eden ve besi sonu kestiren (hayvanın doğumundan ölümüne 2 işletme değiştirmesi şartı ile) besi işletmelerine maliyet yüklerini azaltmak adına özel destek verilmeli.
► Girdi masraflarının azaltılması için mazottaki ÖTV ile elektrik,gübre ve yemde uygulanan KDV oranlarının düşürülmesi.
► Hayvancılık desteklerinin ve indirimli faizli kredi uygulamalarının bölgesel bazda farklılaştırılması.
► Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin belirli bir büyüklüğe ulaşıncaya kadar ilave olarak desteklenmesi.

SORUN: TEMİNAT PROBLEMİ YAŞAYAN KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLERLE BESİCİLİK YAPAN ÜRETİCİLERİN FİNANS KAYNAKLARINA ERİŞİMİNİN KOLAYLAŞTIRILMASI 

ÇÖZÜM: 

► Teminat yetersizliği nedeniyle krediye erişim sorunu yaşayan üreticilerin, et sanayi, et işleme tesisleri, mandıralar, perakende zincirler vb. ile “sözleşme” imzalaması ilgili tedarikçinin talep ettiği ırk ve yetiştirme koşulları ile arza uygun üretim yapması, söz konusu tedarikçinin, sözleşmeli üreticisine kefil olmasıyla üreticinin krediye erişiminin kolaylaşması, sözleşmeli üretime yüzde 100 indirimli kredi verilmesi. Bu kapsamda üreticiye ayni olarak sağlanacak hayvanların rehin kabul edilmesi, başka teminat istenmemesi.
► Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından sözleşmeli üretim modeli ile ürün alan et sanayicisi/ işleme tesisleri/ entegre tesisler/ mandıralar/perakende zincirlere özel destekleme, vergi avantajı, hibe vb. gibi uygulamaların geliştirilmesi.
► Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından sözleşmeli üreticilere özel destekleme, hibe, faiz indirimi vb. uygulamaların geliştirilmesi.

SORUN: DESTEK ÖDEMELERİ VE SÜBVANSİYONLU (FAİZ İNDİRİMLİ) KREDİ UYGULAMALARININ ETKİ ANALİZİ 

ÇÖZÜM:

► Kısa vadede, hijyen, kalite ve kayıtlılık sağlayan besilik erkek sığır desteklemelerinin sürdürülmesi.
► Destek ödemeleri ve indirimli faiz uygulamalarının, uygulamadan öncesi ve sonrasında ülke tarımına, ekonomiye, sosyo- kültürel yapımıza vb. etki analizlerinin yapılabilmesi için ilgili kurum ve kuruluşların ortak strateji, veri paylaşımı, veri analizi gibi çalışmaları Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı koordinasyonunda birlikte yürütülmesi.

Bölgeye göre kredi ve destek verilsin
Hayvancılık desteklerinin ve faiz indirimli kredilerin bölgesel bazda farklılaştırılması gerektiği ifade edilen Kırmızı Et Stratejisi’nde, “Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin belirli bir büyüklüğe ulaşıncaya kadar ilave olarak desteklenmesi, bölgesel bazda optimum hayvancılık işletme büyüklükleri belirlenerek bu işletmelere destek verilmelidir” görüşüne yer verildi.

Mazotta ÖTV, diger girdilerde KDV düşürülsün
7 Haziran seçiminde tarımla ilgili en önemli vaatlerden birisi mazot fiyatının düşürülmesi raporda da yer aldı. Muhalefetin çiftçiye ucuz mazot taahhüdüne iktidar partisi AK Parti karşı çıkarak uygulanamaz olduğunu iddia etmişti. Bakanlığın Kırmızı Et Stratejisi’nde “girdi masraflarının azaltılması için mazottaki ÖTV ile elektrik, gübre ve yemde uygulanan KDV oranlarının düşürülmesi” öneriliyor.

et-stratejisi-tablo-1.jpg

et-stratejisi-teblo-2.jpg

http://www.dunya.com/

Kurbanlık fiyatları ile ilgili kritik açıklama

Print Friendly

kurbanlik-sigirTürkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Güzel, kurbanlık fiyatlarının 4 yıldan bu yana normal şekilde seyrettiğini belirterek, “Geçen yıl küçükbaş hayvanın fiyatı ortalama 600 liraydı, bu sene de aynı” dedi. Güzel,  son günlerde basında çıkan “kırmızı et fiyatlarının fahiş miktarda yükseleceği” yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Her Kurban Bayramı öncesi birilerinin piyasaya çıkıp “fiyatlar artacak” ve “kurbanlık bulamayacağız” gibi söylemlerle “hayvan tacirliği” yaptığını savunan Güzel, “Bu, suni bir gündemdir. Her Kurban Bayramı’ndan önce piyasaya çıkıp birileri böyle şeyler yapıyor ama su yatağını bulur, sabretmemiz lazım” diye konuştu. Hayvanların şu an meralarda olduğunu aktaran Güzel, fiyatların tahmin edildiği gibi yükselmeyeceğini söyledi.

Vatandaşlara kurbanlık satın almakta acele etmemelerini tavsiye eden Güzel, “Kurbanlık fiyatları 4 yıldan bu yana normal bir şekilde seyrediyor. Geçen yıl küçükbaş hayvanın fiyatı ortalama olarak 600 liraydı, bu sene de aynı. Bundan sonra da böyle devam edecek çünkü piyasada yeteri kadar hayvanımız mevcut” ifadesini kullandı.

Kırmızı et fiyatlarında normal seviyede bir artış olduğunu belirten Güzel, bunun da sadece üreticiden kaynaklanmadığını, sanayici, nakliyeci ve tüccarların az da olsa fiyatların yükselmesine neden olduğunu ancak bunun bahsedildiği gibi “uçuk” bir rakam olmadığını söyledi.

“HÜKÜMET İTHALAT KONUSUNDA HASSAS”
Geçen yıl 20 lira olan kırmızı et fiyatının bu sene 23 lira civarında seyrettiğini kaydeden Güzel, tüketicinin bu konuda panik yapmasına gerek olmadığını ifade etti.

Canlı hayvan ithalatına da değinen Güzel, “Hükümetimiz ithalat konusunda çok hassas davranıyor. İthalatın ne olduğunu bizden daha iyi biliyor ve konuyu gerçekten yakinen takip ederek üzerinde duruyor. Şu anda Avrupa ile rekabet ediyoruz. Orada denildiği gibi et ve canlı hayvan fiyatları çok ucuz değil. Bugün canlı hayvanın kilosu 16 liradan ithal edilirken yurtiçindeki fiyatı14-15 lira civarında” değerlendirmesinde bulundu.

“Üreticilerin kasıtlı olarak fırsatçılık yaptığı” yönünde iddialar bulunduğunu aktaran Güzel, üreticinin hayvanı elinde bekletmesinin de bir maliyeti olduğunu hatırlatarak, fırsatçılık yapmadığını belirtti.

Güzel, süt fiyatlarının da 3 yıldan bu yana hiç değişmediğini ve şu anda arz fazlası üretimi olduğuna işaret etti.

Mera ve yaylalardaki hayvan sayısının yeterli olduğunu anlatan Güzel, “Vatandaşlardan sabretmelerini istiyoruz ve onlara hayvan vaat ediyoruz. Şu an kurbanlık almak için çok erken. Halkımız, bayramda da istediği şekilde hayvan bulacak ve kesecek” şeklinde konuştu.

http://www.hurriyet.com.tr/

 

Çiğ Sütün Değerlendirilmesine Yönelik Destekleme Uygulama Esasları Tebliğinde (Tebliğ No: 2014/60) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2015/36)

Print Friendly

sut

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından:

ÇİĞ SÜTÜN DEĞERLENDİRİLMESİNE YÖNELİK DESTEKLEME UYGULAMA

ESASLARI TEBLİĞİNDE (TEBLİĞ NO: 2014/60) DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2015/36)

MADDE 1 – 23/12/2014 tarihli ve 29214 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çiğ Sütün Değerlendirilmesine Yönelik Destekleme Uygulama Esasları Tebliği (Tebliğ No:2014/60)’nin 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı; ülkemiz süt üretiminin geliştirilmesi, kayıt altına alınması, çiğ süt arzının fazla olduğu dönemlerde çiğ sütün süt tozu yapılmak suretiyle piyasadan çekilmesi ve çiğ süt fiyatlarında istikrarın sağlanması amacıyla ihracatçı firmaların ihraç ettikleri ürünlerin bünyesinde kullandıkları süt tozunu iç piyasadan temin etmelerine yönelik süt tozu üretiminin ve süt tozunun doğrudan yurtdışına ihracatının desteklenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanununun 19 uncu maddesi ile 16/3/2015 tarihli ve 2015/7495 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan 2015 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararın 4 üncü maddesinin onyedinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bentler eklenmiştir.

“n) Analiz raporu: İl müdürlüklerince, 12/4/2005 tarihli ve 25784 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Koyulaştırılmış Süt ve Süttozu Tebliği (Tebliğ No: 2005/18)’nin 14 üncü maddesinde yer alan numune alma şartlarına uygun biçimde, numune alınarak ilgili laboratuvara gönderilen ve aynı Tebliğin ekinde (Ek-2) belirtilen değerlere uygun olduğunu gösteren belgeyi,

  1. o) İhracat ön izin belgesi: Genel Müdürlük tarafından verilen, doğrudan süt tozu ihracatında destekleme kapsamına alınacak süt tozu miktarını ton olarak gösteren belgeyi,

ö) Süt tozu ihracatçısı: Kendi üretmiş olduğu süt tozunu doğrudan yurtdışına kendi ihraç eden firmayı,”

MADDE 4 – Aynı Tebliğin 5 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Genel Müdürlük gerekli gördüğü hallerde süt tozu ihracatçısına, Bakanlıktan ön izin belgesi almaları ve ön izin tarihinden sonra iki ay içerisinde analiz raporuyla belgeleyerek, ihraç etmeleri koşuluyla doğrudan süt tozu ihracatı için destekleme ödemesi yapabilir.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(6) Genel Müdürlük doğrudan süt tozu ihracatı desteklemesi için maliyet komisyon raporlarını dikkate alarak farklı bir birim fiyat belirleyebilir.”

MADDE 6 – Aynı Tebliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“h) Doğrudan süt tozu desteklemesinden yararlanmak isteyen süt tozu ihracatçısı firmalardan istenecek ek belgeler:

1) Bakanlıkça verilen ihracat ön izin belgesi

2) İhracat ön izin belgesi alındıktan sonra iki ay içerisinde ihracatın gerçekleştiğini gösteren belge

3) Analiz raporu”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“d) Ödemeye uygun bulunan müracaatlar ile ilgili; ürün bünyesinde kullanılan süt tozu ihracatı için Ek-3, doğrudan süt tozu ihracatı için Ek-4’te yer alan icmal tablosu düzenlenerek onaylanır ve beş iş günü içinde Genel Müdürlükte olacak şekilde gönderilir.”

MADDE 8 – Aynı Tebliğin ekine ekteki ek-4 eklenmiştir.

MADDE 9 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 10 – Bu Tebliğ hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür.

Eki için tıklayınız.

Süt Fiyatlarına ESK Müdahale Etmeli…

Print Friendly

sutkayitTürkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiğ süt fiyatlarının bir yılı aşkın bir süredir 1 lira 15 kuruş olduğunu bildirerek, “Et ve Süt Kurumu (ESK) müdahale kurumu olarak hükümetten talebimiz üzerine kuruldu. Kurum, bugünler için lazım. ESK’yı süt fiyatlarına, piyasaya müdahale etmeye davet ediyorum. Aksi takdirde sektörü bir felaket bekliyor. Süt hayvanları kesime giderse, sektörde yıkım olur. Sektör çökerse, ette bugünkü fiyatları ararız” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, çiğ süt fiyatlarının 2014 Temmuz ayından bu yana 1 lira 15 kuruş olduğunu ve fiyatın değişmediğini belirtti. Bir yıllık sürede perakende süt, peynir, yoğurt gibi ürün, fabrika yemi, yonca gibi girdi fiyatları artarken, tüketici enflasyonu yüzde 6,81 iken, çiğ süt fiyatlarının değişmeden aynı kalmasının, artmamasının, üreticiyi çok olumsuz etkilediğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu ortamda çiğ süt fiyatları artmazsa, üretici üretimini sürdüremez. Ulusal Süt Konseyi’nde belirlenen çiğ süt tavsiye fiyatı, Temmuz 2014 tarihinden bu yana litrede 1 lira 15 kuruş. Üstelik birçok ilde de fiyat 1 lira 15 kuruşun altında satılıyor. Her şeyin fiyatı artıyor. Çiğ süt fiyatı artmıyor. Üreticinin maliyeti sürekli yükseliyor. Süt üreticimizin kar marjı kalmadı. Üretici gelir sağlayamazsa, emeğinin karşılığını alamazsa, zararına üretim yapamaz.

En son 24 Haziran 2015 tarihinde yapılan toplantıda, 20 kuruşluk zam talebimiz kabul edilmedi. Süt sanayicileri, önümüzdeki süreç için de fiyatın aynı kalması gerektiğini ifade ettiler. Sanayiciler, ‘stoklarımız dolu, ihracat yapamıyoruz, ürün satamıyoruz’ dediler. Taraflar anlaşamadan masadan kalktı. Daha sonra 29 Temmuz’daki toplantıda, Eylül ayına kadar fiyatın 1 lira 15 kuruştan devam etmesi kararı alındı ve ilan edildi.”

-“Üreticimiz mağdur. ESK bugünler için lazım”-

Bütün bunların sorumlusunun üretici olmadığını vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Üreticimiz mağdur. Biz bugünleri düşünerek, sütte bir müdahale kurumu kurulmasını istemiştik. Sonuçta, ısrarla, her platformda savunduğumuz taleplerimize olumlu yanıt verildi ve Et ve Balık Kurumu bir müdahale kurumuna dönüştürülerek Et ve Süt Kurumu kuruldu. Hükümetten talebimiz üzerine kurulan ESK, bugünler için lazım. ESK’yı süt fiyatlarına, piyasaya müdahale etmeye davet ediyorum. Aksi takdirde sektörü bir felaket bekliyor. Süt hayvanları kesime giderse, sektörde yıkım olur. Sektör çökerse, ette bugünkü fiyatları ararız

Şimdi tam zamanıdır. Üretici, ürününü bir yılı aşkın bir süredir aynı fiyata satıyor. Sanayici, ‘stoklarım dolu, ihracat yapamıyorum, ürün satamıyorum’ diyor ve çiğ süt fiyatının artmasına karşı çıkıyor. Et ve Süt Kurumu piyasayı düzenlemeli, ürün fazlaysa süt satın almalı. Bizim talebimizle oluşturulan Et ve Süt Kurumu, bu ortamda müdahale etmeyecekse ne zaman edecek? Piyasa, fabrikalarına fabrika katan, zincirlerine yeni halkalar eklemek isteyen üç-beş tüccarın elinde oyuncak olmamalı.

Süt ürünleri ve girdi fiyatları artarken, enflasyon yüzde 6,81 iken, çiğ süt fiyatları artmazsa, üretici üretimini sürdüremez. Geçmişte yaşadık. 2008 yılında süt inekleri kasaba gitti. Daha sonra et sıkıntısı yaşandı ve 3 milyar doların üzerinde döviz harcamak zorunda kaldık.”

Hayvanlar kasaba giderse, yeni kriz kaçınılmaz olur-

Milyarlarca dolar harcanarak oluşturulan damızlıkların kasaba, üretimi artırmak için verilen milyarlarca liralık desteklerin boşa gitmemesi, 2010 yılında yaşanan et krizinin tekrar yaşanmaması için çiğ süt fiyatlarının acilen artırılmasını isteyen Bayraktar, “Sütte hayvancılık krizin eşiğinde. Süt fiyatları artmazsa, sütte istikrar sağlanmazsa, tüketicimiz ucuz et yiyemez. Eğer fiyatlar artmazsa ne yazık ki hayvanlar kasaba gidecek, yeni bir kriz kaçınılmaz olacaktır. 2010 yılında ithal edecek hayvan bulabildik. Artık dünyada yeterli ve uygun fiyata hayvan bulmak da zor” uyarısında bulundu.

Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bizde üretici ürününün fiyatını belirleyemiyor. Süt üreticileri piyasanın acımasız çarklarına mahkûm edilmemeli. Gelişmiş ülkelerdeki gibi devlet, üretici lehine pozitif ayrımcılık yapmalı. Süt üreticisi korunmazsa, istihdam sekteye uğrar. Şehirlere göç önlenemez.

Özellikle büyükbaş hayvancılığın ayakta kalabilmesi, kırmızı et üretiminde sıkıntı yaşanmaması, ancak sütün istikrarlı, yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkündür. Söz konusu şartlara haiz bir pazarın oluşması ise ancak istikrarlı bir tüketim ve buna bağlı bir üretimle sağlanabilir.

Sütte üretim hızla artıyor. 2011 yılında 15,1 milyon ton olan süt üretimi, 2012 yılında 17,4, 2013 yılında 18,2, 2014 yılında 18,5 milyon tona çıktı.  Üretim artışı ve verilen teşviklerle birlikte sanayiye aktarılan süt miktarı artıyor. 2011 yılında 7 milyon 74 bin ton olan sanayiye aktarılan inek sütü miktarı, 2012’de 7 milyon 932 bin, 2013’de 7 milyon 939 bin, 2014’de 8 milyon 626 bin tona yükseldi.

Süt sektörü 2014’de 44,3 milyar lira olan hayvansal üretimin yüzde 45,5’ini karşılıyor. Sektörü, yüzde 39,1 ile kırmızı et, yüzde 9,8 ile yumurta izliyor.”

Temmuz ayı itibarıyla üretici sütünü 1 lira 15 kuruşa satarken, ortalama tüketici fiyatının 3 lira 35 kuruş olduğunu belirten Bayraktar, “üreticinin 1 lira 15 kuruşa sattığı süt, tüketiciye ortalama 2,9 katı fiyata ulaşıyor. Üretici süt fiyatı, 2014 Temmuz-2015 Temmuz arasında hiç artmadı ve 1 lira 15 kuruşta sabit kaldı. Perakende süt fiyatı yüzde 9,5 artışla 3 lira 6 kuruştan, 3 lira 35 kuruşa çıktı” dedi.

Bayramda Et Fiyatları Yüzde 20 Artar…

Print Friendly

 

et43

 

Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçındağ, et fiyatlarının yükselişine dikkat çekerek Kurban Bayramı’nda fiyatların daha da artacağını söyledi. Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçındağ, et fiyatlarının yükselip yükselmeyeceği ve Kurban Bayramı’nda fiyatların nasıl olacağı ile ilgili açıklamalar yaptı. 2015’in ikinci yarısında et üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 20 civarında bir artış gösterdiğini belirten Yalçındağ, bu artışın nedeni incelendiğinde fiyatların yükselmesinin damızlık hayvan kesiminde artışı da beraberinde getirdiğini söyledi.

Yalçındağ, Kurban Bayramı’nın yaklaştığına dikkat çekerek ”Önümüzdeki çeyrekte de önemli bir artış gözlenecek. O da Kurban Bayramı’nın piyasaya et olarak dönüşüyle alakalıdır. Orada da bir artış görünecek, bunu da ifade etmiş olayım. Yüzde 20’ye yakın artış söz konusu. İster istemez buna da etki edecek. Vatandaş 2 -3 bin liraya hisseye mi gireyim yoksa 500 ile bin lira arasında koç alayım keseyim mi? Bunun cevabını verecek olan ibadetin sahibinin kendisi” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki et tüketiminin büyük bir kısmının büyükbaş hayvancılıktan karşılandığını kaydeden Yalçındağ, Türkiye’nin et ihtiyacının şu anda yüzde 10’luk bir bölümünün küçükbaş hayvandan sağlandığını söyledi. Et fiyatlarının azalması için küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Yalçındağ, “Büyükbaş hayvanların fiyatlarındaki yükselişin biraz daha yüksek olacağı görünüyor. Ama doğrudan alıcı ve satıcının anlaştığı noktada teşekkül ediyor. Vatandaşların bu sene pazarlığı biraz daha sıkı yapmasını istiyorum” tavsiyesinde bulundu.

Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla vatandaşların et fiyatlarındaki artış nedeniyle endişelenmeye başladığına değinen Yalçındağ, ”300 kilo ağırlığında bir hayvan almaya kalktığımızda, pay oranı kurban edilecekse bunun hakikaten ortalama ikinci el otomobil fiyatına gittiğini ben de söylerim” diye belirtti.

‘İthalatın serbest bırakılması lazım’

2013-2014 yıllarında besicilerin yani üreticilerin beslenecek hayvan konusunda sıkıntıyla karşılaştığını, bu nedenle ithalatın kısıtlandığını, bu kısıtlamanın kaldırılması ve ithalatın serbest bırakılmasını ifade ettiğini kaydeden Yalçındağ, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Bu yapılmazsa ne olur diye sordular? Bu yapılmazsa 2010’daki gibi et ithalatına gider dedim. Et ithalatının ne vatandaşa faydası olur ne de esnafa faydası olur. O ürünler donmuş ürünler, onlar ne zaman kesilmiş 3-4-5 ay önce kesilmiş, dondurulmuş ürünler, bizim Et ve Süt Kurumu marifetiyle yapılan ithalatın konusu bu. Ben yemem, müşterime alıp da sunmam.”

2010 yılında yapılan ithalatta çoğu kasabın ithal eti tercih etmediğini ifade eden Yalçındağ, kasapların yerli üreticinin ürünlerini alıp sattığını dile getirdi. 2010 yılında et fiyatları 17-18 lira gibi rakamlara çıkınca devletin radikal kararlar almak zorunda olduğunu belirten Yalçındağ, şöyle konuştu: ”Et ithalatı başladı. İthalat başlayınca piyasalar 14-15 lira aralığına geriledi, işlem normale döndü. Biz de yerli üreticiden ihtiyacımızı karşıladık. Sanayici gibi yurt dışından almadık. Oradaki kesimle Türkiye’de depolara gelişinin arasında bir hafta 10 günlük zaman dilimine ihtiyaç duyuluyordu. 10 gün önce kesilen eti tezgahımda satamam. Bizim satışımıza uygun değil, onlar sanayide kullanacak, yemek yapacak. Bugün Et ve Süt Kurumu’ndan alacaklar hem de çok iyi fiyata alacaklar sanayide kullanacaklar. Bize faydası ne olacak? Büyük alıcılar piyasadan ihtiyaçlarını karşılamayıp et ve süt üretiminden karşıladığından piyasa bir nebze ferahlayacak. Fiyatlar da istenilen noktaya, ön görülen noktaya gelecek. Bu da etiketlere yansıyacak. İlk işaretleri gördük, bir iki lira geri geldi.”

‘Aile işletmeleri tekrar oluşturulmalı’

Suni bir şekilde profesyonel üreticilerin yaptığı gibi bu noktaya kadar çıkarılmasının doğru olmadığını vurgulayan Yalçındağ, bu olayların Türkiye’deki aile işletmeciliğinin bitmesinin ardından gerçekleştiğini kaydetti. Üretimin neredeyse yüzde 90’ın üzerinde oranla profesyonel üreticilerin elinde olduğunu söyleyen Yalçındağ, “Aile işletmesi diye bir şey kalmadı, aile işletmelerinin tekrar oluşturulması ve hayata geçirilmesi lazım. Şehirde herkese iş bulamazsınız” dedi.

Kaynak : http://www.dunya.com/ekonomi/ekonomi-diger/bayramda-et-fiyatlari-yuzde-20-artar-272160h.htm

 

Muğla’da Limon Masaya Yatırıldı

Print Friendly

limon

Muğla’nın Dalaman ilçesinde limon ürününün zamanında hasat edilmesi ve pazarlanması konularında yapılan toplantıda TİGEM tarafından tahmini kilogram üzerinden satış yapılması tartışmalara neden oldu.
Toplantıda, Narenciye pazarlamasında nelere dikkat edilmesi gerektiği, bölgedeki soğuk hava depolarının yetersizliği konuları ele alındı. Bunun yanı sıra Limon fiyatlarında, hasat dönemindeki satışlarla, tüketiciye pazarlama fiyatlarının arasındaki uçurum gibi olan farklar gündeme geldi. Limonun zamanından önce hasat edilmemesine dikkat çekildi.
TİGEM Dalaman Tarım İşletmesi Müdürlüğünün toplantı salonunda gerçekleşen toplantıya Dalaman Kaymakamı Yılmaz Şimşek, Ortaca Kaymakamı Fatih Ürkmezer, Köyceğiz Kaymakamı Gürkan Demirkale, Dalaman Belediye Başkanı Muhammet Şaşmaz, TİGEM Dalaman Tarım İşletme Müdürü Bülent Öztürk, Ortaca İlçe Ziraat Odası Başkanı Salim Çöllü, Dalaman İlçe Ziraat Odası Başkanı Tevfik Tayfun Tuncay ve narenciye üreticileri katıldı.


Muğla Üniversitesi Ortaca Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Yardımcı Doçent Dr. Hakan Altun sinevizyon eşliğindeki bilgilendirme sunumunda; ’’Limon üreticisinin erken hasattan dolayı zarar görmemesi için üreticinin ve ihracatçının erken hasat yapılmaması gerekir. Hasat zamanının tespitinde usare (Su) miktarına ve meyve rengine bakılarak hasat zamanının gelip gelmediğine karar verilmelidir. Usare (su) bakımından hasat zamanı gelen, Limonda usare (su) miktarı ağırlık olarak meyvenin % 25 inden az olmamalıdır ki satışa sunulabilsin. Renk bakımından ise, Limon çeşidin tipik renginde olmalıdır. Ancak toplama zamanı ve yetiştiricilik bölgesi dikkate alınarak en az usare miktarının bulunması şartı ile hafif yeşil renkte olanların hasadı yapılmalıdır’’ ifadelerine yer verdi.
TAHMİNİ KİLOGRAM ÜZERİNDEN SATIŞA TEPKİ
Ortaca Ziraat Odası Başkanı Salim Çöllü; TİGEM Dalaman Tarım İşletme çiftliğindeki Tahmini kilogram üzerinden satışların bölgedeki çiftçilerin pazarını bozduğunu ve bundan dolayı bölgemizdeki limon satışlarında sıkıntılar yaşandığını ifade etti.
Çöllü; ‘’Tor satış diye ifade edilen tahmini kilogram üzerinden satışlarda arazilerdeki ürünlerin tahmin edilen kilogramların çok üzerinde çıkması nedeni ile yapılan ihalelerde verilen fiyatlar yarı yarıya düşmektedir. Şöyle ki arazide 200 ton olarak tahmin edilen ürün kilogramı 300 – 350 ton civarında bir ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda örneğin 1 lira 20 kuruşa satılan ürünün kilogram fiyatı 60 kuruşa kadar düşmektedir. TİGEM’de limon ve narenciye ihalesine giren herhangi bir tüccar bu durumu bildiği için ihalenin artırım fiyatını fazla önemsememektedir. Çünkü nasıl olsa 200 ton diye aldığı ürün en kötü şartlarda 300-350 ton gelmektedir. Bu durum dışarda kilo ile ürünlerini satan üreticilerimizin aleyhine olmaktadır. Bizim bölgenin ziraat odaları olarak TİGEM’den isteğimiz dışardaki üreticilerimizin mağdur olmamaları için burada da satışların kilogram üzerinden yapılmasıdır’’ diye konuştu.
KİLO OLARAK SATIŞ YAPAMAYIZ
TİGEM Dalaman Tarım İşletmesi Müdürü Bülent Öztürk ise; ’’Kooperatiflerin limon satışlarındaki kritik noktaları atlamaları nedeniyle bizi suçlu görmeleri doğru değildir. Bu konuda yapılan konuşmaları kurumumuz olarak kabul etmiyoruz. Tüccar malı alırken birinci makastaki malı aldı ve yüksek fiyatla satışı yapıldı, diğer makastaki malı ise almıyorum kardeşim dediğinde ne diyeceksiniz? Kilo olarak satış yapamazsınız’’ dedi.
SORUNLARI BİRLİKTE ÇÖZMELİYİZ
Üreticilerin ve kooperatiflerin satışlarını güçlendirmenin önemine değinen, Dalaman Kaymakamı Yılmaz Şimşek; ’’Narenciye üreticilerimizin sıkıntılarını dertlerini bu tarz toplantıları sıklaştırarak yapmamız gerekecek, çiftçilerimizin de toplantılara daha fazla iştirak etmeleri gerekmektedir. Önemli olan bölgemizdeki üreticilerin ve kooperatiflerin satışlarını güçlendirmek, karşılıklı sorunlar masaya yatırılıp değerlendirmeye alınmalıdır’’ diye konuştu. Kaynak : Milliyet Gazetesi

 

Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımların Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2015/16)’De Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2015/35)

Print Friendly

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından:

KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI KAPSAMINDA TARIMA DAYALI EKONOMİK YATIRIMLARIN DESTEKLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2015/16)’DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2015/35)

MADDE 1 – 30/4/2015 tarihli ve 29342 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımların Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2015/16)’in 8 inci maddesinin onuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(10) Tarımsal üretime yönelik modern sabit yatırım projeleri, alternatif enerji kaynakları kullanan seralar, çelik silo ve soğuk hava deposu dışında kalan yeni tesis başvurularında yatırım yerine ait imar planının en geç hibe sözleşmesi imzalanması aşamasında il müdürlüğüne sunulması gerekmektedir. Ancak imar planını yetiştiremeyen başvuru sahiplerinin tebliğ tarihinden sonra hibe sözleşmesi imzalayacağı son günün mesai bitimine kadar il müdürlüğüne yazılı başvuruda bulunarak ekinde imar planı için gerekli müracaatları yaptığına dair belge ile imar planını en geç ilk ödeme talebi ile birlikte il müdürlüğüne sunacağına dair taahhütnameyi vermeleri durumunda hibe sözleşmesi imzalanabilir. Bu durumda imar planının en geç ilk ödeme talebi ile birlikte il müdürlüğüne sunulması gerekmektedir. Aksi takdirde herhangi bir ödeme yapılmaz ve teminatları Hazine adına irat kaydedilir.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Yatırım projelerinin tamamlanma son tarihi 1/6/2016’dır. Bu tarih itibariyle tamamlanamayan projeler yatırımcıların talebi ve il müdürlüğünün uygun görmesi halinde kendi kaynakları ile doksan günü aşmamak üzere verilecek süre içinde tamamlanır.”

MADDE 3 – Bu Tebliğ 30/4/2015 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür.