Google Arama Motoruna Türk rakip geldi!

Print Friendly

İnternet kullanıcılarının neredeyse tamamına yakının arama motoru olarak kullandığı bilinen google.com`a karşı iki Türk tarafından hazırlanan `attabot.com` web arama motoru beta yayınına başladı.Web 2.0`ın olanaklarıyla arama motoru işlevlerini bir araya getiren attabot.com arama motoru, e-posta hesabı, çevrimiçi Türk Dil Kurumu sözlüğü ve Redhouse sözlük gibi hizmetleri tek adreste toplayarak kullanıcıyla büyük kolaylık sağlıyor.

Kullanıcıların aradıkları kelimelere göre birbirlerine ulaşmasını sağlayan ortak arama, kullanıcılarının aramalarının sonuçlarının kaydedilebilmesini sağlayan `AttaRez` ve çeşitli kaynaklardan topladığı güncel haberleri görüntüleyen haber bölümü gibi kendine özgü işlevlerle de dikkat çekiyor.Portalın kurucu ortağı Seyfi Erol, `Hayatı kolaylaştıran sayısal platform` olarak tanımladığı Attabot arama motoru fikrinin üç yıl önce Amerika`da internet projeleri hazırlarken şirket ortaklarından Ömer Kurt ile birlikte geliştirdiklerini söyledi. Attabot arama motoruyla ilgili ANKA`nın sorularını yanıtlayan Seyfi Erol şunları söyledi:`İnternette bilgilere ulaşmak çok önemli. Bununla birlikte Web 2.0`ın getirdiği etkileşim, insanların internetten daha fazla yararlanmasını sağladı. Attabot fikri de buradan ortaya çıktı. İnsanların günlük hayatlarında kullanabilecekleri bir platformun yanına birçok internet aracının da eklenmesiyle büyük bir portal projesine dönüştü. Şu anda şirketimizde on kişi çalışıyor ve tasarım, kod yazma, test süreçlerini kendimiz gerçekleştiriyoruz. İnternetin olanaklarını kullanarak Amerika ve İstanbul`da ortaklaşa çalışıyoruz.`

-SANAL KİŞİLİK-

Attabot`ta kullanıcıların ücretsiz hesap açtıklarında, kendilerini internette temsil edecek kelimeleri belirlediğini ifade eden Erol, `Hava, toprak ve su başlıkları altında sosyal yaşamınızın, sevdiğiniz şeyler ve mesleki yaşamınızla ilgili size sunulan kelimeleri seçiyor ve Attabot ekibinin deyimiyle internetteki dünyanızı, yani sanal kişiliğinizi oluşturuyorsunuz. Attabot kullandıkça aradığınız kelimeler de havuza eklendiğinde dünyanız da gelişiyor. Sizinle aynı beğenileri taşıyan veya aynı mesleki ilgileri olan insanlar da bu kelimeleri arıyorsa onlarla buluşmuş oluyorsunuz` dedi.Seyfi Erol Attabot`un kurumsal kullanıcılara sağladığı faydaları ise şöyle anlattı:`Attabot`un en iyi yönü kurumların da ücretsiz bir hesap oluşturarak kendilerini temsil edebilmeleri. Kurumlar, bireysel kullanıcılar ile aynı özelliklerden yararlanabiliyorlar. Attabot`un özellikle KOBİ`ler için ideal bir platform olduğunu düşünüyoruz. Birkaç dakikada şirketlerini internette temsil etmeye başlayabiliyorlar. Attabot ile şirketler Web 2.0`ın nimetlerinden yararlanabilecekler, CRM faaliyetlerinde bulunabilecekler. İleride Attabot`ta ürün aranabildiği gibi ürün de satın alınabilecek.`

-BÜTÜN HİZMETLER ÜCRETSİZ-

Attabot`ta tüm hizmetlerin ücretsiz olduğunu vurgulayan Seyfi Erol, şunları söyledi:`Hizmetinizle insanların hayatlarını kolaylaştırmayı iddia ediyorsanız ücret talep etmemeniz gerektiğine inanıyoruz. Bu yüzden gelir modelimizi reklamlar oluşturuyor. Hem varolan reklam kanallarını, hem de kendi geliştirdiğimiz ve bir kelimeye bağlı etkileşimli ağ üzerinden reklam yayınlama tabanlı ürünümüzü kullanacağız. Yakında insanların etkinliklerle ilgili bilgilere ulaşabilecekleri bir modülü hizmete sunmayı planlıyoruz. Uçak biletleriyle ilgili bir hizmet üzerinde çalışıyoruz.`Şu anda Beta sürümüyle sadece Türkçe yayın yapan Attabot.com`un Eylül 2008 sonunda küresel sürümünün yayına girmesi planlanıyor. Bu sürümde temel özellikler aynı kalacak, ancak birkaç dilde sözlük gibi uyarlamalar olacak

 KanalTürk

Kansere Spil Dağı tedavisi

Print Friendly

Müzik öğretmeni Nursel Karaosmanoğlu Şimşek`e 15 yıl önce karaciğer kanseri teşhisi konuldu. Doktorlar, en fazla 6 ay ömür biçti. …Kanseri dağda yendi.15 yıl önce karaciğer kanserine yakalanan kadına doktorlar 3 ay ömür biçti Ancak o moralini bozmadı ve bin 200 metre yüksekteki Spil Dağı`nda şifa buldu.

Celal Bayar Üniversitesi`nde müzik ve dans eğitmeni olarak görev yapan Şimşek`e 15 yıl önce karaciğer kanseri teşhisi konuldu. Doktorlar, kemoterapiyle en fazla 6 ay yaşayabileceğini söyleyince, Şimşek`in dünyası başına yıkıldı. Şimşek, doktorların da tavsiyesiyle emekli öğretim görevlisi eşi Yunus Şimşek ile birlikte bin 517 metre yüksekliğindeki Spil dağının, bin 200 metresindeki Ayvacık köyüne yerleşti. Doğanın kucağında, sebze ve meyve yetiştiren, hayvanlarıyla çiftlikte yaşayan Şimşek, kanser hastaları için küçük dağ evleri yaptırmak istiyor. Bir çok kanser hastasına da umut olan Şimşek, `Umutsuzluğa kapılmayın. Kanser sizden korksun` diyor.2008-10-01 Takvim

Arı gözü korkunç kazaları önleyecek

Print Friendly

Nissan arı gözünden trafik kazalarına son verecek yöntem geliştirdi. BR23C isimli robot 180 derece açıda kaza risklerini tespit edip manevra yapıyor.Nissan firması, arıların uçarken diğer böceklerle çarpışmasını engelleyen 300 derece görüş açısına sahip, son derece karmaşık bir yapısı olan gözlerinden esinlenerek, çarpışmaya karşı yeni bir teknoloji geliştirdi. Tokyo`da düzenlenen elektronik fuarında, bir metre yüksekliğinde bir tür robot biçimindeki otomobilde tanıtılan prototip “BR23C”, 180 derece açıda ve iki metre ötedeki tüm engelleri tespit edebilen bir sensörle donatıldı. Sistemde veriler bir mikroişlemciye geçilir geçilmez anında çarpışmayı önleyici bir manevra yapılması sağlanıyor. Araç önüne aniden biri çıkarsa, tekerleklerin yönü çevriliyor.

TEKERLEK DÖNÜYOR

Nissan`ın bu projesinden sorumlu mühendisi Toshiyuki Ando, “Araç bir engeli tespit ettikten sonra saniyenin çok kısa bir bölümünde, çarpışmadan kaçacak kadar veya daha fazla açıda tekerleklerinin yönünü çeviriyor` dedi. AA

2008-10-01 Ortadoğu

Çiftçi Kayıt Sistemi Projesi

Print Friendly

Dünya yolsuzluk sıralamasında 58’inci sıradayız. Durumumuz hiç de iç açıcı değil, öyle bir noktaya geldik ki, toplum, devlet katında da sivil toplum örgütlerinde de erki ele geçirenin yolsuzluk yaptığına hem inanıyor hem de “hak” veriyor. Tehlikeli de olsa yıllardır böyle bir zeminde yaşıyoruz. Belki de böyle olduğu için akla hayale gelmeyecek yolsuzluk yöntemleriyle karşılaşıyoruz. Mesela, Muğla – Fethiye’de 20 bin çiftçiden dosya başı alınan 15 YTL’ye bile göz koymuşlar. Fethiye Tarım ilçe Müdürlüğü’nün 5 yıl boyunca çiftçilerden “Çiftçi Kayıt Sistemi Projesi” kapsamında topladığı yaklaşık 1.5 milyon YTL döner sermayeye katılmamış. Böyle bir para “yok” görünüyor. Bu gerçeği de Tarım Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri Menderes özlü ve Abdülkadir Çeşmebaşı’nın hazırladığı 161 sayfalık rapordan öğreniyoruz. Raporda yer alan iddiaları şimdi Muğla Cumhuriyet Savcılığı araştırıyor. Daha garip olan Tarım il Müdürü Hadi Kayhan’ın bu yolsuzluğu dile getiren memurlara karşı tavrı, iddiaya göre kimini tehdit etmiş, kimini de rızası dışında tayin ettirmiş. Tarım Bakanı Mehdi Eker, olayın açığa çıkartılması için gereğini yapmış. Peki, olayı açığa çıkartanlara ne yapıldığı konusunda ne diyecek? Kaynak: Sabah

Akın, Küçükbaş hayvancılığı S.O.S veriyor

Print Friendly

Malatya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğinin Olağan üstü genel kurulu Kernek Aile Göl Lokantası`nda yapıldı.Malatya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birlik başkanı İhsan Akın açılış konuşmasında şimdiye kadar yapılan çalışmalar Hakkında bilgiler verdi. Bütün kurum ve kuruluşların küçükbaş hayvancılığa destek olmalarını ve bazı yeni çalışmalar yapılabilmesi için, sivil toplum örgütlerinin kendilerine destek olmalarını istedi. Birliğin şimdiye kadar yapmış olduğu çalışmalarından bahseden ihsan akın yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verdi.

Birliğin şimdiye kadar yaptığı 115 bin adet küpleme çalışması,700`e yakın üyesinin Bulunduğunu şimdiye kadar Malatya merkezi ilçeleri ve tüm köyleri küçükbaş dişi hayvanlarının %80 inin küpe işleminin tamamlanarak kayıt sistemine alındığını belirten İhsan Akın hem kontrollü sağlıklı üretim hem de kontrollü sağlıklı tüketim olacağını belirtti.

 

Kaçak hayvancılığın önlenmesi için bütün kurum ve kuruluşlara hem yazılı hem sözlü bilgi sunulması şap aşısının mutlaka yapılması, işletme numaralarının alınması, t.c ziraat bankasında hesap açılması ve birlik üyelerinin tarım bakanlığının verdiği desteklemelerden en kısa zamanda faydalana bilmesi için bütün yetiştiricilerimizin mutlaka üye olması ve bu yılki Destekleri alabilmeleri açısından kesinlikle eksiklerini tamamlamaları ve birliğe getirmelerini isteyen birlik başkanı İhsan Akın sözlerine şöyle devam etti,

Yeni projeler geliştirerek sağlıklı et ve süt üretimi için mandıracılığın geliştirilmesi, soğuk süt toplayıcılığı, et ve süt entegresinin oluşturulması gerekir dedi. Ama bunların yapılabilmesi için mutlaka devlet destekli projelerin geliştirilip bu projelerimizden birliğimize destek verilmesi gerekmektedir.

Küçükbaş hayvancılığın son yıllarda çok azaldığı Malatya da mutlaka hayvancılığın geliştirilmesi için maddi ve manevi anlamda birliğimize destek olunması gerekir diyerek, Neslinin ve üretiminin bitmekte olduğu küçükbaş hayvancılığının bir an önce Canlandırılıp bazı yeni yapılımlar la yeni ırklarında Malatya`mıza kazandırılması ve küçükbaş hayvancılığının ayakta kalabilmesi için destek verilmesini isteyen Başkan akın bütün katılımcıların bayramlarını kutlayarak kongreye katılımlarından dolayı teşekkür etti.

2008-09-28 www.malatyaguncel.com

Fındık üreticilerinin yeni gözdesi `pepino`

Print Friendly

Giresun`da birim alanda sağladığı yüksek gelirden dolayı yörenin lokomotif ürünü olan kividen sonra pepino da, fındık üreticisinin yeni gözdesi olmaya aday hale geldi. Pepino üreticisi Mehmet Yüksel, yaptığı açıklamada, Keşap ilçesinin Fındıklı Mahallesi`ndeki arazisinde, kivi bahçesinde oluşturduğu alanda pepino yetiştirdiğini söyledi.

Pepinonun birim alanda fındıktan 15 kat daha fazla gelir sağladığını, bunun üzerine bu yemişi yetiştirmeye karar verdiğini ifade eden Yüksel, “İlk kez geçen yıl deneme üretimi yaptım ve 300 kilogram ürün aldım. Türkiye`de yeni üretilmeye başlanan ve anavatanı Peru olan pepinonun yöreye uyum sağlaması üzerine bin kök pepino fidanı diktim. Bunlardan bu yıl yaklaşık 3 ton ürün almayı hedefliyorum“ dedi.

Bir dekar alanda pepinodan 4 ile 6 ton ürün alınabildiğini belirten Yüksel, şunları söyledi:

“Pepino gerçekten birim alanda yüksek gelir sağlıyor. Armut, kavun ve şeftali tadını anımsatan pepinoyu vatandaşlarımız yeni tanımaya başladı. Pepino, hemofili hastalığına, eklem romatizması hastalığına, çocuklarda kemik gelişimine ve şeker hastalığına iyi gelmektedir. Pepino, Karadeniz Bölgesi`nin tüm sahil kesiminde yetiştirilebilmektedir. Pepinodan hava sıcaklığının 14 derecenin, toprak sıcaklığının ise 4 derecenin altına düşmemesi halinde yılda 2 kez ürün alınabilmektedir. Pepinonun, kısa zamanda yörede kivinin yanında fındığa alternatif bir ürün haline geleceğine inanıyorum.“

“VATANDAŞLAR PEPİNOYA BÜYÜK İLGİ GÖSTERİYOR“

Pepino hasadına Ekim ayının ilk haftasında başlayacağını anlatan Yüksel, “Şu an pepino olgunlaşma aşamasında. Ürünün tamamına İstanbul`daki bir firma talip oldu. Ürünü bu firmaya kilogramını 2 YTL`ye satmayı düşünüyorum. Pazar ve pazarlama sorunu yok“ diye konuştu.

Pepinoda fidan sorunu yaşandığını kaydeden Yüksel, “İhtiyacım olan fidanı kendim üretmeye çalışıyorum. Yoğun fidan talebi var. Daha ilk yıldan vatandaşlar pepinoya büyük ilgi gösterdi. Bu konuda Tarım İl Müdürlüğü mutlaka bir çalışma yapmalı. Pepino yetiştiriciliğini yöre insanının kısa sürede benimseyeceğine inanıyorum“ dedi.Star

Polifenolik, C vitamini ve antioksidanlar içeriyor

Print Friendly

İlaç, boya, mürekkep, yağ, hayvan yeminin hammadesi…Türkiye`de 1998-2007 döneminde nar üretiminin yüzde 100`e yakın oranda artarak 55 bin tondan 106 bin 560 tona çıktığı, dünyada İran ve Hindistan`ın ardından üçüncü sırada yer aldığı bildirildi.Antalya Tarım İl Müdürü Bedrullah Erçin, Türkiye`de nar üretim ve ihracatının arttığını, nar üretiminde Türkiye`nin İran ve Hindistan`dan sonra üçüncü sırada geldiğini bildirdi.

Tarım İl Müdürü Erçin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye`de nar üretiminin yıllar itibariyle önemli ölçüde arttığını söyledi. 2005 yılı rakamlarına göre 80 bin ton nar üretimi gerçekleştirildiğini, bu üretimin yüzde 61,8`inin Akdeniz, yüzde 23,3`ünün Ege, yüzde 9,1`inin Güney Doğu Anadolu bölgesinde yapıldığını belirten Erçin, şunları kaydetti:

“İller itibariyle değerlendirildiğinde nar üretiminde yüzde 38,4 ile Antalya birinci sırada yer alıyor. Bunu yüzde 11,4 ile Mersin, yüzde 8,9 ile Aydın ve yüzde 8,2 ile de Denizli izlemektedir. 2003 ve 2006 yılları dikim alanları karşılaştırıldığı zaman, nar bahçeleri yüzde 40 oranında genişlemiştir. Nar üreticiliği yapılan tüm illerimizde dikim alanlarında yoğun bir şekilde artış görülmesine rağmen, bu artış ihracat rakamlarına yansımamaktadır.“

1998`de Türkiye`de 49 bin 540 dekar alanda 2 milyon 320 bin nar ağacından 55 bin ton üretim yapıldığına dikkat çeken Erçin, şöyle devam etti:

“2007 yılında 111 bin 230 dekar alanda meyve veren 3 milyon 610 bin nar ağacı bulunuyor. Bu alanlardan ise 106 bin 560 ton nar üretimi elde edildi. Meyve vermeyen yaşta ise 3 milyon 367 bin 316 adet ağaç var. Mersin`de 2005`de 318 hektar olan nar üretim alanı 2006`da 386 hektara, Adana`da 108 hektardan 174 hektara, Muğla`da 232 hektardan 439 hektara, Denizli`de ise 390 hektardan 580 hektara çıktı. Mersin`de nar üretim alanı yüzde 21, Adana`da yüzde 61, Muğla`da yüzde 89 ve Denizli`de yüzde 49 oranında arttı. Türkiye`de nar üretim alanları artıyor.“

-DÜNYADA İRAN ÜRETİM LİDERİ-

Narın anavatanın Ortadoğu ve Kafkaslar olduğunu anımsatan Erçin, Türkiye`de daha önceleri bu bitkinin sadece çit bitkisi olarak üretiminin yapıldığını vurguladı. Nar üretiminin Türkiye`de son yıllarda büyük hızla arttığını, üretici ve ihracatçıya önemli miktarda para kazandırdığını anlatan Erçin, şöyle devam etti:

“İçermiş olduğu antioksidanlar, polifenolik maddeler ve C vitamininden dolayı fonksiyonel gıdalar grubuna giren nar, aynı zamanda ilaç, boya, mürekkep, yağ, hayvan yemi, tanen, pektin ve sirke gibi ürünlerin sağlanmasında hammadde olarak kullanılması nedeniyle de bir endüstri bitkisidir. Narın eksi 10 dereceye kadar dayanması, çiçeklenmesinin geç olması nedeniyle ilkbahar geç donlarından zarar görmemesi, toprak isteği yönünden çok seçici olmaması, meyve kabuğunun özel yapısı dolayısıyla artı 5 ve artı 6 derece sıcaklık ve yüzde 85-90 nem koşullarında 5 ay süre ile depolanabilmesi gibi yetiştirme tekniği yönünden avantajları olması, Türkiye`de nar üretiminin hızla yaygınlaşmasına neden olmaktadır.“

Erçin, 2007 rakamlarına göre dünyada en fazla nar üretimi yapan ülkeler arasında İran`ın birinci, Hindistan`ın ikinci, Türkiye`nin üçüncü sırada geldiğini bildirdi.

Bedrullah Erçin, şu bilgileri verdi:

“İran`da 700 bin, Hindistan`da 500 bin, Türkiye`de 80 bin, Tunus ve Pakistan`da 60 bin, İspanya`da ise 40 bin ton nar üretimi gerçekleştiriliyor. Dünyada nar alıcısı ülkelerin başında ise Rusya, ABD, Almanya, Hollanda ve Ukrayna geliyor.

Türkiye, 2004 yılında 11 bin 494 ton nar ihracatından 7,3 milyon dolar, 2005 yılında 9,4 milyon dolar, 2006`da da ihracat azalmasına rağmen 11,2 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Nar ihracatının önemli bir bölümünü ise Antalya`dan Rusya, Almanya ve Moldava ile Ukrayna`ya yapılan ihracat oluşturuyor.“

 Bugün

Elektrikte en yüksek zam tarıma yapıldı

Print Friendly

EPDK`nın onayladığı 1 Ekim`den geçerli yeni tarifeye göre, yılbaşından bu yana toplam zam sanayide yüzde 49.5-yüzde 51.7 aralığında oluşurken, tarımda yüzde 58`i aştı.EPDK`nın onayladığı 1 Ekim`den geçerli yeni tarifeye göre, yılbaşından bu yana toplam zam sanayide yüzde 49.5-yüzde 51.7 aralığında oluşurken, tarımda yüzde 58`i aştı.

EPDK`nın onayladığı 1 Ekim`den geçerli yeni tarifeye göre, yılbaşından bu yana toplam zam sanayide yüzde 49.5-yüzde 51.7 aralığında oluşurken, tarımda yüzde 58`i aştı.

Elektrikte kümülatif bazda en yüksek zammın, tarım sektörünün kullanımına yapıldığı belirlendi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu`nun (EPDK) onayladığı 1 Ekim`den geçerli yeni tarifeye göre, yılbaşından bu yana toplam zam sanayide yüzde 49.5-yüzde 51.7 aralığında oluşurken, tarımda yüzde 58`i aştı.

En yüksek zam seralarda

Artış oranı tarımsal amaçlı soğuk hava depolarında yüzde 57,9, kültür balıkçılığı ve kümes hayvanları çiftliğinde yüzde 57,8, seralarda ve hayvancılık işletmelerinde ise yüzde 58,3`e ulaştı. TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, bitkisel ve hayvansal üretimde kullanılan girdilerden birinin de elektrik enerjisi olduğunu, üreticilerin maliyet içinde önemli bir girdi kalemini oluşturan elektrik bedellerini ödemede büyük sıkıntılar yaşadığını anlattı.

Tarımda kullanılan elektrikte desteklemenin 2003 yılı Ocak ayında kaldırılmasıyla fiyatların yüzde 34,4 arttığını vurgulayan Bayraktar, `Zaten elektrik fiyatlarının altından kalkamayan üreticilerimizin durumu yapılan artış sonrası içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Bu büyük artışın ardından, 2008 yılının Ocak ve Temmuz aylarında yapılan zamların ardından, Ekim ayından geçerli olmak üzere üçüncü zamda yapılmıştır` dedi.www.makinecininsesi.com

Kavun tarlada çürüyor, büyükşehirde kilosu 1 YTL

Print Friendly

Türkiye`nin önemli kavun ve karpuz üretim yerlerinden olan Ankara`nın Polatlı ilçesi ile Kırıkkale`de ürünler tarlada kaldı. Çiftçi, kilosu 15 kuruşa kadar düşen kavun tarlalarını ürünlerle birlikte sürmeye başladı.Ramazan ayının da fiyatları artırmamasından yakınan üreticiler, ellerinde tonlarca kavun ve karpuzun kalmasından şikâyet ediyor. Pazara getirdikleri kavun ve karpuzlara alıcı bulamayan çiftçiler, fiyatların geçen yıla göre çok düştüğünü ve gelirlerinin giderlerini karşılayamadığını söyledi. Üretim yerlerinde bu sorunlar yaşanırken büyük şehirlerdeki manav ve marketlerde kavunun kilosu 1 yeni liradan satılıyor.

 Polatlı`nın Temelli beldesindeki kavun-karpuz pazarına günlük 700 ton ürün girdiğini ifade eden üreticiler, satışların düşük olmasını, pazarlama sorunları ve üretim fazlalığına bağlıyor. Kırıkkale`de de durum farklı değil. Yıllık 40 bin ton kavun ve karpuz üretimine sahip ilde, ürünün yaklaşık yüzde 80`inin tarım alanlarında kaldığı ifade ediliyor.

Geçen yıl 180 ton karpuzu 30 bin yeni liraya sattığını belirten Seyfi Solmaz isimli çiftçi, `Bu yıl 180 ton karpuza 2 bin 500 YTL`ye ancak alıcı bulabildim.` diyor. Bilal Yaşar isimli üretici ise tarla için kullanılan masrafların fazlalığından yakınıyor.

Kırıkkale Ziraat Odası Başkanı Adnan Yılmazer, kavun ve karpuz piyasasındaki taleplerin düşmesini plansız üretime bağlıyor. Kırıkkale`de 10 bin dönümlük alan içinde yaklaşık 40 bin ton kavun ve karpuz üretildiğini ifade eden Yılmazer, karpuz ve kavunun yüzde 80`inin tarlalarda kaldığını belirtiyor. Mevlüt Karabulut, 2008-09-30 Zaman

Ayçiçeğinde bolluk olunca yağ fiyatları düşüşe geçti

Print Friendly

Küresel ısınma Türkiye`de olduğu gibi dünyanın birçok bölgesinde etkili oldu.Küresel ısınmaya bağlı olarak meydana gelen kuraklıktan ayçiçeği üreticileri de nasibini almıştı. Yaşanan kuraklık rekoltede düşüşe ve ayçiçeği yağı fiyatlarının iki katı artmasına sebep oldu. Bu yıl ise rekoltede artış yaşanması yağ fiyatlarına indirim olarak yansıdı. Rekoltedeki düşüşe spekülasyonlar da eklenince bir ara 29,50 YTL`ye kadar yükselen 5 litrelik ayçiçeği yağı 14,90 YTL`ye kadar geriledi. Fiyatların gerilemesindeki en büyük etken verimin fazlalığı gösteriliyor. Rusya ve Ukrayna`da hasadın başlamasıyla yağ fiyatlarının daha da gerilemesi bekleniyor. Çukurova`da ilk kez ayçiçeği üretiminin yapılması ve yüksek miktarda ürün alınmasının da indirimlerde etkili olduğu açıklanıyor.

Geçen yıl, dünyada yaşanan küresel ısınma tarım ürünlerinde verimin düşmesine yol açtı. Buna bağlı olarak bitkisel yağların fiyatlarının yüzde 100`e yakın artmasına neden oldu. Bu artış piyasalarda yağın hammaddesinde önemli açık meydana getirdi. Yağlık tohum hammaddesinde yaşanan bu sıkıntı, market raflarına ve dolayısıyla üretici ile birlikte tüketiciye yansıdı. Kuraklığa bağlı olarak geçen yıl dünyada ayçiçeği açığı 2,5 milyon ton civarında oldu. Bu yıl ise ayçiçeği üretiminde rekolte aşılarak 4,5 milyon ton fazla üretim gerçekleşti. Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Sezen, bitkisel yağ fiyatlarında yaşanan düşüşün üretim fazlalığından kaynaklandığını açıklıyor. Geçen yıl kuraklık nedeniyle verimin düşmesine bağlı olarak fiyatların arttığını anımsatan Rafet Sezen, bu yıl da tersi bir durumun söz konusu olduğuna işaret ediyor. Üreticinin dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmesi gerektiğini anlatan Sezen, geçen yıl Bulgaristan`da kilogramı 300 Leva olan ayçiçeğinin, kuraklıktan dolayı 900 Leva`ya yükseldiğini hatırlattı. Rafet Sezen, bunun sonucunda üreticilerin yoğun bir şekilde ayçiçeği ekimine yöneldiğini dile getiriyor. Geçen yıl dünya ayçiçeği üretimi 21 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu yıl ayçiçeği üretiminde beklenen rekolte miktarı 26 milyon tonun üzerinde. Türkiye`de ise 2007 yılında 650 bin ton olan rekolte bu yıl yaşanan bolluk ve Çukurova bölgesindeki üretimle birlikte bir milyon 200 bin tona ulaştı.

Birdal Yağları Yönetim Kurulu Başkanı Muhittin Birdal ise Çukurova bölgesinde ilk kez deneme olarak ayçiçeği ekimi yapıldığını ifade etti. Birdal, Çukurova`daki ekimden 250-300 bin ton civarında yüksek oranda verim alınmasının da yağ fiyatlarına indirim şeklinde yansıdığını dile getirdi. Trakya bölgesindeki verimin de iyi olduğuna işaret eden Birdal, üretici firmaların rekoltenin fazla olmasından, tüketicinin de yağ fiyatlarındaki indirimden memnun olduğuna dikkat çekti.

Fiyatlar markanın önüne geçti

Olin Yağ Genel Müdürü Edip Ağaoğulları da fiyat düşüşlerini arz fazlalığına bağlıyor. Ağaoğulları, `Türkiye`de rekolte fazla görünüyor. Dünyadaki beklentiler de üretim fazlalığı yönünde. Bu yıl verimler iyi. Kalite de iyi. Arz fazla oldu. Ve daha da olacak. Rusya ile Ukrayna`da daha hasat başlamadı. Burada da geçen yıla nazaran rekolte yüksek tahmin ediliyor.` diye konuştu. Portakal Market`in Satın Alma Müdürü Birol Özdemir, yüzde 50 fiyat indirimiyle birlikte ayçiçeği yağı satışlarında yüzde 35 artış olduğuna dikkat çekiyor. Birol Özdemir, geçen yıl fiyatlarda yaşanan artışın satışlarını olumsuz etkilediğini hatırlatarak, `Zamlı fiyatlar uygulandığında tüketicinin sitemleri oluyordu. Şimdi fiyatlar düştü. Yağ satış miktarlarındaki artışın tüketiciyi memnun ettiğini düşünüyoruz.` dedi.

Her ay 5 litrelik ayçiçeği yağı tükettiklerini anlatan ev hanımı Aysel Kılıçer, fiyatların arttığı dönemde yağ tüketimini azaltarak çözüm bulmaya çalıştıklarını hatırlatıyor. Aysel Kılıçer, markette yağ fiyatlarında indirim gördüklerinde mutlu olduklarını ifade ederek, `Ayçiçeği yağı fiyatları pahalanınca, herhangi bir marka bitkisel yağ fark etmiyordu. İçlerinde en ucuzunu tercih ediyorduk. Soya yağı tüketmeye başlamıştık.` diyor.

2008-09-30 Zaman