Konyalı çiftçi organik çilekten 2,5 milyon YTL kazanacak

Konya İl Özel İdaresi desteğiyle yapılan organik çilek tarımı sayesinde Konyalı çiftçiler bu yıl 2 milyon 500 bin YTL kazanacak. Konya İl Özel İdaresi köylerin gelir seviyesini artırmak ve köyden kente göçü azaltmak amacıyla köylüleri organik tarıma teşvik ediyor.


Konya`nın 11 ilçesinde devam eden çalışmalarda çiftçilere 11 bin 55 adet kiraz, 28 bin adet asma ve 1 milyon 700 bin çilek fidesi dağıtıldı. Organik tarımda en fazla ağırlık ise çilek üretimine verildi. Şimdilerde çiftçi, ürünün hasadını yapıyor. Çilek üretimi sayesinde gelir seviyesi artan üreticiler, bu seneki hasattan 2 milyon 500 bin YTL gelir elde etmeyi hedefliyor. Konya İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Kaçmaz, kurum olarak çiftçilerin organik tarıma geçmeleri için her türlü desteği verdiklerini belirtti. Yıl içerisinde çiftçilere kiraz, asma ve çilek fidesi dağıttıklarını söyleyen Korkmaz, çiftçilerin 405 dekarlık alanda çilek fideleri ektiklerini ifade etti.

Ekilen alandan dekar başına en az 4 ton ürün alındığını dile getiren Korkmaz, organik çilek üretiminin katlanarak arttığını vurguladı. Mahsulün sulanmasının damlama sulama sistemiyle gerçekleştirildiğini açıklayan Korkmaz, `Böylece çiftçilerin modern sulama sistemleri ile de tanışması sağlandı. Damla sulama tekniğiyle artan çilek üretimi bugün Konya ve diğer illerimizde satışa sunuluyor. Hormonlu çileklerden şikâyet eden halkımız organik çileğe akın ediyor. Hedefimiz, bütün ilçelerimizde organik tarımı yaygınlaştırmak. Bunu sadece çilekle sınırlı tutmuyoruz. Önümüzdeki yıllarda çiftçilerimizi elma, kiraz ve benzeri meyvelerle desteklemek istiyoruz.` dedi.

Ayrıca üretilen organik çileklerin yurtdışına da pazarlandığını belirten Kaçmaz, `Çiftçilerimiz halen İngiltere, Ukrayna ve Romanya`ya organik sertifikalı çilek ihracatı yapıyor.` diye konuştu. Çiftçiler de organik çilek üretiminden çok memnun kaldıklarını belirtti. Konya`nın Seydişehir ilçesi Yuvacık Köyü muhtarı İsmail Portacaklıoğlu, organik çilek üretimi sayesinde her ailenin en az 6 bin YTL gelir sağladığını kaydetti. Köylünün gelir düzeyinin organik çilek üretimi sayesinde yükseldiğini anlatan Portacaklıoğlu, önceki yıllarda göç veren köylerinin çilek üretimiyle birlikte göç almaya başladığını söyledi. Konya, Cihan

2008-09-22 Zaman

Belediye, çiftçilere örnek olmak için böğürtlen yetiştiriyor

Sivas Belediyesi ve Turizm Geliştirme Vakfı Başkanlığı işbirliğiyle yaklaşık 2 yıl önce hayata geçirilen proje kapsamında yöre çiftçisine örnek olması amacıyla 5 dekarlık alanda böğürtlen ve kardinal üzümü yetiştiriliyor. Çiftçiye örnek olması amacıyla yetiştirilen ürünlerin fideleri, isteyenlere ücretsiz olarak dağıtılıyor.

Tarımın turizme entegrasyonu amacıyla Paşabahçe Mesire ve Piknik Alanı yakınlarındaki 5 dekar alanda hayata geçirilen proje kapsamında, Sivas Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü görevlileri tarafından böğürtlen ve kardinal üzümü yetiştiriliyor. Çiftçiye örnek olması amacıyla yetiştirilen ürünler, isteyen kişilere ikram ediliyor. Ayrıca isteyenlere, böğürtlen ve kardinal üzümü fidesi de veriliyor.
Belediye Başkanı Sami Aydın, yaklaşık 2 yıl önce Sivas`ta çiftçiye örnek olması amacıyla böğürtlen fidesi getirip diktiklerini, 5 dekar alanda bu çalışmayı başlattıklarını belirterek, `Böğürtlenin Sivas`ta mükemmel bir şekilde yetiştiğini bizzat gördük. Burada yetişen ürünlerimizi başta köy muhtarlarımız olmak üzere tarımla ilgilenen kişilere ikram ederek onları teşvik etmeyi hedefledik. Çok az da olsa fide talepleri başladı. İnanıyorum ki bundan sonra bu taleplerde ciddi bir artış olacak.` dedi. Böğürtlenin yanı sıra kardinal üzümü de yetiştirdiklerini belirten Aydın, bu üzümü de böğürtlen gibi üreticilere örnek olması amacıyla yetiştirdiklerini kaydetti.
Başkan Aydın, çiftçiye örnek olması amacıyla böğürtlen ve kardinal üzümü yetiştirdiklerini aktararak, çiftçilere öncülük etmeye çalıştıklarını bildirdi. Sivas`ta tarımın çeşitlenmesi gerektiğini ifade eden Aydın, `Çünkü Sivas bir tarım bölgesi, ancak yörede klasik tarımın dışına çıkılmadığını görüyoruz. Belediye olarak tarımla uğraşanlara yeni açılımlar sunmak istedik. O doğrultuda attığımız bir adım.` dedi. Bu projelerden ticari bir beklentilerinin olmadığını belirten Aydın, bu çalışmalarla Sivas`ta tarım ve hayvancılığın gelişmesi konusunda çiftçiye destek olmak istediklerini sözlerine ekledi. Sivas, aa

2008-09-22 Zaman

Sınırları aşan Ertuğrullar, 2009`da Rusya`ya biçerdöver satacak

Türkiye`nin ilk yerli biçerdöverini imal eden Ertuğrullar Tarım Makineleri, 2008 için belirledikleri satış rakamını aştı. 5 yılda Türkiye`de 500`e yakın biçerdöver satışı yapan Ertuğrullar, yeni yılın ilk aylarında Rusya`ya ihracata başlayacak.Türkî cumhuriyetlerle de anlaşmalarını devam ettiren firmanın üretim tesislerini gezen Burdur Valisi İbrahim Özçimen, Ertuğrullar`ın girişimcilere çok iyi bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Burdur`da 58 yıl önce Teknik-İş ve Torna Atölyesi adı altında kurularak küçük çapta tarım aracı imal eden Ertuğrullar büyümesini sürdürüyor. Türkiye`nin makineli tarıma geçişinde öncü şirketler arasında yer alan Ertuğrullar, yeni modellerini satışa sunduğu biçerdöverleri ile sınırlarını aştı. Küçük bir aile şirketi iken şu an 100`e yakın kişiyi istihdam eden Ertuğrullar, bu yıl piyasaya sunduğu, ekini anında samana çevirebilen 2 yeni modeli ile satışlarını katladı.

TÜRKİYE`NİN İLK YERLİ PAMUK HASAT MAKİNESİ

Firma, başta Tokat, Konya, Nevşehir, Adıyaman, Gaziantep, Diyarbakır olmak üzere birçok ilde 100`den fazla biçerdöveri çiftçilerin hizmetine sundu. 8 modele ulaşan Ertuğrullar, bu yaz biçerdöverin yanısıra Türkiye`nin ilk yerli pamuk hasat makinesini de satışa sundu. Önümüzdeki yıllarda yeni modellerle birlikte bu makinenin de birçok ilde satılacağını ümit ettiklerini söyleyen Nurhan Ertuğrul, 1985 yılından bu yana 12 milyon dolarlık tarım makinesi ihracatı gerçekleştirdiklerini anlattı. 4 yıl önce üretimine başladıkları biçerdöverleri de önümüzdeki yılın başından itibaren Rusya ve Türkî cumhuriyetlere satmaya başlayacaklarını bildiren Nurhan Ertuğrul, ayrıca 5 yeni ürün üzerinde çalışmalarının sürdüğünü aktardı.

Bu yeni ürünleri de önümüzdeki yılın ilk aylarından itibaren tarımla uğraşan kesimin hizmetine sunacaklarının altını çizen Ertuğrul, `Daha önce Türkiye`nin bütün illerinin yanısıra Rusya, Mısır, Sudan, Tunus, Fas, Azerbaycan gibi ülkelere farklı tarım aletleri satmıştık. Ancak onlar yüzde 100 yerli malı değildi. Önümüzdeki yılın başından itibaren yüzde 100 kendi üretimimiz olan patentli biçerdöverleri de dış pazara çıkartacağız. Bu yıl ürettiğimiz yerli pamuk hasat makinesinin de kısa sürede Türkiye sınırlarını aşmasını bekliyoruz` şeklinde konuştu.

`AR-GE ÇALIŞMALARINA BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ`

Şirket olarak AR-GE çalışmalarına büyük önem verdiklerini ve bunun meyvesini hızla topladıklarını söyleyen Osman Ertuğrul ise amaçlarının tarım ülkesi Türkiye`de tarım aleti ithalatını büyük ölçüde durdurmak olduğunu bildirdi. Mahmut Ertuğrul, bunu yaparken de çiftçilerin maddi durumuna, arazi şartlarına, günümüz teknolojisine dikkat ederek en iyi ürünü en ucuza mal etmeye çalıştıklarını açıkladı.

Üretim fabrikasını gezen Burdur Valisi İbrahim Özçimen, Ertuğrullar firmasının Burdurlulara ve girişimcilere örnek olduğunu söyledi. Özçimen, `Küçük bir aile şirketinden birlik, beraberlik ve çalışma ile nerelere gelinebileceğinin en güzel örneğini sergileyen Ertuğrullar`a Burdur adına teşekkür ediyorum. Hem Ertuğrullar`dan hem de diğer girişimcilerimizden Burdur`un ekonomisini arttıracak atılımlar bekliyorum` diye konuştu.

2008-09-22 CİHAN

Konya Şeker`den üreticilere 20 trilyonluk mazot desteği

Pankobirlik kuraklık sebebiyle zor günler geçiren çiftçilere desteğini sürdürüyor. Pankobirlik Genel Başkanı ve Konya Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk zorda kalan üreticileri rahatlatmak amacıyla yaklaşık 20 trilyon lira tutarındaki 7 milyon litre motorinin dağıtılmasına başlandığını söyledi.

`Konya Ovası`nda yaşanan kuraklıktan etkilenen kesimin başında hiç kuşkusuz üreticilerimiz gelmektedir` diyen Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, bu yıl içerisinde tarımsal ürünlerden yeterli verimi alamayan üreticilerin ciddi ekonomik sıkıntı içine girdiklerini söyledi. Üreticilerin içinde bulundukları sıkıntıyı en aza indirmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Konya Şeker olarak desteklerini esirgemediklerini kaydeden Konuk, üreticilerin ekime gönül rahatlığı içinde hazırlanmaları için mazot desteğinin 3.sünü de vermeye başladıklarını vurguladı.

ÜRETİM DESTEKLENMELİ

Küresel ısınma kaynaklı kuraklıktan tüm dünyanın etkilendiğini ve bu etkilenmenin başında da tarımsal ürünlerin geldiğini belirten Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, bu nedenle Türkiye dışındaki ülkelerin tarımsal üretime ve özellikle de gıdaya büyük önem verdiklerini ve tarımı desteklediklerini kaydetti. Konuk, `Tüm dünya ülkeleri tarıma olan desteklerini artırıyor ve üreticilerine sahip çıkıyor. Tarımsal girdileri aşağı çekerek üreticilerinin daha çok üretim yapmalarına imkan tanıyor. Ülke olarak bizimde üretimin artması, gıdada dışa bağımlı olmanın önüne geçmek için pahalı girdileri aşağı çekmemiz ve üreticilerimize daha çok üretim yapma imkanı sağlamamız gerekiyor. Yoksa, bu pahalı girdilerle üretim yapmak giderek zorlaşacak ve bu da bizi gıda da dışa bağımlı bir ülke haline getirecek` dedi.

180 TRİLYONLUK DESTEK SAĞLANDI

Pankobirlik Genel Başkanı ve Konya Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk, bu kampanya dönemi içerisinde gübre, tohum, şeker ve diğer ayni yardımların yanında 2`si nakdi avans, 3`ü de mazot desteği olmak üzere üreticilere toplam 180 trilyon liralık katkı verildiğini söyledi.

2008-2009 yılı kampanya dönemi içerisinde üreticilere nakdi avans olarak 53 trilyon, gübre, ilaç, tohum, şeker ve şeker süt ürünlerinden oluşan ayni destek için 65 trilyon lira ile yine bu kampanya dönemi içerisinde ise 62 trilyon lira tutarında 20 milyon litre motorin olmak üzere toplam 180 trilyon liralık katkı verilmiş oldu.

22.09.2008   SEMRA HOYRAZ/ KONYA  Yeni Şafak

Su Ürünleri Yönetmeliği Değişti

Su ürünlerinden hazırlanan gıdalar belli standartlarda yapılacak. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından Su Ürünleri Yönetmeliğinde değişiklik yapıldı.Yönetmelik değişikliği Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, su ürünlerinden hazırlanan insan gıdaları ile sanayi maddelerinin Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine ve Türk Standartlarında belirtilen usul ve esaslara göre yapılması zorunlu olacak.

Su ürünlerinden hazırlanan gıdalar kendine özgü renk, görünüş, koku ve tadında olacak, yabancı madde ihtiva etmeyecek. Yönetmelik değişikliğine göre, su ürünlerinin hazırlanmasında kullanılan ham madde, yardımcı madde, katkı maddeleri belirlenen hükümlere uygun olacak.

Renklendiriciler, Türk Gıda Kodeksi Gıdalarda Kullanılan Renklendiriciler Tebliğine; tatlandırıcılar, Türk Gıda Kodeksi Gıda Maddelerinde Kullanılan Tatlandırıcılar Tebliğine; diğer katkı maddeleri ise Türk Gıda Kodeksinin Renklendiriciler ve Tatlandırıcılar Dışındaki Gıda Katkı Maddeleri Tebliğine uygun olacak.

Ayrıca çift kabuklu yumuşakçalarda kimyasal, toksikolojik ve mikrobiyolojik kabul edilebilir üst sınır değerler, kabuklular ve yumuşakçalarda kimyasal, mikrobiyolojik ve organoleptik kabul edilebilir değerler ve balıklarda organoleptik, kimyasal ve mikrobiyolojik kabul edilebilir değerler tabloları da yeniden düzenlendi.

2008-09-22 TRT

Kayısı`da sorun çözülür yeter ki…

Bakış Sohbetleri`nin bu haftaki konuğu olan Kayısı Araştırma Geliştirme Vakfı Müdürü Doç. Dr. Bayram Murat Asma ile Malatya`nın kayısı gerçeğini konuştuk.Deneme üretimi yapılan erkenci ve geç olgunlaşan kayısı çeşitleri üzerinde araştırmalarını, yeni projelerini sorduk. Pazarlamadaki sorunları ve Malatya kayısısının yurt dışı pazarlarında yerini öğrenmeye çalıştık. Kayısının Malatya`nın bir markası olduğuna dikkat çeken Asma, Kayısı Araştırma Enstitüsü`nün kurulması gerektiğini belirtiyor ve kayısıda yaşanan sorunların çözülebileceğini düşünüyor.

BAKIŞ: Kayısı Araştırma Geliştirme Vakfı, kayısı ile ilgili bilimsel çalışmalar ve bazı projeler yürütüyor? Şu anda hangi projeler devam ediyor?

Doç Dr. BAYRAM MURAT ASMA: Bizim çok sayıda projemiz var. Ben, ağırlıklı olarak genetik ve ıslah konusunda çalışıyorum. Genetik ve ıslah konusu, öncelikli olarak üzerinde durulması gereken bir konu. Neden diye soracak olursanız? Malatya`nın kayısıları dünyada en kaliteli kayısı olarak tanınıyor. Sebebi de kurutmalık, şekeri yüksek, oldukça gösterişli ürünlere sahip. Ama bunlar mesela 1920 veya 1930`larda ıslah edilmiş. 70-80 yıl önce ıslah edilmiş kayısıları kullanıyoruz. Ama dünyada değişen tüketici tercihleri var. Biz gelecekte insanların tercihlerinde değişiklikler meydana geleceğini düşünerek, bugünkünden daha farklı, daha kaliteli ve daha üstün yeni kayısı çeşitleri geliştirmek istiyoruz.

Bu amaçla 2001 yılında Çok Amaçlı Kayısı Islah Projesi geliştirdik. Devlet Planlama Teşkilatı, TÜBİTAK, Malatya Kayısı Tanıtma Vakfı, İnönü Üniversitesi, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü, Tarım Bakanlığı, Tarım İl Müdürlüğü, Ziraat Meslek Lisesi gibi birçok kurumun değişik destekleri var. Mesela, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü`nün suyunu, Tarım İl Müdürlüğü`nün arazisini, TÜBİTAK`ın parasını kullanıyoruz. İnönü Üniversitesi de bize maddi anlamda destek veriyor.

Projemizin alt projeleri de var. Mesela `Geç Olgunlaşan Sofralık Kayısı Islah Projesi.` Bu bir alt projedir. Bir diğeri, `Kurutmalık Üstün Yeni Kayısı Projesi.` Bir başka projemiz, mesela Temmuz ayında Hasanbey dışında bizim sofralık kayısımız olmaz. Temmuz ayında 80-100 gr gelen yeni kayısı çeşitleri oluşturmak istiyoruz. Avrupa`da çok ciddi sıkıntılara yol açan, Malatya`da olmayan, gelecekte çok ciddi sıkıntılara yol açacak bir hastalık var.

Şarke Virüsü denilen bir hastalık. Bu Şarke Virüsü Malatya`da yok ama Kahramanmaraş`a kadar geldi. Virüs hastalığı olduğu için kimyasal mücadelesi yok. Ya siz ağaçlarınızı sökeceksiniz, ya da bu hastalığa dayanıklı yeni kayısı çeşitleri geliştireceksiniz. Malatya`nın Hacıhaliloğlu, Hasanbey gibi kayısı çeşitleri bu hastalığa karşı son derece hassas. Şimdi bizim başka bir projemizle, Avrupa Birliği fonlarınca desteklenen Şarke Virüsü`ne dayanıklı yeni kayısı çeşitleri geliştirmek istiyoruz. Mesela kuraklık artık çağımızın bir gerçeği. Biz son zamanlarda soğuğa dayanıklılık ve kuraklık konusunda çalışmalara başladık. Esasında kayısı, badem gibi, asma gibi susuzluğa dayanıklı ama ağacı 15-20 günde bir su vermeye alıştırdıysanız bu aralıklarla sulamak zorundasınız. Yani bir insan gibidir. Nasıl alıştırırsanız öyle gider. Biz diyoruz ki acaba kuraklığa dayanıklı kayısı geliştirebilir miyiz?

Mesela geç olgunlaşan bizim için bir hayaldi. Ama bakınız bugün bunu üretebildik. Tamam. Çok kaliteli değil ama biz bu aşamaya projemizin daha yüzde 10`unda geldik. Şu anda bizim elimizde 8 bin tane meyve vermesi gereken ağacımız var, ama biz 2 bin tane ağaçtan ürün almaya başladık.

Harika şeyler çıktı ortaya. Gelecek sene bu 8 bin ağaç 20 bin olacak. 20 bin olmasının anlamı şu: Milli Piyango`dan ne kadar çok bilet alırsanız şansınız çok olur ya, bizim de ne kadar çok ağacımız olursa o kadar şansımız yüksek olur.

BAKIŞ: Şimdi bunca ağaç var ve hepsinin bakımı, ilacı, gübresi, suyu var. Bu da bir maliyet gerektiriyor. Maddi imkanlarınız ne durumda? Yeterli oluyor mu?

BAYRAM MURAT ASMA: Bizim imkanlarımız çok kısıtlı. Öyle bize ayrılmış milyarlarca paramız da yok. Sayın Valimiz bize bu konuda talepte bulunduğumuzda destek oluyor. Sayın Rektör`den istiyoruz. TÜBİTAK destekliyor. TÜBİTAK bizi çok ciddi destekliyor. Üç yılda bize 150 bin YTL para verdi.

BAKIŞ: Çok ciddi projeleri yürütmek için bu rakam yeterli mi? Ya da olması gereken rakam nedir?

BAYRAM MURAT ASMA: Bizim projenin bütçesinin en az 1-2 milyon YTL olması gerekiyor. Neden? Çünkü 10 bin tane ağaca 1`er kg gübre verseniz 10 bin ton eder. Onun suyu, ilacı, gübresi inanılmaz rakamlar.

BAKIŞ: İnönü Üniversitesi`ne bağlı olarak Ziraat Fakültesi`nin kurulması sizin çalışmalarınızı nasıl etkiler?

BAYRAM MURAT ASMA: Tabi ki olumlu etkiler. Bunun için çare aranırsa çare çok. Bugün İstanbul Üniversitesi`nde İktisat Fakültesi var ama İstanbul Üniversitesi`nde Muhasebe Enstitüsü kurulmuş. Malatya`da neden Kayısı Araştırma Enstitüsü olmasın? Bu Malatya`ya bir güç katar. Hem ziraat fakültesi olsun, hem de Kayısı Araştırma Enstitüsü olsun. 1976 yılında bizim kayısıda kazandığımız para 6 milyon dolar. 28 yıllık süreçte ne kadar para getirdiği ortaya çıkmış. 28 yılda bugün 300 milyon dolara çıkmış. Önümüzdeki 10 yıl içinde neden bu rakam 1 milyon dolar olmasın?

BAKIŞ: 300 milyon dolar tekel olduğumuz bir ürün için elbette yetersiz…

BAYRAM MURAT ASMA: Tabi ki bu yetersiz. 300 milyon dolar dediğiniz nedir ki? Dünyanın en güzel kayısısın yetiştirelim, böyle güzelliklere sahip olalım, 300 milyon dolar yeterli olsun?

BAKIŞ: İspanya`da, İtalya`da ve dünyanın birçok ülkesinde kayısı yetiştiriliyor. Hatta İspanya`nın, İran`ın bizden fazla kayısı ürettiği söyleniyor. Şimdi bunlardan hangisi doğru? Biz, kuru kayısı üretimde mi bir numarayız?

BAYRAM MURAT ASMA: Biz önce bütün bu tartışmaların tümüne son vermek için şöyle bir çalışma yaptık. 1990 yılında doktora tezim için Malatya kayısılarının özelliklerini yazmak istedim. Broşürün dışında başka bir şey yoktu. 2000 yılında Kayısı Yetiştiriciliği, 2004 yılında Mişmiş, 2005 yılında Kayısıda Kükürt Sorunu, 2007 yılında Kayısı Yetiştiriciliği Projesi, 2008 yılında Anılarda Kayısı kitaplarını yayınladık. Bizim amacımız şuydu. Her kafadan bir ses çıkmasın. Bilen ile bilmeyenin söyledikleri aynı kefeye konulmasın. Tabi ki bu konuda farklı görüşler vardır. Ama gerçeği şudur: Türkiye, yılda 500-900 bin ton yaş kayısı üretiyor. Bunun büyük bir bölümünü kurutmalık olarak değerlendiriyor. İkinci sırada İran geliyor. İran`ın üretimi 250-280 bin ton. Esasında ikinci sırada Bağımsız Devletler Topluluğu geliyordu ama onlar dağılınca ülkelerin üretimi tek tek sayılmaya başlandığı için ikinci sırada İran geliyor. Üçüncü sırada Pakistan, dördüncü sırada İspanya, beşinci sırada İtalya geliyor. İspanya ve İtalya`nın üretimi 150 ile 200 bin ton arası. Ama İspanya ve İtalya şunu yapıyor. 1 kg yaş kayısıyı erken hasatlıyor, organize olmuş ve 3-4 Avro`ya satıyor. Fransa, 50-80 bin ton kayısı ihracatından 250 milyon dolar para kazanıyor.

Şimdi ben size soruyorum. Biz 4 kg yaş kayısı kurutuyoruz. 1 kg kuru kayısı elde ediyoruz. 2 liradan satıyoruz. Onlar 1 kg yaş kayısıyı 2 liradan satıyor. Hangisi daha kazançlı?

Bizim bu projemizin tabanı bu. Biz diyoruz ki dünyaya Haziran ayının birinci haftasından itibaren Ekim ayının sonuna kadar sürekli arz edebilelim.

BAKIŞ: Dünyada yaş kayısı üretim nedir? Hangi ülkeler ne kadar üretiyor?

BAYRAM MURAT ASMA: Dünyada 100 bin tonun üzerinde yaş kayısı üreten ülke sayısı 7`dir. Türkiye, Fransa, İspanya, İtalya, İran ve Pakistan. Ama bana göre bizim kayısılarımız dünyanın en kaliteli kayısılarıdır. Kayısının erkenci olması, geç olması bir değerdir. Tadı güzel, şekeri güzel Malatya kayısısının güzelliği boşta kazanılmış bir güzellik değil. Dünyanın en ünlü bilim adamlarını Malatya`ya davet ettik. Bizim kayısılarımızı yediklerinde çok şaşırdılar. Ama biz bunu yeterince değerlendirebiliyor muyuz? Değerlendiremiyoruz.

BAKIŞ: Piyasaya Haziran ayından Ekim`e kadar yaş kayısı sunmak bizim ticaret hacmimizi elbette arttıracak. Ancak bunun dışında pazarlamada ne gibi sıkıntılarımız var? İş adamlarımız kayısı ile ilgili bilimsel çalışmalardan yeteri kadar yararlanıyorlar mı?

BAYRAM MURAT ASMA : Malatya`da kayısı yetiştiriciliğinin iki temel sorunu var. Bir tanesi yetiştiricilik aşamasında bir tanesi de pazarlama aşamasında. Yetiştiricilik aşamasında 2004 yılında Malatya`da çok şiddetli bir don olayı meydana geldi. 100 bin ton kuru kayısı üreten Malatya 20 bin ton kuru kayısı üretti. Üretimin yüzde 80`i kaybolup gitti. Son zamanlara kadar Malatya`da aile işletmeleri vardı, ailenin gelini, kızı, kendi çocuğu işletmelerde çalışırdı ama şimdi artık aileler küçüldü, işçi sorunu var. Dışardan gelen mevsimlik işçiler bu işi tam bilmiyor. İşçilik maliyetleri çok yükseldi. Mekanizasyon çok az. Bir başka sorun, pazarlama aşamasında kuru kayısıya yönelik pazarlama kurulmuş. Örneğin Malatya`da, yaklaşık 700 tane kayısı ticareti ile uğraşan kişi var, 33 tane de kayısı ihracatı ile uğraşan firma var. Bunun İzmir, İstanbul gibi illerde 10-15 tane ihracatla uğraşan insan var. Bunların yüzde 90`ı kuru kayısı ihracatı yapıyor. Yani bütün sistemini, bütün hedeflerini ona göre koymuş. Son zamanlarda yaş kayısı ihracatında Malatya`da kıpırdanmalar var.

4 -8 bin ton arasında yaş kayısı ihracatından bahsediliyor. Peki Malatya 50 bin ton yaş kayısı ihraç edebilir mi? Tabi ki edebilir. 50 bin ton yaş kayısı ihracatını 2 dolardan hesaplarsanız bakın kuru kayısıya ilave olarak da 100 milyon dolar da yaş kayısıdan gelir elde edersiniz. Kayısı Malatya`da sosyal bir ürün. Yani kayısı Malatya`da herkesi ilgilendiriyor. 300-350 milyon dolar kayısının Malatya`ya girdisinin olduğunu tahmin ediyoruz. Bunun en az 150 milyon doları tüccarın eline geçse yaklaşık 250 milyon dolar da Malatya`nın ekonomisine giriyor. Dolayısıyla kayısı Malatya ilinin dinamiği. Ama pazarlamayı tam profesyonelce yapamıyoruz.

BAKIŞ: Malatya`da soğuk hava deposu kapasitesi düşük. Bunun acilen yaygınlaştırılması gerekmiyor mu?

BAYRAM MURAT ASMA: Yaş kayısıda soğuk hava depoları olması lazım. Soğutuculu kamyonlar olması lazım. Çünkü kayısı, dalından koptuğu an bozulmaya başlıyor. Bunun dalından koparılır koparılmaz mutlaka soğutucu sistemi bulunan kamyonların içerisinde soğutmaya alınması ve soğuk hava depolarına konulması lazım. Alt yapının oluşturulması şart. Bir de Malatya`da bu işe kafa yoracak insanların artması gerekiyor. Yok demiyorum, var ama yetersiz. Bizim için yurt içi pazar önemli ama asıl hedefimiz yurtdışı olmalı.

İngiltere`de, Amerika`da, Almanya`da, Fransa`daki marketlere girmesi gerekiyor. Şu göz ardı ediliyor. Mesela Washington dendiği zaman portakal olduğunu anlıyoruz değil mi? Neden Amerika`daki en ünlü mağazada, Beydağı ismi, Anadolu ismi, Malatya ismi marka olmasın ki?

BAKIŞ: Talep sorunu yok değil mi?

BAYRAM MURAT ASMA: Tek sorun organize olamamak. Bizim bu işe biraz daha önem vermemiz gerekiyor. 1975-76-77`de Malatya`da kayısı ihracatının filizlenmeye başladığı yıllarda 3-4 bin ton kuru kayısı ihracatından bugün 2007 yılı itibari ile 106 bin ton kuru kayısı ihracatına ulaşılmış ve 239 milyon dolar Türkiye ekonomisine para girmiş. Biz 1 kg çekirdek ihracat etmezken, bugün 15 milyon dolarlık çekirdek ihraç etmişiz. Buradaki lokomotif Malatya ve İzmir`deki ihracatçılar. Devlet katkı sağlamış ama bu insanlar bunu da başarmışlar. Onlara çok da fazla haksızlık yapmayalım. Biz farklı bir şey söylüyoruz. Bu yeterli mi? Hayır. Kuru kayısıdan elde ettiğimiz başarıyı zor olmakla birlikte yaş kayısıda da gösteririz. 250-300 milyon dolarlar bir çırpıda 500 milyon dolara çıkabilir. İhracatçılar kuru kayısıyı ihraç etmeyi başarmış. Bizden faydalanıyorlar mı? Biz basın yoluyla elde ettiğimiz her bilgiyi insanlara duyuruyoruz. Eğer bizden ayrıca bilgi talep ederlerse elimizden geleni de yapmaya hazırız.

Kuru kayısıda da son zamanlarda biliyorsunuz aşırı kükürt sorunu çıktı. Malatya`da gün kurusu da, kükürtlü kayısıda satılıyor. Biz şuna hazır olmalıyız artık. Dünyada organik ve natürel ürünler ön plana çıktığı bir dönemde insanların kükürtlü kayısı tercih etmeme hakları var mı? Var. Yemiyorum dediği zaman kim ne diyebilir? Kimse bir şey diyemez. O zaman biz gün kurusunu da, organik kayısıyı da üreteceğiz. Kim neyi tüketiyorsa onu alacak. Malatya`da bir firma reçel de, marmelat da üretiyor. Tatlısını yapıyor. Helvasını yapıyor. Pekmezini yapıyor. Malatya`da bu işe gerçekten kafa yoran insanlar var. Biz bu işe sadece üniversite olarak çalışmıyoruz. Tarım İl Müdürlüğü, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü ve birçok kurum var. Biz üniversite olarak bir misyonu üstlenmişiz. Üniversite, akademik ve bilimsel bilginin en zirve noktasıdır. Biz çok şey yaptık demiyoruz ama yapacağımız çok şey var. Bunların belki ihracatı, ciroları milyon dolarlara ulaşabilir. Bunları dünyaya tanıtmada, marka haline getirmede sorunlarımız var. Bu iş Malatya`da yerel medyaya reklam vermekle olmaz. İstanbul`daki dünyanın başka yerindeki adam da bilecek. En iyi reklam da tattırmaktır. Yedirebildiğimiz ölçüde en iyi reklamı yapmış oluruz. Aralık ayında Şili`den de kayısı geliyor. Bizim bu çalışmamıza Şili ve Güney Afrika`daki şirketlerden daha fazla ilgi gösteriliyor. Daha fazla takip ediliyor. Çünkü Güney yarım kürede hasat Kasım ayında başlıyor ve Ocak ayına kadar devam ediyor. Eğer bu kayısıları adapte edebilirlerse Şubat ve Mart ayında insanlara kayısı yedirebilecekler. Düşünün yani, Şili`deki bir insan bizim buradaki kayısıyı takip ediyor. Bizim de artık oturup biraz düşünmemiz lazım. Bizim 50-100 tane doktora master öğrencisinin olduğu, dünyada kayısı dendiği zaman, Kayısı Araştırma Enstitüsü denilebilecek, her türlü analizin, her türlü araştırmanın her türlü bilimsel çalışmanın yapıldığı, bir Kayısı Araştırma Enstitüsü`ne ihtiyacımız var.

BAKIŞ: Enstitü`nün kurulması için elbette girişimleriniz ya da alt yapı hazırlıklarınız vardır. Yakın bir süre içinde enstitü kurulabilir mi?

BAYRAM MURAT ASMA: Tabiî ki. Şu anda mevcut olan siyasi irade, karar aldığı zaman bu bir yıl içinde kurulur. Ben inanıyorum ki Malatya`da Kayısı Enstitüsü kurulduğu zaman çok yakın zamanda çok güçlü bir enstitüye dönüşebilir. Bizden çok daha iyi, bilimsel anlamda çok iyi çalışmalara imza atan insanlar var. Biz Amerika`daki ünlü bir profesörü Kayısı Enstitüsü`ne getirip 6 ay çalıştırabiliriz. Parasını verip çalıştırırız. Bu imkanlara ancak böyle bir kurumda sahip olabiliriz. Biz Türkiye ve Malatya olarak 15 Mayıs`ta kayısı hasadı yapıp dünyaya taze kayısı sunabiliriz. Bizim bu potansiyelimizi daha güzel kullanalım diyoruz. Bunun için kafa yoran insanlara büyük ihtiyaç var. Çünkü birlik olunca güçlü olacağız.

BAKIŞ: Peki bu ıslah edilen kayısılar ne zaman yaygınlaşır? Çiftçi ne zaman üretimine başlayabilir?

BAYRAM MURAT ASMA: Islah çalışmaları çok uzun yıllar sürer. Biz ıslah çalışmalarına 2001 yılında başladık. İlk sonuçlarını almaya başladık. Normalde ıslah çalışmaları 20-30 yıl sürer. Bizim hayalimiz şudur: Öğrencilerimiz ve bizden sonra gelecek nesiller bitirmeyecektir, devam ettireceklerdir. Biz bugün Ekim ayında olgunlaşan dedik ama yarın belki birisi çıkacak diyecek ki `Neden kayısı şeftaliden büyük olmasın`. Yani bu çalışmaların sonu yok. Hedefler değişecek. Bizim geliştirdiğimiz erkenci ve geç olgunlaşan kayısılarımız var. Birde şöyle bir konu var. Bizim koleksiyon bahçemiz bulunuyor. Biz bunları önce Tarım Bakanlığı`na tescil ettireceğiz, ondan sonra Malatya`daki tüm üreticilerimize, aşı kalemini ya da cüzi bir ücret karşılığı fidanını vereceğiz. Şu anda tescil ettirmediğimiz için böyle bir üretim aşaması yok. Ben inanıyorum ki bizim geliştirdiğimiz kayısılar Malatya`da her kayısı bahçesinde en az bir tane numune olarak bulunacak.

BAKIŞ: Malatya kayısısı tat olarak da dünyadaki diğer kayısılardan çok farklı. Daha lezzetli deniliyor. Bizim kayısılarımızın bu özelliği ile ilgili araştırmalarınız da var sanıyoruz.

BAYRAM MURAT ASMA: Bizim Çukurova Üniversitesi ile ortak bir çalışmamız var. Mesela Malatya kayısısını Ticaret ve Sanayi Odası tescil ettirdi. Coğrafi tescil işaretini aldı. Coğrafi tescil işaretinde çok önemli bir faktör vardır. Aromatik bileşikler. Çukurova Üniversitesi ile birlikte TÜBİTAK destekli bir proje yürütüyoruz. Malatya kayısıları ile yabancı kayısılar arasında aroma bileşikleri bakımından farklılıkların bilimsel ispatını yapıyoruz. Bu proje devam ediyor. 2009 yılında sonuçlanacak. Biz o zaman diyeceğiz ki Malatya kayısısının bilimsel olarak farkı şu şu aroma bileşiklerinin fazla olması. Veya diğer kayısılarda olmayan aroma bileşiklerinin Malatya kayısılarından fazla olması. Yani bilim sonsuz bir derinlik. Bilimde yeter ki çalışacak eleman olsun. Çalışılacak konu çok.

BAKIŞ: Şimdi kayısının yan ürünlerinin geliştirilmesi tüketimini ve pazarını arttıracağı kesin. Ancak ülkenin genel ekonomik şartlarında yeni bir fabrika ya da tesis kurmanın önünde başka engeller var. Üretim maliyetlerinin yüksek olması bu anlamdaki yatırımların gecikmesine bir neden midir?

BAYRAM MURAT ASMA: Şimdi imkansız denilen bir şey yoktur. İmkansızlık bir zamanın değeridir. Mesela 50 yıl önce Ekim-Kasım ayında Malatya`da kayısı dalından koparılacak deselerdi, insanlar imkansız derdi. Ama bugün bakın kayısı Ekim ayında dalından koparılıyor. Demek ki imkansızlık denilen kavram zamanla ilgili. Şimdi Fransızlar eğer 50 bin ton yaş kayısı satıp 100-150 milyon dolar para kazınıyorsa biz neden yapmayalım? Engeller var mıdır? Mutlaka vardır. Teşvikler verilmelidir. Kayısı, fındık gibi Türkiye`nin özel bir ürünüdür. Siz Malaya olarak dünya kuru kayısı üretiminin yüzde 85`ine sahip olursanız bunun birde prestij özelliği vardır. Dünyadaki bir üründe tekelsiniz. Biz o zaman kayısıya özel destekler vererek, çiftçiye, tüccara, bilim insanına destekler vererek şu güzellikleri arttıralım. Birçok insan güzel şeyler üretsin. O zaman bunları Türkiye`de böyle ürünleri özel desteklerle desteklememiz gerekiyor. Malatya`ya hastalık için dışarıdan fidan getirilmesini kesinlikle engellememiz gerekiyor. Yaş kayısı ihracat edemiyorsak, sebeplerini öğrenip sorunları çözmek için daha fazla gayret göstermemiz gerekiyor. Ben şuna inanıyorum. Malatya`da 10-20 bin ton yaş kayısı ihraç edilmeye başlanırsa, belki 10 sene, 20 sene sonra 50-100 bin ton ihraç edebiliriz.

BAKIŞ: Soğuk hava deposu ihtiyacımız nedir?

BAYRAM MURAT ASMA: Malatya`da soğuk hava deposu inanılmaz ihtiyaç. Örnek vereyim. Isparta`da elma olduğu için 300 bin ton kapasiteli soğuk hava deposu var. Malatya`nın soğuk hava deposu peynir ve süt ürünleri için kullanılan belki 2-3 bin ton. Meyve için kullanılan belki bin ton bile yok. Yaş kayısı ihracatı ve organik kayısı için soğuk hava deposu şart. Gün kurusu için soğuk hava deposu şart. Bence bu bir geçiş dönemi. İnsanlar önümüzdeki süreçte bütün buları görecek. Önümüzdeki yıllardan ben umutluyum. Bir de Malatya`daki şirketlerin yapısı değişiyor. Şirketlerin başına torunlar geliyor. Ve torunlar biraz daha eğitim sürecinden geçecekleri için onların ikna olması, bazı şeyleri görmesi daha kolay olacak.

BAKIŞ: Şimdi son yıllarda kayısıdaki kükürt oranı tartışılıyor ve ihracatçı en fazla 2000 ppm olması gereken bu kükürt oranının kendilerini zora soktuğunu söylüyor. Gerçekten 2000 ppm oranının altında kalan kuru kayısının dayanıklılığı nedir? Soğuk hava deposu olmadan en fazla ne kadar saklayabilir? Renk değişimi, bozulma olur mu?

BAYRAM MURAT ASMA: Şimdi bizim Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği ile birlikte Devlet Planlama Destekli bir projemiz var. Bu sorunun cevabına ilişkin olarak. Biz 500 ppm, 1000 ppm, 2000 ppm kayısıları normal ve soğuk hava depolarında muhafaza ediyoruz. Meydana gelen renk değişimleri, kararmaları analiz etmeye çalışıyoruz. Şu ana kadar elde ettiğimiz sonuç şu: Kayısıları muhafaza etmek için illa ki 4 derecelik bir soğukta muhafaza etmeye gerek yok. Kritik sıcaklık sınırı 20 derece. 20 derecenin üzerinde beklettiğiniz zaman hem kükürt kaybı meydana geliyor, hem de kararmalar oluşuyor. Zaten 2000 ppm ütopik bir sınırdır. Hiçbir kayısının 2000 ppm kükürt oranında tutturulması mümkün değildir. Bu rakamın altında olacak. Şimdi 2000 ppm oranında kükürt verilmiş bir kayısıyı uzun süre muhafaza edebilmek için soğuk hava deposunda tutmamız şart. 3 veya 4 ayda elinizden çıkarmanız gerekiyor. Lisanslı depoculuğun artık Malatya`ya girmesi gerekiyor. Malatya`da kayısı borsasının olması gerekiyor. Malatya 1930`larda da kayısı ihraç ediyordu. O yıllardaki pazarlama teknikleri bugün geçerli değil. Farklı bir şeyler yapmalıyız. Bizim şu anda kükürtten vazgeçmemiz mümkün olmayabilir ama 10 veya 20 yıl sonra şu anda yüzde 90`ın kükürtlü, yüzde 10`u gün kurusu ise bu dediğim gibi belki bir 20 yıl sonra yüzde 50`si gün kurusu ise yüzde 50`si kükürtlü olacak.

BAKIŞ: Evet reklam ve tanıtıma gelmek istiyoruz. Kayısının önündeki en büyük engellerden birisi de tanıtım. Bugüne kadar ciddi bir reklamı da yapılmadı. En son Ticaret Borsası bir reklam yaptı. Öncelikle bu reklamı nasıl değerlendiriyorsunuz ve tanıtım ile ilgili neler yapılmalı?

BAYRAM MURAT ASMA: Bu reklam bir ilk. Yani Televizyon kanallarına yönelik olarak bir ilktir. Ben tebrik ediyorum kendilerini. En azından bir uğraş vermişler ve ilk olarak bir reklam yapmışlar.

Şimdi bana göre kayısını çözülmeyecek sorunu yok. En önemli sorun ki; bunun altını çizerek söylüyorum, sorunun çözümünde samimi olmak. Yani samimi olacağız. Biz hangi sorunu çözmek istiyorsak o sorunu çözme konusunda samimi olacağız. Yoksa kayısının çözülmeyecek sorunu yok.

Şimdi düşünün ki hem meyve olacak, hem de onu kuruttuğunuz zaman 5 yıl muhafaza edeceksiniz. Üstelik biz bu konuda dünya tekeliyiz. Hala biz bu ürünü değerlendiremiyorsak, hala bu üründen kazanmamız gereken parayı kazanamıyorsak bir eksiklik yapıyoruz demektir. Bana göre eksiklik şudur: Fonda, Kayısı Birlik`te, İhracatçı Birliklerinde, Kayısı Araştırma Enstitüsü`nde samimi değiliz. Yoksa kim destekleyecek bunu? Kim para kazanırsa o destekleyecek. İhracatçı da, üretici de destekleyecek. Örneğin üretici ile biz konuştuk. Üretici diyor ki, `Biz inanalım, bu paranın tanıtım için harcanacağına inanalım, biz para veririz. Para veremezsek kayısı veririz.`

Kayısı Tanıtma Vakfı, 1987 yılında 200 YTL sermaye ile kurulmuş. Bugün ki sermayesi ne kadar? Tahmini olarak 40-50 bin YTL`dir.

Vakfın başkanı kim? Vali bey. İkinci başkan Belediye Başkanıdır. Bunlardan daha güvenilir bir kimse var mıdır? Eğer biz bu vakfın sermayesini 1 milyon YTL`ye ulaştırmazsak zaten çok ciddi bir şey beklenemez.

Biz şunu söylüyoruz. Hiçbir zaman fındık kadar şanslı olmadık. Çünkü fındık Türkiye`nin şanslı ürünüdür. Bakın Kayısı Birlik kapatıldı mı ne oldu bu tam bilinmiyor ama devlet hazine yardımı ile, Toprak Mahsulleri Ofisi yoluyla 100-150 bin ton fındık alıyor. O zaman sen ona 500 milyon YTL para vereceksin, kayısı için hiçbir şey yapmayacaksın. Burada bir haksızlık yok mu?

Türkiye`de şu soruyu sormak lazım. Kayısı Birlik yanlış yönetilmiş olabilir, eksikleri olabilir ama o zaman onu denetleyerek bu yanlışlıkların önüne geçilmesi gerekiyordu. Bakınız Türkiye`nin her yerinde Türkiye`ye yön veren Malatyalılar varken, Malatya`da bu kayısının böyle olması üzüntü verici.

Medyayı iyi kullanmak tanıtım için önemli. Türkiye`de çok sayıda yerel televizyon var, yerel televizyon birlikleri var. Bunların reklam spotlarında yer almak çok önemli ama bizim için hedef yurt dışı olmalı. Tanıtım derken, bizim kastettiğimiz tanınmış bir insanın çıkıp da televizyonlarda birkaç söz etmesi değil, bu etkili bir yöntemdir ama çok pahalıdır. Amerika`da ünlü bir televizyona gidip de öyle bir reklam vermeye kalksanız 10 milyon dolar para isteyecek. Malatya`nın böyle bir parayı vermesi mümkün değil. Ama biz daha ucuz fiyatlara bunları yapabiliriz. Sadece bu işe kafa yorulması yeterlidir.

Ama şunu da söylemek gerekiyor. Her şeyi biz yaptık demiyoruz. Ya da Malatya`da hiç kimse hiçbir şey yapmıyor da demiyoruz. Haksızlık olur. Sadece biraz daha fazla kafa yormamız gerekiyor. Biraz daha samimi olmamız gerekiyor. Yoksa kayısının çözülmeyecek hiçbir sorunu yok.

BAKIŞ: Vakıf konusundaki çalışmaların yetersizliğinden bahsettiniz. Bu parasal yetersizlikten kaynaklanıyor değil mi?

BAYRAM MURAT ASMA: Şimdi Vakfı Rahmetli Özal kurmuş. Malatya`ya hediye etmiş. 200 YTL sermaye ile kurulan bir vakfın sermayesini 1 milyon YTL`ye ulaştıramamışsak aradan geçen 21 yılda, bizim şapkamızı önümüze alıp düşünmemiz lazım. Bakınız 1987 yılında 200 YTL. 21 yıl geçmiş bugün 40-50 bin YTL. Haliyle burada bir tuhaflık var.

BAKIŞ: Kayısı konusu, çok geniş bir konu. Eklemek istediğiniz şeyler var mı?

BAYRAM MURAT ASMA: Az önce söylediklerimi tekrarlamak istiyorum. Elbette güzel şeyler yapılıyor. Ama yetersiz diyoruz. Malatya`da yaşayan herkes için kayısı çok önemli. İmkanlar kısıtlı, ama kısıtlı imkanlar içinde de güzel şeyler yapılıyor. Bu kadar kısıtlı imkanlar içinde güzel şeyler yapılabiliyorsa, inanıyorum ki Kayısı Enstitüsü, Mevcut Kayısı Araştırma Merkezi`nin 8-10 tane hocası, personelinin artması bütün çalışmaları daha ileri aşamaya getirecek. Tabi bunun için üniversitenin kadro konusunun çözülmesi gerekiyor.

İnsanlar samimi olarak isterlerse bu iş çözülür.

2008-09-22 www.malatyaguncel.com

Mera ıslah çalışmaları hayvancılık sektörünü harekete geçirdi

Mera Kanunu kapsamında Erzincan`da bugüne kadar 9 köyde toplam 133 bin 608 dekarlık alanda ıslah çalışması gerçekleştirildi.Erzincan`ın yüzde 38`inin meralardan oluştuğunu ve bunun 452 bin hektarlık bir alana tekabül ettiğini açıklayan Erzincan Tarım İl Müdürü Ali Lek, Mera Kanunu kapsamında öncelikli olarak tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarına başlandığını ifade etti. Tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının yanı sıra mera ıslah çalışmalarının da sürdüğünü ifade eden Lek, `Hayvancılık sektörü Erzincan için vazgeçilemez sektörlerden birisi konumundadır.

 Bu durum meralarımızın önemini daha da artırmaktadır. Hayvancılık sektöründeki kaba yem açığının giderilmesi adına meralarımızın ıslah edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bugüne kadar Erzincan`da 9 köyde 133 bin 608 dekarlık mera alanında ıslah çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu oran önümüzdeki yıllarda daha da artacaktır.` açıklamasında bulundu.Mera ıslahının sadece hayvancılık sektörüne hizmet etmediğini kaydeden İl Tarım Müdürü Ali Lek, `Meraların ıslahı ve korunması hayvancılık sektörüne katkılarının yanı sıra, toprak erozyonunun önlenmesindeki en önemli faktörlerden birisidir. Meralardaki ot yapısı toprakların korunmasında büyük rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra meralarımız ülkemizin biyolojik çeşitliliğine büyük katkı sağlamaktadırlar. Özellikle Erzincan`ın da içinde yer aldığı Erzincan-Gümüşhane-Bayburt ve Tunceli yöresindeki meralar birçok endemik bitki türünü de barındırmaktadırlar. Bu yüzden meralarımızı en iyi şekilde korumak zorundayız. Meraların verilen otlatma programına göre kullanımı son derece önemlidir.` dedi. (CİHAN)

2008-09-22 CİHAN

Isparta`da 485 kadın çiftçi eğitimden geçirildi

Isparta Tarım İl Müdürlüğü, 29 köyde 485 kadın çiftçiye, sosyal ve ekonomik konularda verdiği eğitim ardından sertifika verdi.Tarım İl Müdürü Onur Çarkçı, kadın çiftçilere gıda güvenliği, besin hijyeni, süt ve süt ürünlerinden geçebilecek hastalıklar, konserve hazırlanması, peynir yapımı, dengeli beslenme konularında eğitim verildiğini söyledi. Çarkçı, hedeflerinin, çiftçi kadınların üretkenliğine katkıda bulunarak, bilgili ve bilinçli birer vatandaş olarak sosyal hayatta yerlerini almalarını sağlamak olduğunu kaydetti.

Düzenlenen toplantılara kadınların yoğun ilgi gösterdiğini ve katılımcı sayısının her geçen gün arttığına değinen Çakçı, `Eğitim toplantılarında kadın çiftçilerimize brucella hastalığının önlenmesi amacıyla ısıtılmış sütten beyaz peynir yapımı, zekâ geriliğinin ve guatr hastalığının önlenmesi amacıyla iyotlu tuz kullanımının önemi, temiz ve bakteriden arınmış süt elde etmek amacıyla sağım ve sağım temizliği, gıda muhafaza yöntemleri, konserve yapımı, dondurarak muhafaza yöntemleri uygulamalı olarak anlatıldı` diye konuştu.

Çarkçı, besin hijyeni, yerli ve dengeli beslenme, anne sütünün önemi konularında da bilgilendirildiklerini kaydetti.

Ev ekonomisi eğitimi çerçevesinde yürütülen çalışmaların amacı; kadınları her yönden eğiterek, sosyal ve ekonomik açıdan kalkındırmak.

(CİHAN)  2008-09-22

Çiftçilerden Pamuk Festivali İsteği

ŞANLIURFA(AJANSDOĞU) – Şanlıurfa`nın Akçakale ve Harran ilçelerindeki çiftçiler, ovada yetiştirilen sanayi ürünü olarak ekonomiye yüksek katkısı olan pamuk ürününün festivalinin yapılmasını istiyor.GAP, 1994 yılında aktif hale gelmesi ve ovada sulu tarıma geçilmesi ile birlikte pamuk bölgeye yüksek derecede ekonomik katkı sağladı. Çiftçiler, kendilerine yapılan katkıların bölgede istihdama yönelik projelerle desteklenmediği ve bunun sonucunda pamuğun bölgede değerlendirilemediğini ifade ettiler. Çiftçiler, Akçakale ve Harran`da pamuğun sanayi ürününe dönüştürülmesi ve bölgede istihdam oluşturacak projelere ev sahipliği yapabilmesi için pamuk festivalinin mutlaka yapılması gerektiği üzerinde durdu. Pamuk festivalinin yapılması halinde bölgenin ülkeye ve kamuoyuna daha iyi tanıtımına katkı sağlanacağını kaydeden çiftçiler, yetkililerin desteğini istedi.

İlçe halkı, pamuk festivalinin yapılması ile birlikte Akçakale`ye gerek ekonomik, gerekse sosyo kültürel açıdan pek çok katkı sağlayacağını ifade ettiler. Festival düzenlenmesi halinde birçok etkinliğin ve akademik çalışmaların yapılabileceği, ilmi çalışmalar için zemin hazırlanacağı ve bazı noktalarda bölgenin sorunlarına çözüm getirebileceği ifade edildi.

Akçakale`de pamuk festivalinin yapılması gerektiğini ve bunun için girişimlerin başlatılması gerektiğini ifade eden Akçakale Ziraat Odası Başkanı Hamet Topdemir, `Pamuk festivalinin yapılması için bütün kurumlar sorumluluk alarak, bu işi başarmak için gayret sarf etmesi gereklidir. Pamuk festivali mutlaka yapılamalıdır. Kurumların sorumluluk kaldırması halinde bizler de Ziraat Odası olarak üzerimize düşeni yaparız` dedi.

Çiftçiler ise, `Yıllardır bizler pamuk işçiliğinin kahrını çekmekteyiz. Pamuğu bizler yetiştiriyor ve ağır bedelini ödüyoruz. Ancak pamuk kendi bölgemizden gidip başka yerlerde sanayi ürünü oluyor. Sanayi ürünü olması ile birlikte bu işin kaymağını başka bölgeler yiyor. Bizlerde ancak pamuğun ırgatlığı ile yetiniyoruz. Bu hiç adil bir paylaşım değildir. Bizler bölge çiftçisi olarak pamuğun ovada sanayiye dönüşüp buradaki insanlara istihdam oluşturmasını istiyoruz. Devlet büyüklerimize ve siyasilerimize sesleniyoruz bu sesimizi duyun` ifadelerini kullandılar.

http://www.ajansdogu.com  2008-09-22

Ünlü Arap Yarış Atları Satışa Çıkıyor

MALATYA(AJANSDOĞU) – Malatya`da yetiştirilen saf kan Arap yarış atları, açık artırma usulüyle İstanbul`da satışa sunulacak.İstanbul Veliefendi Hipodrumu`nda 6 Ekim Pazartesi günü açık artırma usulü ihaleyle satılacak olan 15 Arap yarış atından 1,5 – 2 milyon YTL civarında gelir bekleniyor. Osmanlı İmparatorluğu`na at yetiştirmek için kurulan ancak daha sonra Bursa Karacabey`le birlikte Arap yarış atı yetiştirmeye başlayan Malatya`nın Akçadağ ilçesindeki Sultansuyu Tarım İşletmesi`nde yılda iki kez yarış atlarının satışı gerçekleştiriyor. Temmuz ayında kadro fazlası taylar Malatya`da satışa sunulurken, ekim ayında da yarış atları İstanbul`da satışa arz ediliyor.

Sultan Suyu İşletmesi`nde 2008 yılı kadro fazlası 42 adet Safkan Arap tayı 24 Temmuz 2008 tarihinde satış sunulmuş, toplam 29 adet tay alıcı bulmuştu. İhalede en yüksek fiyatla Bulutay adlı yarış tayını Cemal Yıldız 73 bin YTL`ye satın almıştı. İhalede, kadro fazlası toplam 29 tayın satışından 561 bin YTL gelir elde edilmişti.

2008-09-22 www.ajansdogu.com

GÜNLÜK GAZETE MANŞETLERİ

Güncel Tarımsal Mevzuat

2014-Tarımsal Desteklemeler

4 Günlük Zirai Don Risk Tahmin Haritaları

2014 Yılı Ziraat Bankası Hayvancılık Kredileri

2014 Yılı Ziraat Bankası Bitkisel Üretim Kredileri

Tarımsal Veri Tabanları

Trakya Zootekni Bilim Derneği

Hal ve Borsa Ürün Fiyatları

Arşivde Ara

ÜYE GİRİŞİ

Online Ziyaretçiler

  • 05 Ziyaretçi Çevrimiçi