Sektörün En Büyük Sorunu Kayıt Dışı

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği’nin (SETBİR) yeni yönetim kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım Bakanı Mehdi Eker’i ziyaret etti. Burada Başbakan Erdoğan ve Bakan Ekere et ve süt sektörünün sorunları hakkında hazırladıkları son raporu sunan SETBİR Başkanı Erdal Bahçıvan, “Sayın Başbakanımız, Türkiye’nin önümüzdeki dönem bu sektörden çok şey beklediğini ve gerek tarımsal, gerek istihdam, gerek dış ticaret, gerekse halkın doğru beslenmesine yönelik olarak hayvancılık sektörüne ve ona bağlı sanayiye çok şey düştüğünü belirtti.” dedi.

 Süt üretiminin 6 yılda 8,5 milyon tondan 12,5 milyon tona çıktığını vurgulayan Bahçıvan, ancak et ve sütte kayıt dışı üretim sorununun büyüyerek devam ettiğini bildirdi. Erdal Bahçıvan, “Sayın Başbakanımızla sektörümüzdeki kayıt altındaki işletme sayısının yüzde 25 olduğunu paylaştık. Sektörümüz açısından en önemli sorunun kayıt dışı olduğunun altını çizdik. Kendileri de bu konuda bizimle hemfikir olduğunu ifade etti.” diye konuştu. Başbakan’la aynca üretimde mevsimsellik sorunu ile teşvikler ve destekler konusunu da gündeme getirdiklerini dile getiren SETBİR Başkanı, okul sütü programlarını mevsimsel üretim farklılıklarını ortadan kaldırmak için kullanmak gerektiği üzerinde durduklarını kaydetti. Sağlıklı süt üretim ve tüketimini teşvik etmek için, sosyal projelerin hayata geçirilmesi ve gıda güvenliği kampanyalarının yaygınlaştırılması üzerinde durduklarını da aktardı. AA

Tarım Bakanlığında Yeni Atamalar

             1 – Açık bulunan 1 inci derece kadrolu ve +3600 ek göstergeli Yayın Dairesi Başkanlığına, Recep TEZGEL’in atanması, 657 sayılı Kanunun 68/B, 71 ve 74 üncü maddeleri ile 2451 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince uygun görülmüştür.

               2 – Müsteşar Yardımcısı Mesut KÖSE’nin Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyeliğinden alınarak, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyeliğine atanması 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ve 8 inci maddeleri gereğince uygun görülmüştür.    

             3- Açık bulunan Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyeliğine, Nizamettin EKİNCİ’nin atanması, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ve 8 inci maddeleri gereğince uygun görülmüştür.            

Sağlık Bakanlığından Diyet Uyarısı

Sağlık Bakanlığı, sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için genel sağlık kontrolünden geçtikten sonra diyetisyen tarafından yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve beslenme alışkanlıklarına özgü hazırlanan zayıflama diyetlerinin uygulanması gerektiğini bildirdi. Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Sağlık Bakanlığının internet sitesinde `sıfır beden` ve şok diyetlerle ilgili öneriler yer alıyor.

Çağın en önemli sağlık sorunlarından birisi olan obezitenin, teknolojinin getirdiği yaşam şekli ve ayak üstü beslenmenin ağırlık kazanmasıyla gün geçtikçe arttığı ve yaşam kalitesini düşürdüğü kaydedilen yazıda, bir yanda değişen beslenme alışkanlıkları, diğer yanda güzelliğin `sıfır beden` gibi ölçülere indirgenmesinin, özellikle gelişme çağındaki çocuk ve ergenler üzerinde olumsuz psikolojik ve fizyolojik etkileri olduğu belirtildi.

`Manken diyetleri, mucize diyetler, şok diyetler` gibi hızlı kilo kaybına neden olan, ancak uzun vadede önemli sağlık sorunlarına yol açabilen diyetlerin, medyatik ve ticari amaçlar nedeniyle özellikle yaz aylarında sıklıkla gündeme geldiği ve pek çok genç tarafından bilinçsizce uygulandığı ifade edilerek, ergenlerde moda haline gelen `sıfır beden` tutkusunun, sağlığı önemli ölçüde tehdit ettiğine işaret edildi.

Kendini kanıtlama, kabul ettirme, beğeni toplama isteğinin en üst seviyede olduğu ergenlik döneminde fiziksel büyüme, psikolojik ve sosyal gelişimin olgunluğa eriştiği, özellikle 11-16 yaşları arasında boy uzunluğunun hızla arttığı kaydedilerek, 2-3 yıl süren bu büyüme atağı sırasında, erişkin hayattaki ağırlığın yaklaşık yarısının, total kemik kitlesinin ise yaklaşık yüzde 37`sinin kazanıldığı bildirildi.

Bilinçsizce ve kontrolsüzce uygulanan çok düşük kalorili zayıflama diyetlerinin büyüme ve gelişmede duraklama, adet yaşında gecikme ve adet düzensizlikleri, iskelet sisteminin anormal gelişimi gibi pek çok sağlık probleminin gelişimine neden olabildiği uyarısında bulunuldu.

Bilinçsizce yapılan çok düşük kalorili sağlıksız zayıflama diyetlerinin ayrıca baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizlikleri, kabızlık, kansızlık, ciltte kuruluk, saç dökülmesi gibi pek çok sağlık sorunları yol açtığı ifade edilerek, `Bu diyetler, bireyin bazal metabolizma hızının düşmesine, diyet sonrasında hızla verilen kiloların geri alınması nedeniyle de sürekli zayıflama diyeti uygular hale gelinmesine neden olur` ifadesine yer verildi.

Sıfır beden olma isteğiyle gelişebilecek en tehlikeli sağlık sorunlarından birinin de yeme davranış bozukluğu ile karakterize olan, halk arasında `manken hastalığı` olarak bilinen anoreksiya nervoza olduğu bildirildi.

Aşırı zayıflığın bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalıklara karşı direncin azalmasına, vücut fonksiyonlarının işleyişinde bozukluğa, kronik yorgunluk ve halsizliğe, çalışma veriminde ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olduğuna dikkat çekildi.

-Sağlıklı diyet için uyarılar-

Sağlık Bakanlığının yazısında, sağlıklı ve ideal vücut ağırlığına ulaşmak ve bu kiloyu korumak için şu öneriler yer aldı:

`-Ağırlığınızı, boy uzunluğunuzun karesine bölün ve bu oranın 20-24.9 olmasına özen gösterin.

-Kısa sürede kilo kaybını sağladığı öne sürülen ve pek çok yan etkisi bulunan çeşitli ilaçlar, gerçek kilo kaybı yerine vücuttan sadece su kaybına neden olan diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar bilinçsizce kullanılmamalıdır. Sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için, genel sağlık kontrolünden geçtikten sonra diyetisyen tarafından yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve beslenme alışkanlıklarınıza özgü hazırlanan zayıflama diyetleri uygulanmalıdır.

-Sağlıklı ve kalıcı ağırlık kaybının haftada en fazla 0.5-1.0 kg olması gerektiği unutulmamalıdır.

-Öğünlerinizi atlamayın. Düzenli aralıklarla günde 3 ana, 3 ara öğün tüketmeye özen gösterin.

-Yemeklerde hayvansal yağlar yerine bitkisel sıvı yağları ve zeytinyağını tercih edin. Margarin, kuyruk yağı, içyağı gibi katı yağları kullanmayın.

-Yemeklerinizi pişirirken haşlama, ızgara veya fırında pişirme gibi sağlıklı yöntemleri tercih edin, kızartma ve kavurma yöntemlerinden kaçının.

-Mevsimine uygun taze sebze ve meyve tüketimini artırın. İmkanlar çerçevesinde günde en az 5 porsiyon sebze veya meyve tüketmeye özen gösterin.

-Güvenli besin tüketimi için aldığınız ambalajlı gıdaların etiketlerini mutlaka okuyun, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izni almış olmasına dikkat edin.

-Yemeklerinizi yerken acele etmeyin, iyice çiğneyin. Unutmayın, tokluk hissi midenizden beyninize yaklaşık 20 dakika içinde ulaşır.

-Televizyon seyretmek, kitap okumak gibi başka bir işle meşgul olmak farkında olmadan fazla yemenize neden olabilir. Bu yüzden yemeğinizi tek bir olay olarak algılayın ve keyif alın.

-Yemeklerinizi mümkün olduğunca küçük tabaklarda porsiyonlayarak tüketmeye çalışın.

-Vücutta oluşan zararlı maddelerin atımı ve bağırsak sağlığı için günde en az 2 litre su tüketin.

-Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen besinleri tercih edin. Basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur pilavı gibi lifli besinleri tüketin.

-Haftada en az 3 kez ve 30 dakika süreyle düzenli fiziksel aktivite yapmaya özen gösterin.`

2008-09-20 TV8

Fastfood Beyin Sağlığını Bozuyor

`Zihin Sağlığı Vakfı`nın araştırmasına göre, yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksik alınması ile fast food tarzı beslenme, `depresyon, Alzheimer ve şizofreniye` neden oluyor.İngiltere`de yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. `Sustain` adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı`nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksikliği `depresyon, Alzheimer ve şizofreni` ile doğrudan ilişkili. Araştırmacılardan Courtney Van de Weyer, `Vücudu iyi beslemek, zihni de iyi beslemek anlamına geliyor` dedi.

Araştırmaya göre, yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım ilaçları, hayvan organizmasında değişikliğe yol açıyor. Bu nedenle de insanlar, omega 6 adlı yağ asidini, omega 3`ten çok daha fazla tüketir hale geliyor. Bu dengesizliğe vitamin ve mineral eksikliği de eklenince, depresyon ve hafıza sorunları ortaya çıkıyor. Araştırma raporunda, beslenme tarzında aminoasitlere, özellikle de balık tüketimine daha fazla yer verilmesi gerektiği belirtiliyor.  2008-09-20 TV8

Pompalı tüfekle kuduz avı

Van`ın Çatak ilçesinde başıboş bir köpek, 6 kişiyi ısırdı. Köpeğin kuduz olduğunun anlaşılmasından sonra ilçenin tamamı 10 günlük karantinaya alındı. İlçeye hayvan ve hayvansal ürünlerin giriş çıkışı yasaklanırken, köpek tarafından ısırılan kişilerin kontrol altında tutulduğu belirtildi. Bu arada konuyla ilgili açıklama yapan Çatak Kaymakamı Cemal Demiryürek, ilçedeki başıboş köpeklerin aşılandığını söyledi. Öte yandan, belediye ekiplerinin aldığı önlemler dikkat çekti. İddiaya göre, köpekler sokak ortasında pompalı tüfekle öldürüldü. Kepçelere doldurulan köpekler ilçe dışında açılan bir çukura gömüldü. Çatak`ta gerek görülürse karantinanin 6 aya kadar uzatılacağı bildirildi.

KUDUZ ÇAKAL KADINI ISIRDI

Zonguldak Çaycuma`ya bağlı Akpınar köyünde de, bahçesinde çalışan H.Ü. adlı bir kadına saldıran çakal, köylüler tarafından öldürüldükten sonra İlçe Tarım Müdürlüğü`ne haber verildi. Ankara`da yapılan tahlillerde çakalın kuduz olduğu tespit edildi. İlçe Tarım Müdürü Aydın Çelik, Akpınar köyüyle birlikte şu anda ilçede Saltukova beldesi ve 4 köyde kuduz nedeniyle karantina uygulandığını söyledi. Son 2 yılda bölgede kuduz vakaları görüldüğü için aşılama yapıldığını belirten Çelik, `Hayvanları 8 ayda bir aşılıyoruz. Şu anda ilçedeki büyükbaş, kedi ve köpek olmak üzere 3 binin üzerinde hayvan aşılandı. Bağlı 83 köy ve 5 beldede aşılanmamış hayvan kalmadı. Ancak, son olayda çakal yaban hayvanı olduğu için yapacak bir şeyimiz yok. Karantina şartları uygulanmaya başlandı` dedi. Çakalın ısırdığı kişinin sağlık durumunun ise iyi olduğu bildirildi.

20.09.2008 ÇAYCUMA  2008-09-20 Yeni Şafak

Akademisyenler TİGEM`e sahip çıkıyor

Devlet Üretme Çiftlikleri`nin özelleştirilmesine karşı kampanyada şu ana kadar 2 bin 500 imza toplandı.Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`na bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü`nün bünyesindeki tarım işletmelerinin özelleştirilmesine karşı çıkan bir grup akademisyen imza kampanyası başlattı. Özellikle küçük ve orta ölçekli tarım işletmelerine hayvan, fide-fidan gibi girdileri sağlamak amacıyla kurulan ve eski ismi Devlet Üretme Çiftlikleri olan TİGEM`lerin özelleştirilmesine karşı şu ana kadar 2 bin 500 dolayında imza toplandı.

İmzalarıyla Devlet Çiftlikleri`nin özelleştirilmesini istemediklerini belirten akademisyenler, ziraat mühendisleri, veteriner hekimler, üretici kooperatifi temsilcileri ve çiftçilere bugünlerde sendikacıların da katılması bekleniyor. İmza sayısı beş bini bulduğunda gerekli yerlere başvurularda bulunulacak.

Öte yandan Ziraat Mühendisleri Odası Genel Merkezi, TİGEM`lerin özelleştirilmesi ile ilgili mahkemeye başvurmuş durumda.

Şu anda Türkiye sertifikalı tahıl tohumluğunun yüzde seksenini, yem bitkileri tohumluğunun yüzde 75`ini üreten TİGEM`ler, Türkiye damızlık hayvan gereksinmesinin de yüzde onunu karşılıyor.

Türkiye tarımının bel kemiği

Bugüne kadar Acıpayam, Çiçekdağı, Gelemen, İnanlı, Gökçeada, Ardahan, Hafik, Boztepe, ve Kazova tarım işletmeleri ya özel sektöre kiralandılar ya da kapatıldılar. Şimdilerde ise elde kalanlar özelleştirme kapsamına alınacak.

Kampanyayı başlatan öğretim üyelerinden Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, TİGEM`lerin tümünün özelleştirilmesine karşı çıkılması gerektiğini belirterek, `Türkiye tarımı 1980`lerden başlayarak ABD ve AB`nin denetimi altına sokulmak istendi. Bunun için de tarımın çökertilmesi gerekiyordu. Tarımın çökertilmesi için de gerek tohumluk gerekse damızlık açısından orta ve küçük ölçekli işletmelerin ihtiyaçlarını karşılayan TİGEM`e bağlı işletmelerin zarar ettirilmesi gerekiyordu` dedi.

TİGEM işletmelerine Hazine`den kaynak aktarılmadığını ve her yıl ürettikleri katma değerden gelişme yatırımları için gerekli temel ödemelerin ayrılmadığını dile getiren Kaymakçı, `Bu işletmelerin özel bankalardan yüksek faizle borçlanması zorunlu duruma getirildi` dedi.

Kaymakçı, `En önemlisi de buralarda çalışan mühendis ve yöneticilerin iş görme yetenek ve istekleri, coşkuları geriletildi. Teknik elemanlar tarlada oturan bahçeye, ahıra gitmeyen personel durumuna getirildiler` dedi.

Bilimsel araştırmalara darbe

TİGEM`lerin aynı zamanda Türkiye`nin en güvenilir damızlık kaynaklarına sahip olduğunu ve dünyanın en önemli safkan Arap atı yetiştiriciliğinin TİGEM`lerde yapıldığını anlatan Kaymakçı şunları söyledi: `TİGEM`ler tarımsal eğitim ve etkinlikleri ile hizmet içi eğitim programları düzenleyen veteriner, ziraat ve başka fakültelerin öğrencilerine staj olanağı sunan kuruluşlardır. Öte yandan TİGEM`ler kırsal kesim yoksul ve işsizlere yönelik sertifikalı eğitim programları sunmaktadırlar. Araştırmacılar açısından en önemlisi ziraat ve veteriner fakültelerinde yapılan bilimsel araştırmaların çoğunluğu TİGEM`lerde yapılmakta idi. Çünkü buradaki hayvanlar kayıtlı hayvanlardı ve araştırmalar da kayıt esasına göre yapılır. Dolayısıyla Türkiye`nin gereksinmesine uygun yeni hayvan ve koyun tipleri üretilmişti. TİGEM`lerin özelleştirilmesi durumunda, ziraat ve veteriner fakültelerinin araştırma olanakları ortadan kalkacak.`

Bu nedenlerden TİGEM`lerin özelleştirilmesine tüm çiftçi dostlarının karşı durması gerektiğini vurgulayan Kaymakçı, `Tarımının çökertilmesi Türkiye`nin çökertilmesidir. Biz bunu engellemek için imza kampanyası başlattık. İki haftalık süreç içinde toplanan imza sayısı 2 bin 500`ü geçti. Umut ediyorum bu imza sayısı beş bini bulacak. Sonra gerekli bütün yerlere göndereceğiz` dedi. (İzmir/EVRENSEL)

Devlet Üretme Çiftlikleri`nin geleceği

Denizli Acıpayam Devlet Üretme Çiftliği, Sancak Grubu`na satıldı. Şu anda amacından uzaklaşmış bir durumda özel bir çiftlik haline geldi. Orada daha önceden üretilen koyun damızlığını üreticiler belli fiyatlardan alıyorlardı. Muğla Dalaman`daki Devlet Üretme Çiftliği, birinci derecede tarım toprakları üzerinde ve oralar turizme açılmak isteniyor. Yalova`daki çiftlik ise Araplara verilmek isteniyor.

Emine Uyar

2008-09-20 Evrensel

 

Tarımda dünya Mersin`e biz tersine gidiyoruz

IMF, AB ve ABD güdümlü Türkiye, elindeki bütün avantajları dezavantaja çeviriyor. Türkiye`nin en büyük avantajlarından birisi de hiç şüphesiz ki, verimli tarım arazilerine ve tarıma uygun hava şartlarına sahip olmasıdır.Tabii, güdümlü ve taşeron politikalar sebebiyle, yerin altında hazır vaziyette duran zenginliklerini bile değerlendiremeyen, hatta peşkeş çeken Türkiye`nin emek ve alın teri gerektiren tarımsal üretime gerektiği kadar ilgi göstermesi beklenemez.

Dünyada tarımsal üretim son bir iki yıl içinde çok önem kazandı. Fakat bu dönem zarfında bir tarım ülkesi olan Türkiye`de üretimde ciddi düşüşler yaşandı.

Adeta dünya Mersin`e giderken, biz tersine gittik.

Dünyada tarımın bel kemiği olan hububatta üretim rekorları kırılıyor. Önümüzdeki dönemde dünya hububat üretiminin 1 milyar 749 milyon ton olacağı tahmin ediliyor.

Dünya tarıma hızla yatırım yapıyor. Tarım küresel bazda daha stratejik bir konuma yerleşti. Ülkeler küresel ısınma endişesiyle tarıma yatırımlarını artırırken, diğer taraftan da tarım ürünleri enerji hammaddesi olarak da kullanılmaya başlandı.

Bir de ABD mortgage krizi neticesinde, borsa-faiz-döviz üçlüsünden para kazanma konusunda önleri tıkanan küresel finans çevreleri tarım ürünlerini stoklayarak kolay para kazanma eğilimine girdiler.

Tarım ürünleri artık sadece yenilip içilen maddeler değil, borsa aracı olmuştu.

Tabi bu durum başka tehlikeleri de beraberinde getirdi.

Örneğin hububat üzerinden para kazanmak isteyen spekülatörler, hububat üretimini de kontrolleri altına almak istediler. Eğer kontrolleri dışında piyasaya hububat sürülürse, fiyatlarla oynayamazlar, astronomik karlar elde edemezler.

Küresel güçlerin tarım ürünlerini merceğe almasının en büyük nedenlerinden birisi de ülkeleri daha kolay sömürebilmektir.

Kendisine yeten tarım ürünleri yetiştiren bir ülkeyi kontrol edebilmek, sömürebilmek, işgal edebilmek mümkün değildir.

Bu sebeple küresel güçlerin ekonomik tetikçiliğini yapan IMF ve benzerleri, hedefledikleri ülkelerin tarım üretimlerine balta vurmaya çalışmışlardır.

Örneğin Somali, Bangladeş, Brezilya…

Bu ülkeler IMF`den tavsiye almaya başladıktan sonra, önceleri en temel tarım ürünlerinde ithalatçı konumuna gelmişler, ardından da tamamen aç ve yoksul kalmışlardır.

Örneğin Türkiye…

Osmanlı`dan kalan borçları tarımsal üretimle kapatan Türkiye, bugün tarımda dış açık vermektedir, en temel ürünlerini ithal etmektedir.

TÜİK`in tahminlerine göre, önümüzdeki dönemde buğdayda normal üretime göre yüzde 11.3`lük, arpada ise yüzde 37.6`lık bir azalma öngörülmektedir.

Her karış toprağından bereket fışkıran, tatlı sularının üçte birini bile kullanmayan Türkiye`de buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, pirinç gibi rahatlıkla yetiştirebileceğimiz ürünleri ithal ediyoruz.

Türkiye sadece tarımla kâinatın zirvesine oturabilecek potansiyele sahiptir, ama işini bilen ve milletinden icazetini alan bir liderle ancak buna ulaşılabilir. Eğer gerçekten bir elimiz yağda, bir elimiz balda olmak istiyorsak, dünyada yolsuzluklarımızla değil, ekonomimizle, üretimimizle, dürüstlüğümüzle, kuşatıcılığımızla gündem olmak istiyorsak tek çözüm vardır: Milli Ekonomi Modeli ve sahibi Prof. Dr. Haydar Baş`ı iktidara getirmek.

2008-09-20 Yeni Mesaj

CHP, Artan Kuduz Vakalarını Meclis`e Taşıdı

ANKARA(ANKA) – CHP İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız, son dönemlerde artış gösteren kuduz vakalarına dikkat çekerek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay`a, konuyla ilgili olarak, yerel yönetimlerin çalışmalarının yetersizliği hakkında ne tür önlemler alındığını sordu.CHP`li Yıldız, İçişleri Bakanı Atalay`ın yazılı yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı`na verdiği soru önergesinde, başıboş hayvanların bir süredir şehir merkezlerinde dolaşmasının, kuduz vakalarının ortaya çıkmasına neden olduğunu belirtti.

Türkiye`de son zamanlarda, çok sayıda köpek ısırmaları ilgili ölümlü vakalar meydana geldiğini kaydeden Yıldız, `Son olarak 12 Eylül`de, İstanbul`un Büyükçekmece ilçesi Yakuplu beldesinde 6 kişi bir sokak köpeği tarafından ısırılmıştır. Köpeğin kuduz olduğu tespit edilmiş müşahade altına alınan köpek olaydan birkaç gün sonra ölmüş bölge karantinaya alınmıştır` dedi.Yerel yönetimlerin konu ile ilgili üzerine düşeni yerine getiremediğini ifade eden Yıldız, `Çünkü bu gibi operasyonlar bakım ve rutin kontrolleri de beraberinde getirmektedir. Bu yüzden gerekli sağlık koşullarını yerine getirerek, yeterli sayıdaki hayvan bakım evlerini açmakta yerel yönetimler yetersiz kalmaktadır` dedi. Yıldız, önergesinde Bakan Atalay`a şu soruları yöneltti:

`-İstanbul iline bağlı belediye sınırları içerisinde sizce yeteri kadar hayvan bakımevi bulunmakta mıdır?

-Başıboş hayvanlarla ilgili belediyeler tarafından yeterli önlemlerin alındığını düşünmekte misiniz?

-İstanbul`da kuduz vakalarını en aza indirmek amacıyla, yerel yönetimler ile il tarım ve sağlık müdürlüğünün yürüttükleri ortak çalışmalar var mıdır?

-Bakanlığınız tarafından konuyla ilgili olarak, yerel yönetimlerin çalışmalarının yetersiliği hakkında ne gibi önlemler alınmıştır ve bu konunun Bakanlığınızca yeterince takip edildiğini düşünmekte misiniz?

-İstanbul`un 2010 Kültür Başkenti olmasına az bir zaman varken, hala bu tip şeylerin olmasını nasıl değerlendirmektesiniz?` (ANKA) (AS/ZG) 2008-09-19 ANKA

Çatak`ta kuduz paniği

Van`ın Çatak ilçesinde, 7 vatandaşı ısıran köpeğin kuduz çıkması sonucu 6 bin 200 nüfuslu ilçe 10 günlük karantinaya alındı.Van`ın Çatak İlçe Kaymakamı Cemal Demiryürek, 7 vatandaşı ısıran köpeğin kuduz çıkması sonucu 6 bin 200 nüfuslu ilçenin 10 günlük karantinaya alındığını söyledi. Edinilen bilgiye göre 15 Eylül 2008 tarihinde başıboş bir köpeğin vatandaş ve hayvanlara saldırmasının ardından toplam 7 kişi hastaneye başvurarak tedavi altına alındı. Vatandaşları ısıran köpek itlaf edildikten sonra alınan numune Elazığ Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü`ne gönderildi.

İki günlük araştırma sonucunda köpeğin kuduz olduğu tespit edildi. Köpeğin kuduz olarak tespit edilmesinin ardından ilçede karantina başlatıldı. İlçe giriş ve çıkışına belediye ekipleri tarafından `Burada kuduz hastalığı tespit edilmiştir` tabelası asıldı.Çatak Kaymakamı Cemal Demiryürek, ilçede 7 vatandaşı ısıran köpeğin kuduz olduğunu ve ısırılan vatandaşların kontrol altında tutularak tedavilerinin yapıldığını söyledi. Kaymakam Demiryürük, olayın ardından başlattıkları çalışmalar kapsamında toplam 31 sahipli köpeği aşıladıklarını da belirterek; `15 Eylül 2008 tarihinde 6 vatandaşımız köpek tarafından ısırıldı. Sonra bir kişi daha tespit edilerek bu sayı 7`ye çıkmıştır. Vatandaşlarımız hastaneye müracaat ederek aşıları yapılmıştır. Köpek ise itlaf edildikten sonra numunesi Elazığ Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü`ne gönderildi. İki gün sonra köpeğin kuduz olduğu bilgisi geldi. Dün komisyonumuzu toplayarak gerekli tedbirleri aldık. Toplantıda 10 gün süreyle ilçeye hayvan giriş ve çıkışının yasaklandığı, kesimlerin kontrol altında yapılması, belediyenin konuyu vatandaşa duyurması, Kaymakamlık olarak bizim öğrenciler için okullara ve idari yetkililere konuyu belirten yazı göndermemiz ve haberdar etmemiz, ilçe giriş ve çıkışlarına tabela asılarak halkın bilgilendirilmesi, sahipli hayvanların aşılanması, gerekli ilaç ve malzemelerin temin edilmesine karar verildi. 10 günlük sürede başka vaka olması halinde karantina 6 aya uzatılacaktır. Bu arada ısırılan vatandaşların aşıları düzenli olarak yapılmaktadır. Ayrıca İlçe Tarım Müdürlüğü ekiplerimiz ilçe ve köylerde toplam 31 sahipli hayvanı aşılamıştır` dedi.

Belediye Başkanı Münir Bozdemir ise yaptığı açıklamada, ilçede durumun normal olduğunu ve çalışmaların tedbir amaçlı olduğunu ifade etti.

Vatandaşlar ve görgü tanıkları ise kuduz köpeğin önüne gelen herkese saldırdığını dile getirdi. Köpek tarafından ısırılan Şabettin Bakla isimli bir çocuk, pansumanlı elini göstererek köpeğin nasıl ısırdığını anlattı. Bakla, arkadaşlarının taş atması ile köpeğin kaçtığını söyledi. Arkadaşının köpek tarafından ısırıldığını gören Vehbi Koçünat, derede yürüdükleri bir sıra arkadan gelen bir köpeğin arkadaşını ısırdığını ve attıkları taşların ardından köpeğin kaçarak uzaklaştığını ifade etti.

İHA  2008-09-19 Haber7

Zonguldak`ta kuduz karantinası

Zonguldak`ın Çaycuma ilçesine bağlı Akpınar köyü, kuduz vakası nedeniyle karantinaya alındığı bildirildi.Akpınar köyünde, bahçesinde çalışan H.Ü. adlı bir kadına saldıran çakal, köylüler tarafından öldürülerek İlçe Tarım Müdürlüğüne haber verildi.Müdürlük yetkililerinin aldıkları numuneleri gönderdikleri Ankara Etlik Merkez Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü`nde yapılan tahlillerde, çakalın kuduz olduğunun belirlenmesi üzerine köy karantinaya alındı.

Çaycuma İlçe Tarım Müdürü Aydın Çelik, Akpınar köyüyle birlikte şu anda ilçede Saltukova beldesi ve 4 köyde kuduz nedeniyle karantina uygulandığını söyledi.

Son iki yılda bölgede kuduz vakaları görülmesinden dolayı sürekli aşılama gerçekleştirildiğini anlatan Çelik, şöyle konuştu:

“Hayvanları 8 ayda bir aşılıyoruz. Şu anda ilçedeki büyükbaş, kedi ve köpek olmak üzere 3 binin üzerinde hayvan aşılandı. Bağlı 83 köy ve 5 beldede aşılanmamış hayvan kalmadı. Ancak, son olayda çakal yaban hayvanı olduğu için yapacak bir şeyimiz yok. Kuduz vakasının ardından gerekli önlemler alındı. Karantina şartları uygulanmaya başlandı.“

Çelik, çakalın ısırdığı kişinin sağlık durumunun iyi olduğunu, her gün hastaneye giderek tedavisini yaptırdığını kaydetti.

(AA)2008-09-19 Sabah

SATILIK KEÇİ SÜTÜ

Web TV & Radyo & Video

4 Günlük Zirai Don Risk Tahmin Haritaları

3 Ayrı Linkten Bugünkü Tarım Haberleri

2013-Tarımsal Desteklemeler

2013 Yılı Ziraat Bankası Hayvancılık Kredileri

2013 Yılı Ziraat Bankası Bitkisel Üretim Kredileri

Güncel Tarımsal Mevzuat

Tarımsal Veri Tabanları

Trakya Zootekni Bilim Derneği

Hal ve Borsa Ürün Fiyatları

Arşivde Ara

ÜYE GİRİŞİ

Online Ziyaretçiler

  • 02 Ziyaretçi Çevrimiçi