Ulusal Süt Konseyi Kurulacak

Süt sektöründe piyasa ve fiyat istikrarının sağlanması için piyasa koşulları göz önünde bulundurularak gerekli çalışmaları yapmak ve tüketici bilincinin geliştirilmesini sağlamak amacıyla `Ulusal Süt Konseyi` kurulacak.Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`nın, `Ulusal Süt Konseyi Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik` Resmi Gazete`de yayımlandı. Buna göre, Konsey sektörle ilgili aldığı kararları, yılda en az bir kez ve ayrıca istenildiğinde Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kuruluna rapor halinde sunacak. Sektörle ilgili gerekli verileri ilgili birimlerden toplayacak, süt sektöründe ve piyasasında ortaya çıkan ulusal veya uluslar arası gelişmeler çerçevesinde strateji belirleyecek, planlar oluşturacak, uygulayacak veya uygulanmasına yardımcı olacak.

Konsey, süt ve ilgili sektörlere ilişkin olarak ulusal ve uluslar arası düzeyde araştırma, inceleme yapacak ve bunları üyeleriyle ilgili kişi ve kurumlara aktaracak. Ayrıca süt sektöründe piyasa ve fiyat istikrarının sağlanması için piyasa şartları göz önünde bulundurularak gerekli çalışmaları yapacak. Süt ve süt ürünleri üretimi, tüketimi ve ticaretinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunacak. Belirli zamanlarda bölgelere göre sütün maliyetini tespit ederek ilan edecek ve diğer ülkelerde benzeri faaliyetler gösteren kuruluşlarla işbirliği yaparak, gerektiğinde konuyla ilgili uluslar arası kuruluşlara üye olacak. Aynı zamanda AB`ye uyum ve müktesebatın uygulanması için gerekli faaliyetlerin gerçekleştirilmesine katkıda bulunacak. (ANKA)

Gıda denetiminde yetki karmaşası

Gıda denetimlerinin sadece Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılmasını düzenleyen yönetmeliğin Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulmasının ardından gıda üretim ve satış yerlerinin denitiminin aksadığı ileri sürüldü.Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Atakan Güney, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çankaya Belediyesinin açtığı dava sonucunda Danıştay`ın 30 Haziranda, gıda denetimlerinin tek elden Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılmasını düzenleyen yönetmeliğin yürütmesini durdurduğunu söyledi.

Bu kararın alınmasının ardından gıda konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yetkisiz kılınmış gibi göründüğünü ifade eden Güney, bu yüzden de ülkenin birçok yerinde denetimlerde aksaklıklar yaşandığını ileri sürdü.

Danıştay`ın yürütmeyi durdurmasından bu yana gıda konusunda yetki karmaşası yaşandığını, ülkede gıdayla ilgili bir kaos ortamının oluştuğunu öne süren Güney, Danıştay`ın, yönetmeliğin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca birlikte hazırlanması ve uygulanması gerektiğini belirterek, bu kararı aldığını bildirdi.

Ülkenin birçok yerinde denetimlerin yapılamadığını, toplum sağlığının risk altında olduğunu iddia eden Güney, şunları kaydetti:

“Çünkü şu anda denetim yapacak bir kurum görünmüyor. Türkiye`de 30 binden fazla gıda üretim yeri, 500 bin civarında da satış yeri bulunuyor. Kayıt dışı üretim yapılan yerler de denetlenemiyor. Gıda üretiminin arttığı ramazan ayında ve okulların açıldığı bu dönemde başta çocuklar olmak üzere toplum sağlığı tehdit altında. Şekerciler, tatlı üreticileri, kasaplar, süt ürünü satan yerlerin kontrolsüz bırakılması gerçekten çok vahim bir durum.“

Güney, normalde Tarım ve Köyişleri Bakanlığının elindeki 5 bin 500 personelle denetimlerde yetersiz kaldığını iddia ederek, Danıştay kararından sonra denetimlerin hiç yapılamaz duruma geldiğini söyledi.

Güney, gıda konusunun adeta kilitlendiğini ve kimsenin doğru hareket edemediğini belirterek, sağlıksız üretilen ya da uygunsuz koşullarda satılan bir gıdanın yol açacağı enfeksiyonun ölümlerle sonuçlanabileceğini, bunların göz önünde bulundurulması gerektiğini bildirdi.

AB yolundaki Türkiye`de sağlıksız gıda satışlarının arttığını, buna önlem alınması gerektiğini belirten Güney, “Yeni yönetmelik ya da mevzuat çıkana kadar Tarım ve Köyişleri Bakanlığının denetimlerini sürdürmesi gerekiyor. Gıda güvenliği, bu şekilde kontrolsüz bırakılacak bir konu değil. Toplumun, ülkenin sağlığını yakından ilgilendiren bir konuda yaşanan belirsizliğin son bulması gerekiyor“ dedi.

Güney, özellikle fast food tarzı satış yapan yerlerin denetimsiz bırakılmaması gerektiğini belirterek, “Çocukların sağlığı risk altına atılmamalı. Bu dönemde tüketicilere de önemli görevler düşüyor. Açıkta satılan gıdalara ve ürünlerin üzerinde üretim izni, son kullanma tarihi gibi verilere dikkat edilmesi gerekiyor“ diye konuştu.

Öte yandan, Tarım ve Köyişleri, İçişleri ve Sağlık Bakanlığınca koordineli çalışmayla yeni bir yönetmelik hazırlandığı, bazı işlemlerden sonra en kısa zamanda uygulamaya geçirileceği bildirildi.

2008-09-23 www.ekoyol.com

Çeltikte alım fiyatı açıklandı üretici `maliyeti karşılamaz` diyor

Türkiye`nin yılda 600 bin tonu bulan pirinç tüketiminin yaklaşık 350 bin tonu yerli üretimle karşılanıyor. Çeltik üretiminde Bafra, Osmancık, Uzunköprü ve Gönen bölgeleri başı çekiyor. Çiftçilerin uzun süredir beklediği çeltik destek alım fiyatları açıklandı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)`nin müdahale alım fiyatının ton başına 870 YTL olarak belirlendiğini açıkladı.

Çeltik üreticisine 100 YTL de prim verileceğini belirten Eker`Dolayısıyla kilogramı 97 kuruştan çeltik alımı yapacağız.“ dedi. Çeltiğin hasadını yapan ancak düne kadar fiyat açıklanmadığı için zor durumda kalan üreticiler destek rakamlarını düşük buldu. Bafra Tahıl Üreticileri Tarımsal Birliği Başkanı İsmail Ak işçilik, enerji ve gübre maliyetlerinin yüzde 50`nin üzerinde arttığı bir ortamda verilen fiyatın üreticiyi sıkıntıya sokacağını, çiftçinin kooperatiflere ve Ziraat Bankası`na olan borçlarını ödemekte güçlük çekeceğini söyledi.
TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu`nun geçen hafta istifa etmesi sebebiyle pirinç fiyatının ne zaman açıklanacağı tartışma konusu olmuştu. Çiftçi, ne kadar para ödeneceğini bilmediği için ürününü depoya vermekten çekiniyordu.
Tarım Bakanı Mehdi Eker dün akşam iftar yemeğinde bir araya geldiği basın mensuplarına pirinç alım fiyatlarını da açıkladı. Tarımsal üretim takvimi açısından hasadı yapılan son ürünün çeltik olduğunu, çeltik üretiminde de Türkiye tarihinin rekorunun kırıldığını ifade eden Eker, bu sene 760 bin ton çeltik rekoltesi beklendiğini hatırlattı. Bunun 460 bin ton pirinç demek olduğunu ve Türkiye`nin bu yıl büyük olasılıkla çeltikte ithalata gerek duymayacağını dile getiren Eker, `TMO çeltik alımı için hazır ve bugünlerde alıma başlayacak. Destek primiyle birlikte kilogramı 97 kuruştan çeltik alımı yapacağız. Ürününü TMO`ya veren üreticiye 25 gün içerisinde bir defada ödemede bulunulacak.` dedi.
Çeltik üreticileri açıklanan rakamı düşük buldu. Bafra Tahıl Üreticileri Tarımsal Birliği Başkanı İsmail Ak`ın verdiği bilgiye göre tüccar, çeltiğin kilosunu 55 kuruş ila 1 YTL`den alıyor. Ürünün maliyeti de kilo başına 1 yeni liraya yakın. Bu hesaba göre mahsulünü tüccara veren üretici zarar ediyor. Birlik Başkanı Ak, çeltik hasadı öncesi Tayland ve ABD`den ucuz prinç getirip piyasaya süren TMO`nun bu yolla yerli üreticiyi mağdur ettiğini ve fiyatların daha da düşmesine yol açtığını iddia ediyor. Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz ise yaklaşık bir YTL`ye mâl olan kısa taneli çeltiğe 1,20, orta tanelisine ise en az 1,35 yeni lira fiyat verilmesi gerektiğini belirtiyor. Verilen fiyatın sadece maliyetleri karşılayacağını aktaran Yorulmaz, fiyatların düşüklüğü sebebiyle önümüzdeki yıldan itibaren çeltik üretiminin azalacağını savundu. TMO`nun ABD`den bin 400 dolar maliyetle 30 bin ton pirinç aldığını dile getiren Yorulmaz, `Gidip ABD`den daha kalitesiz pirinci daha pahalı fiyata aldılar. ABD`li üreticiye verdikleri desteği Türk çiftçisinden esirgediler.` dedi.
`Fiyatlar artacak` diye stok yapanlar zarar etti
Tarım Bakanı Mehdi Eker, Ramazan öncesinde pirinç, un, mercimek gibi ürünlerde beklenen fiyat artışlarının gerçekleşmediğini, stok yapanların zarar ettiğini söyledi. Bir çuval unun fiyatının 45 YTL`den 42 YTL`ye, kırmızı mercimek fiyatının 5-7 YTL`den 3-4 YTL`ye, pirinç fiyatının da 6 YTL`den 1,5-3 YTL`ye gerilediğini dile getiren Eker, “Ramazan öncesinde fiyatlarda spekülasyon olacağı söyleniyordu. Biz de, `Stok yapanın elinde patlar` demiştik. Söylediğimiz doğru çıktı. Fiyatlar yükselmedi, düştü.“ dedi.

2008-09-23 Zaman

Çeltiğin tonuna 870 YTL ödeme

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, çeltikte Toprak Mahsulleri Ofisi`nin müdahale alım fiyatının ton başına 870 YTL olarak belirlendiğini açıkladı. Çeltik üreticisine ayrıca ton başına 100 YTL de prim verileceğini söyleyen Bakan Eker, `Dolayısıyla kilogramı 97 kuruştan çeltik alımı yapacağız. Ürününü TMO`ya veren üreticiye 25 gün içerisinde parasının hepsi ödenecek` dedi.

Şerife ÜSTÜNER  2008-09-23 Takvim

Tarım Bakanı Sn. Eker, Muğla`da neler oluyor?..

Muğla denince genelde, hemen turizm ve bununla ilgili yatırımlar akla gelir. Halbuki Muğla sadece turistik bir bölge değildir. Muğla halkı için tarım ve hayvancılık da önemli bir gelir kaynağıdır. Muğla balı bilindiği gibi ünlüdür. Yine Tarım Bakanlığı`nın yönettiği el sanatları ve orada yapılanlarla yörenin büyük bir bölümü geçimini sağlar. Muğla bugünlerde tarım ve hayvancılık konusunda, `sancılı günler` yaşıyor. Bürokrasi ile köylü arasında yaşanan ëçelişkiler` Tarım Bakanı Mehdi Eker ile Başbakan`ın önünde duruyor. Bakanın konuya duyarlı olduğunu bilmekle birlikte, sorunların çözülmediğini de biliyorum.

Tarım Müdürlüğü`ndeki iddialar ne kadar doğru?

Muğla Tarım İl Müdürlüğü`nde, çiftçi kayıt sistemi projesi kapsamında dosya bedeli olarak 2002-2006 yıllarında çiftçilerden alınan ve trilyonlarla ifade edilen paraların makbuz kesilmeden toplandığı, ileri sürülen en önemli hususlardan biri. Bu durum her ilçeye yayıldığında rakamın nerelere varacağını bir hayal edin bakalım.

Bu olayı zaten mahalli basın dile getirmiş. Fethiye Emniyet Müdürlüğü konuyla ilgili inceleme ve araştırma başlatmış. Bu sefer de Muğla Tarım Müdürü Hadi Kayhan ile Vali Yardımcısı Recep Yüksel`in iddiaların örtbas edilmesi için çaba sarfettikleri ve Mali İşler Şube Müdürü Zühtü Kalkan ile Bitki Koruma Şube Müdürü Türkay Öztürk`e de baskı yapıldığı söylentileri var.

Müfettişler el koymuş

Bu olaylara, Özel İdare tarafından alınan fidan satışlarının da karışması sonrasında, Tarım Bakanlığı, Abdulkadir Çeşmebaşı ve Menderes Özlü isimli müfettişleri görevlendirerek teftiş başlatmış. Ancak o gün bugündür sonuç yok. Fakat yine iddiaların ardı arkası kesilmeden sürüyor. Güya Teftiş Kurulu Başkanınız Yavuz Kavrukel sık sık Fethiye`de tatil yapıyor, İl Müdürü Hadi Kayhan ile de bu vesile ile tanışıyormuş. Şimdi, `Yıllarını devletinin görevine vermiş birisi, yolsuzlukları örtbas etmez. Ama ola ki `tanışıklıktan` dolayı duygusal davranabilir` deniliyormuş.

Hayvan küpeleri ve kaçak domuz etleri

Yine bana aktarılan bilgilere göre; Rodos Adası`ndan çok ucuza alınan kaçak domuz etleri, baskı kurularak tatil köylerine ve otellere değerinden fazla para ile satılıyor ve bu duruma da göz yumulup hasılattan pay alınıyormuş.

İlginçtir, Fethiye başta olmak üzere birçok belediye mezbahanelerinde kesilen hayvanların kulaklarından alınan ëkulak küpeleri` kaçak kesim yapılan hayvanlara takılıyor sonrada piyasaya sürülüyormuş. Mezbahane kayıtları incelendiğinde bu mükerrerliğin ortaya çıkacağı ayrıca belirtiliyor.

Meralar döküm alanı mı olmuş?

Muğla Tarım Müdürlüğü`nün meralara da sahip çıkmadığı, o yörede daha önce yapılan dolgu ve dökümleri durduran ve önemli cezalar kesilen yerler unutulmuşcasına, şimdi Bodrum Yalıkavak Gökçebel mahallesindeki mera alanları kaçak döküm alanı olarak kullanılmaya başlanmış. Bunun için Kızılburun Mevkii 532 numaralı, 480 dönümlük parsele gidilince oradaki meraya inşaat dökümü yapıldığı görülecektir. Bu duruma ses çıkarmayan belediye bununla da kalmıyor meranın ortasından geçirilen yolun ışıklandırmasına da bir firmaya yaptırıyormuş. Mera devletin olduğuna ve orada bu merayı Tarım Müdürlüğü koruyacağına göre; Tarım Müdürlüğü de bu konuda yapılan şikayetleri duymazlıktan geliyormuş Sn. Bakanım.

Bu durum sizce neye delalet eder?

Söyleyelim. Devletin merasına önce kaçak döküm yap. Böylece tarım alanı olmaktan çıksın. Arkasından da, denize sıfır bu değerli alanı `tarım arazisi özelliği kaybolmuş` raporuyla tatil köyü sahiplerine sat. İnanması zor ama bu işler orada `organize` bir şekilde işliyormuş.

Zaten daha önce MNG şirketi buna benzer bir operasyonla bir koyumuzu verilen cezalara rağmen doldurup sonra da, `Ne diye kıyamet koparıyorsunuz, bir kamyon devrilmiş içindeki toprak da denize dökülmüş. Bunda ne var` dememiş miydi? Şimdi o kamyonun döküldüğü yerde inşaatların başladığı haberleri geliyor.

Sayın Bakanım, iddialar ya da varsayımlar böyle. Müfettişlerin ve Bakanlığının yöneticilerinin isimleri belli. Vatandaşlar bu iddiaları size ve Sayın Başbakanımıza da iletmişler. Haberiniz olsun.

Bizim merak ettiğimiz oralarda hakikaten böyle şeylerin olup olmadığıdır. Oluyorsa ilgililere nelerin yapıldığı ve devletin varlıklarının korunmasının gereğidir. Bu konuda bizleri bilgilendirirseniz hemen sütunlarımızın açılacağını bilmenizi isterim efendim.

23.09.2008  Akşam

Tarımda çözümün adresi: MEM

En başta şu temel tesbiti tekrar tekrar yenileyelim sevgili okurlar… Aşağıdaki şu 3 temel argüman yürürlüğe koyulmadığı müddetçe Türk tarımı bitmeye ve sefilleri oynamaya mahkumdur,bugün olduğu şekliyle:1.Tarımı destekleyecek finans sistemine ihtiyaç.2.IMF ile yolları ayırmak.3.Tarıma tahdit ve tarımsal ürün ithalatına gümrük indirimi getiren AB`ye `hayır` demek.

Bu 3 temel çözüm; BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş`ın sistemleştirdiği Milli Ekonomi Modeli`nin haricinde hiçbir oluşum ve siyasi parti proğramında mevcut değildir. Ülkemizi bu darboğazdan çıkaracak formülün adresi sadece BTP`de. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş`ın sistemleştirdiği Milli Ekonomi Modeli`nin paraya getirdiği yeni tarifle, üretilen her tarım ürünü için devletlere senyoraj hakkını kazandırmakla birlikte tarım için gerekli olan finansman sorununu da halletmektedir.Tarım sektörü `en az ithalat ile en fazla ihracat` yapabilmesi bakımından, en fazla senyoraj geliri elde etme hakkını veren sektör konumundadır.BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş`ın her daim zikrettiği mısır örneği paranın, emeğin ve üretimin karşılığı olmasına güzel bir örnektir. Mesela, Bir çuval mısırı tarlaya attığınızda, hasatta 10 çuval mısır olarak elde edilir. 9 çuval mısır, paranın, emek ve üretimin karşılığı olma özelliğinin kullanılmaması halinde, piyasalarda talep daralmasına sebep olur. Piyasada olması gereken para, 10 çuval mısırın karşılığı olması gereken paradır.Bu her tarım ürününde böyledir ve en fazla senyoraj geliri elde etme hakkını veren sektör tarım sektörüdür.Ve böyleyce MEM`in açılımı Sosyal Devlet Milli Devlet tezinde tarım için ihtiyaç duyulan finasman, elde edilen üretim karşılığında senyoraj geliri ile karşılanacağı için, tarımın desteklenmesi,ülke ekonomileri üzerinde bir yük oluşturmayacaktır.Bilakis tarımda sağlanan gelir artışı,adil gelir dağılımına destek olacağı gibi,ekonominin büyümesine ve istihdama da ciddi katkılar sağlayacaktır.

Milli Ekonomi Modeli`nin dışında böyle bir finansman oluşturmak mümkün olmadığı için tarımı da ayağa kaldırmak imkan dahilinde değildir. BTP iktidarı döneminde daha ürün tarlaya ekilmeden dünya fiyatlarının 2 ya da 3 katı fazlasına fiyatlanan tarım ürünlerinin yarı parası köylüye avans olarak verilmekte ayrıca tarım ürünleri muhtemel doğal felaketlere karşı sigortalı oluyor, ürün alım garantisi getiriliyor ve sübvanse ediliyor.En kısa yoldan söylemek gerekirse çözüm; üretim, üretim ve yine üretimdir ve bu ürün zenginliğine devletin pazar bulmasıdır. Ürettikleri tarımsal ürünlerin kendi nüfuslarını beslemenin ötesinde `ABD de hububat dağları, AB de süt nehirleri ile et buzulları` oluştuğu gibi BTP iktidarında da adeta köylü üretmekten büyük zevk alarak,cebi para dolacak ve tekrar `efendi` konumuna gelecektir.. Türkiye`de tarımla ilgili projesi olan tek ve yegane parti Bağımsız Türkiye Partisi`dir.Diğer siyasi partilerin bugün köylüyü ve çiftçiyi içinde bulunduğu darboğazdan çıkarması hiç ama hiç mümkün değildir.Türkiye`yi bu noktaya hiç şüpesiz AB ve İMF`ye evet diyerek liberal kapitalist anlayışları uygulayan bu partiler getirmiştir. BTP dışındaki bütün siyasi partilerin elindeki tek proje, liberal kapitalist anlayışlardır ve bu anlayışın tarım köylüsünü getirdiği nokta ortadadır. Artık tek bir çözüm yolu kalmıştır.Oda MEM`dir.

Sadece Türkiye değil; 4 tane uluslar arası Milli Ekonomi Modeli kongrelerinde şahit olduğumuz gibi, 45 ülkeden 350`yi aşkın bilim adamının ağzından tüm dünya,`Bizi ancak Prof. Dr. Baş`ın çözümleri ve modeli kurtarır` diye ilan ediyor. İlan etmekle kalmıyor, ABD`sinden Rusya`sına birçok devlet Prof. Dr. Baş`ın modelinin bazı temel esaslarını uygulamaya koyuyor.Türk köylüsü tekrar milletin efendisi olmak istiyorsa seçimden seçime dağıtılan kömür ve makarnaya kanmayacak ve BTP`ye evet diyerek; `veren el` konumuna gelecektir.Ağa da olmak,paşa da olmak,züğürt te olmak çiftçinin elinde…

2008-09-23 Yeni Mesaj

Konyalı çiftçi organik çilekten 2,5 milyon YTL kazanacak

Konya İl Özel İdaresi desteğiyle yapılan organik çilek tarımı sayesinde Konyalı çiftçiler bu yıl 2 milyon 500 bin YTL kazanacak. Konya İl Özel İdaresi köylerin gelir seviyesini artırmak ve köyden kente göçü azaltmak amacıyla köylüleri organik tarıma teşvik ediyor.


Konya`nın 11 ilçesinde devam eden çalışmalarda çiftçilere 11 bin 55 adet kiraz, 28 bin adet asma ve 1 milyon 700 bin çilek fidesi dağıtıldı. Organik tarımda en fazla ağırlık ise çilek üretimine verildi. Şimdilerde çiftçi, ürünün hasadını yapıyor. Çilek üretimi sayesinde gelir seviyesi artan üreticiler, bu seneki hasattan 2 milyon 500 bin YTL gelir elde etmeyi hedefliyor. Konya İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Kaçmaz, kurum olarak çiftçilerin organik tarıma geçmeleri için her türlü desteği verdiklerini belirtti. Yıl içerisinde çiftçilere kiraz, asma ve çilek fidesi dağıttıklarını söyleyen Korkmaz, çiftçilerin 405 dekarlık alanda çilek fideleri ektiklerini ifade etti.

Ekilen alandan dekar başına en az 4 ton ürün alındığını dile getiren Korkmaz, organik çilek üretiminin katlanarak arttığını vurguladı. Mahsulün sulanmasının damlama sulama sistemiyle gerçekleştirildiğini açıklayan Korkmaz, `Böylece çiftçilerin modern sulama sistemleri ile de tanışması sağlandı. Damla sulama tekniğiyle artan çilek üretimi bugün Konya ve diğer illerimizde satışa sunuluyor. Hormonlu çileklerden şikâyet eden halkımız organik çileğe akın ediyor. Hedefimiz, bütün ilçelerimizde organik tarımı yaygınlaştırmak. Bunu sadece çilekle sınırlı tutmuyoruz. Önümüzdeki yıllarda çiftçilerimizi elma, kiraz ve benzeri meyvelerle desteklemek istiyoruz.` dedi.

Ayrıca üretilen organik çileklerin yurtdışına da pazarlandığını belirten Kaçmaz, `Çiftçilerimiz halen İngiltere, Ukrayna ve Romanya`ya organik sertifikalı çilek ihracatı yapıyor.` diye konuştu. Çiftçiler de organik çilek üretiminden çok memnun kaldıklarını belirtti. Konya`nın Seydişehir ilçesi Yuvacık Köyü muhtarı İsmail Portacaklıoğlu, organik çilek üretimi sayesinde her ailenin en az 6 bin YTL gelir sağladığını kaydetti. Köylünün gelir düzeyinin organik çilek üretimi sayesinde yükseldiğini anlatan Portacaklıoğlu, önceki yıllarda göç veren köylerinin çilek üretimiyle birlikte göç almaya başladığını söyledi. Konya, Cihan

2008-09-22 Zaman

Belediye, çiftçilere örnek olmak için böğürtlen yetiştiriyor

Sivas Belediyesi ve Turizm Geliştirme Vakfı Başkanlığı işbirliğiyle yaklaşık 2 yıl önce hayata geçirilen proje kapsamında yöre çiftçisine örnek olması amacıyla 5 dekarlık alanda böğürtlen ve kardinal üzümü yetiştiriliyor. Çiftçiye örnek olması amacıyla yetiştirilen ürünlerin fideleri, isteyenlere ücretsiz olarak dağıtılıyor.

Tarımın turizme entegrasyonu amacıyla Paşabahçe Mesire ve Piknik Alanı yakınlarındaki 5 dekar alanda hayata geçirilen proje kapsamında, Sivas Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü görevlileri tarafından böğürtlen ve kardinal üzümü yetiştiriliyor. Çiftçiye örnek olması amacıyla yetiştirilen ürünler, isteyen kişilere ikram ediliyor. Ayrıca isteyenlere, böğürtlen ve kardinal üzümü fidesi de veriliyor.
Belediye Başkanı Sami Aydın, yaklaşık 2 yıl önce Sivas`ta çiftçiye örnek olması amacıyla böğürtlen fidesi getirip diktiklerini, 5 dekar alanda bu çalışmayı başlattıklarını belirterek, `Böğürtlenin Sivas`ta mükemmel bir şekilde yetiştiğini bizzat gördük. Burada yetişen ürünlerimizi başta köy muhtarlarımız olmak üzere tarımla ilgilenen kişilere ikram ederek onları teşvik etmeyi hedefledik. Çok az da olsa fide talepleri başladı. İnanıyorum ki bundan sonra bu taleplerde ciddi bir artış olacak.` dedi. Böğürtlenin yanı sıra kardinal üzümü de yetiştirdiklerini belirten Aydın, bu üzümü de böğürtlen gibi üreticilere örnek olması amacıyla yetiştirdiklerini kaydetti.
Başkan Aydın, çiftçiye örnek olması amacıyla böğürtlen ve kardinal üzümü yetiştirdiklerini aktararak, çiftçilere öncülük etmeye çalıştıklarını bildirdi. Sivas`ta tarımın çeşitlenmesi gerektiğini ifade eden Aydın, `Çünkü Sivas bir tarım bölgesi, ancak yörede klasik tarımın dışına çıkılmadığını görüyoruz. Belediye olarak tarımla uğraşanlara yeni açılımlar sunmak istedik. O doğrultuda attığımız bir adım.` dedi. Bu projelerden ticari bir beklentilerinin olmadığını belirten Aydın, bu çalışmalarla Sivas`ta tarım ve hayvancılığın gelişmesi konusunda çiftçiye destek olmak istediklerini sözlerine ekledi. Sivas, aa

2008-09-22 Zaman

Sınırları aşan Ertuğrullar, 2009`da Rusya`ya biçerdöver satacak

Türkiye`nin ilk yerli biçerdöverini imal eden Ertuğrullar Tarım Makineleri, 2008 için belirledikleri satış rakamını aştı. 5 yılda Türkiye`de 500`e yakın biçerdöver satışı yapan Ertuğrullar, yeni yılın ilk aylarında Rusya`ya ihracata başlayacak.Türkî cumhuriyetlerle de anlaşmalarını devam ettiren firmanın üretim tesislerini gezen Burdur Valisi İbrahim Özçimen, Ertuğrullar`ın girişimcilere çok iyi bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Burdur`da 58 yıl önce Teknik-İş ve Torna Atölyesi adı altında kurularak küçük çapta tarım aracı imal eden Ertuğrullar büyümesini sürdürüyor. Türkiye`nin makineli tarıma geçişinde öncü şirketler arasında yer alan Ertuğrullar, yeni modellerini satışa sunduğu biçerdöverleri ile sınırlarını aştı. Küçük bir aile şirketi iken şu an 100`e yakın kişiyi istihdam eden Ertuğrullar, bu yıl piyasaya sunduğu, ekini anında samana çevirebilen 2 yeni modeli ile satışlarını katladı.

TÜRKİYE`NİN İLK YERLİ PAMUK HASAT MAKİNESİ

Firma, başta Tokat, Konya, Nevşehir, Adıyaman, Gaziantep, Diyarbakır olmak üzere birçok ilde 100`den fazla biçerdöveri çiftçilerin hizmetine sundu. 8 modele ulaşan Ertuğrullar, bu yaz biçerdöverin yanısıra Türkiye`nin ilk yerli pamuk hasat makinesini de satışa sundu. Önümüzdeki yıllarda yeni modellerle birlikte bu makinenin de birçok ilde satılacağını ümit ettiklerini söyleyen Nurhan Ertuğrul, 1985 yılından bu yana 12 milyon dolarlık tarım makinesi ihracatı gerçekleştirdiklerini anlattı. 4 yıl önce üretimine başladıkları biçerdöverleri de önümüzdeki yılın başından itibaren Rusya ve Türkî cumhuriyetlere satmaya başlayacaklarını bildiren Nurhan Ertuğrul, ayrıca 5 yeni ürün üzerinde çalışmalarının sürdüğünü aktardı.

Bu yeni ürünleri de önümüzdeki yılın ilk aylarından itibaren tarımla uğraşan kesimin hizmetine sunacaklarının altını çizen Ertuğrul, `Daha önce Türkiye`nin bütün illerinin yanısıra Rusya, Mısır, Sudan, Tunus, Fas, Azerbaycan gibi ülkelere farklı tarım aletleri satmıştık. Ancak onlar yüzde 100 yerli malı değildi. Önümüzdeki yılın başından itibaren yüzde 100 kendi üretimimiz olan patentli biçerdöverleri de dış pazara çıkartacağız. Bu yıl ürettiğimiz yerli pamuk hasat makinesinin de kısa sürede Türkiye sınırlarını aşmasını bekliyoruz` şeklinde konuştu.

`AR-GE ÇALIŞMALARINA BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ`

Şirket olarak AR-GE çalışmalarına büyük önem verdiklerini ve bunun meyvesini hızla topladıklarını söyleyen Osman Ertuğrul ise amaçlarının tarım ülkesi Türkiye`de tarım aleti ithalatını büyük ölçüde durdurmak olduğunu bildirdi. Mahmut Ertuğrul, bunu yaparken de çiftçilerin maddi durumuna, arazi şartlarına, günümüz teknolojisine dikkat ederek en iyi ürünü en ucuza mal etmeye çalıştıklarını açıkladı.

Üretim fabrikasını gezen Burdur Valisi İbrahim Özçimen, Ertuğrullar firmasının Burdurlulara ve girişimcilere örnek olduğunu söyledi. Özçimen, `Küçük bir aile şirketinden birlik, beraberlik ve çalışma ile nerelere gelinebileceğinin en güzel örneğini sergileyen Ertuğrullar`a Burdur adına teşekkür ediyorum. Hem Ertuğrullar`dan hem de diğer girişimcilerimizden Burdur`un ekonomisini arttıracak atılımlar bekliyorum` diye konuştu.

2008-09-22 CİHAN

Konya Şeker`den üreticilere 20 trilyonluk mazot desteği

Pankobirlik kuraklık sebebiyle zor günler geçiren çiftçilere desteğini sürdürüyor. Pankobirlik Genel Başkanı ve Konya Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk zorda kalan üreticileri rahatlatmak amacıyla yaklaşık 20 trilyon lira tutarındaki 7 milyon litre motorinin dağıtılmasına başlandığını söyledi.

`Konya Ovası`nda yaşanan kuraklıktan etkilenen kesimin başında hiç kuşkusuz üreticilerimiz gelmektedir` diyen Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, bu yıl içerisinde tarımsal ürünlerden yeterli verimi alamayan üreticilerin ciddi ekonomik sıkıntı içine girdiklerini söyledi. Üreticilerin içinde bulundukları sıkıntıyı en aza indirmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Konya Şeker olarak desteklerini esirgemediklerini kaydeden Konuk, üreticilerin ekime gönül rahatlığı içinde hazırlanmaları için mazot desteğinin 3.sünü de vermeye başladıklarını vurguladı.

ÜRETİM DESTEKLENMELİ

Küresel ısınma kaynaklı kuraklıktan tüm dünyanın etkilendiğini ve bu etkilenmenin başında da tarımsal ürünlerin geldiğini belirten Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, bu nedenle Türkiye dışındaki ülkelerin tarımsal üretime ve özellikle de gıdaya büyük önem verdiklerini ve tarımı desteklediklerini kaydetti. Konuk, `Tüm dünya ülkeleri tarıma olan desteklerini artırıyor ve üreticilerine sahip çıkıyor. Tarımsal girdileri aşağı çekerek üreticilerinin daha çok üretim yapmalarına imkan tanıyor. Ülke olarak bizimde üretimin artması, gıdada dışa bağımlı olmanın önüne geçmek için pahalı girdileri aşağı çekmemiz ve üreticilerimize daha çok üretim yapma imkanı sağlamamız gerekiyor. Yoksa, bu pahalı girdilerle üretim yapmak giderek zorlaşacak ve bu da bizi gıda da dışa bağımlı bir ülke haline getirecek` dedi.

180 TRİLYONLUK DESTEK SAĞLANDI

Pankobirlik Genel Başkanı ve Konya Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk, bu kampanya dönemi içerisinde gübre, tohum, şeker ve diğer ayni yardımların yanında 2`si nakdi avans, 3`ü de mazot desteği olmak üzere üreticilere toplam 180 trilyon liralık katkı verildiğini söyledi.

2008-2009 yılı kampanya dönemi içerisinde üreticilere nakdi avans olarak 53 trilyon, gübre, ilaç, tohum, şeker ve şeker süt ürünlerinden oluşan ayni destek için 65 trilyon lira ile yine bu kampanya dönemi içerisinde ise 62 trilyon lira tutarında 20 milyon litre motorin olmak üzere toplam 180 trilyon liralık katkı verilmiş oldu.

22.09.2008   SEMRA HOYRAZ/ KONYA  Yeni Şafak

GÜNLÜK GAZETE MANŞETLERİ

Güncel Tarımsal Mevzuat

2014-Tarımsal Desteklemeler

4 Günlük Zirai Don Risk Tahmin Haritaları

2014 Yılı Ziraat Bankası Hayvancılık Kredileri

2014 Yılı Ziraat Bankası Bitkisel Üretim Kredileri

Tarımsal Veri Tabanları

Trakya Zootekni Bilim Derneği

Hal ve Borsa Ürün Fiyatları

Arşivde Ara

ÜYE GİRİŞİ

Online Ziyaretçiler

  • 07 Ziyaretçi Çevrimiçi